Ruhun Barut izi l. CİLT

40. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Aras'ın Öfkesi ve Yağmur'un Şiddeti: Ben, o sinsi oyunun kurbanı olmadan, onların hain planlarını yerle bir etmek istiyordum. Bu düşüncelerle boğuşurken, biraz olsun kendime gelmek ve cesaretimi toplamak adına lavaboya yöneldim. Soğuk suyu avuçlarıma doldurup yüzüme çarptığımda, kendimi daha dinç hissettim. Tam bu sırada, hafifçe aralık kalmış bir kapı gözüme çarptı ve dikkatimi çekti. Merakıma yenik düşerek kapıya doğru birkaç adım attım. İçeriye baktığımda, odanın bir duvarını kaplayan ihtişamlı bir kitaplık ve hemen yanında düzenli bir çalışma masası gördüm. Bu manzara karşısında içimden, "Galiba burası Albay'ın özel çalışma odası," diye geçirdim. Adımlarımı yavaşlatarak, odanın içine doğru ilerledim. Masanın üzerinde duran kalın bir dosya, tüm dikkatimi üzerine çekmişti. Benden ısrarla istenen bu dosyanın içinde ne olduğunu gerçekten de çok merak ediyordum. Sanki mıknatıs gibi beni kendine çeken dosyayı titreyen ellerimle aldım. Dosyanın sayfalarını çevirdikçe, içinde askeri bütçeyle ilgili bilançolar ve maliye bilgileri olduğunu fark ettim. İşte bu yüzden, dosyaya bakmadan, içeriğini sorgulamadan onlara getirmemi istemişlerdi. Aslında isimler yoktu, sadece maddi açıklar bulmak istiyorlardı belli ki. Bu düşüncelerle dosyayı hemen masanın üzerine geri bıraktım. Tam arkamı dönüyordum ki, karşımda Aras'ı gördüm. Aras, gözleri şaşkınlıkla açılmış bir şekilde bana dönerek, "Burada ne yapıyorsun Menesa?" diye sordu. Ellerimin titremesini gizlemeye çalışarak, "Hiç... Kapı açıktı, merakıma yenik düştüm. Ne çok diplomatik kitap var, onlara bakıyordum sadece," diye geveledim. Aras, hafifçe kaşlarını çatarak, "Buradan çıkalım Menesa, burası Albay'ımın özel alanı. Görürse ayıp olur," dedi. "Evet, haklısın. İzinsiz girmemem gerekiyordu," diye yanıtladım. İçimden bir ses, "Acaba dosyaya baktığımı gördü mü?" diye fısıldıyordu. Yakalanmıştım ve bu gece burada kalmam imkansızdı. Daha fazla dikkat çekmek istemiyordum. Salona geçmeden önce Aras'a seslendim. Bana döndü ve sorgulayıcı bakışlarla, "Bir şey mi diyeceksin Menesa?" diye sordu. "Evet," dedim. "Beni de eve bırakır mısın?" Aras, biraz şaşkınlıkla, "Burada kalacağını sanıyordum," dedi. "Kendimi pek iyi hissetmiyorum, eve gitsem daha iyi olacak," diye cevapladım. Aras, başını sallayarak, "Tamam, seni de bırakırım Menesa," dedi. Salona geçtiğimizde, Albay'a dönerek, "Albay'ım, müsaadenizle evime dönsem olur mu?" diye nazikçe sordum. Fahriye Teyze, hemen söze girerek, "Kızım, yatağını hazırlamıştım. Kalsaydın bu gece," dedi. "Çok isterdim Fahriye Teyze, ama eve gitsem daha iyi hissedeceğim," diye karşılık verdim. Albay, durumumu anlayışla karşılayarak, "Tamam Fahriye, zorlama kızı. Başka bir zaman yine gelir," dedi. Ben de, "Evet, gelirim Albay'ım. Her şey için çok teşekkür ederim, elinize sağlık yemekler için," diyerek minnettarlığımı dile getirdim. Aras ve Utku Demir de ayağa kalktılar. Albayla el sıkışıp, Fahriye Teyze ile sarıldık. Fahriye Teyze, elime özenle hazırlanmış bir poşet tutuşturdu. İçinde, kendi elleriyle yaptığı yemeklerden koymuştu. Arabanın yanına geldiğimizde, Demir ve Utku, sanki bir şeyler ima eder gibi, beni öne, Aras'ın yanına oturttular. Yağmur şiddetini artırmış, etraf zifiri karanlık görünüyordu. Lojmana geldiğimizde, Aras'ın yüzündeki gergin ifade dikkatimi çekti. Onu hiç bu kadar sinirli görmemiştim. Tam araç durduğunda, kapının kolunu açacaktım ki, Aras sert bir şekilde, "Sen kal Menesa. Demir, Utku, siz inin..." dedi. Onun bu halini ilk kez görüyordum; oldukça kızgın görünüyordu. İçimden, "Galiba beni gördü, anladı her şeyi," diye geçirdim. Yüreğim sıkışmıştı, nefes almakta zorlanıyordum. Acaba şimdi ne olacaktı? Bu gergin sessizlik, fırtına öncesi bir sessizlik gibiydi. Korku ve endişe tüm benliğimi sarmıştı. Gözlerim Aras'ın sertleşmiş yüzünde takılı kaldı. O an, bulunduğum durumun ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha idrak ettim. Araba, lojmanın önünde bir süre daha sessizce durdu. Etrafı saran karanlık ve şiddetlenen yağmur, içimdeki huzursuzluğu da…

Bölümün tamamını WritePad'de oku