Ruhun Barut izi l. CİLT

4. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

MARAŞ’IN DAR SOKAKLARINDA BİR GECE Güneş Maraş’ın kadim tepelerinin arkasına çekilirken, gökyüzü isli bir turuncuya boyanmıştı. Bu sokaklarda yabancıydım; şehre yeni gelmiş, henüz rotamı bile tam çizememiştim. Kaldırımda dikilmiş, Albayımızın evine gitmek üzere bir taksi çevirmek için beklerken, yolun karşı tarafındaki o çift dikkatimi çekti. Kadın otuzlarında, adam ise kırklı yaşların sert mizaçlı bir kopyası gibiydi. Kadının yürüyüşünde bir aksaklık, omuzlarında ise dünyanın tüm yükü vardı. Göz göze geldiğimiz o kısa saniyede, dudakları mühürlü olsa da elleriyle belli belirsiz bir "imdat" işareti yaptı. Aslında o işarete de gerek yoktu; bir klinik psikolog olarak ruhundaki o sessiz çığlığı ve çaresizliği bakışlarından okumuştum. Kayıtsız kalmak, vicdanıma da ettiğim yemine de ihanet olurdu. Mesafeyi koruyarak onları takip etmeye başladım. Maraş’ın dar, Arnavut kaldırımlı eski mahallelerinden birine girdik. Evin eski ahşap kapısına vardıklarında adamın öfkesi aniden patlak verdi. Hiç çekinmeden, sokak ortasında kadına şiddet uygulamaya başladı. Etraftaki birkaç evden perde arkası bakışlar süzülse de kimse kapısını açmıyordu. "Bu kadın ne yapmış olabilir ki bu vahşeti hak etsin?" diye geçirdim içimden. Cevap basitti: Hiçbir şey bu zulmün bahanesi olamazdı. Hemen telefonumu çıkarıp polisi aradım ve hızlıca konumu bildirdim. Ancak polis gelene kadar kadının nefesi kesilebilirdi. Saniyeler hayati önem taşıyordu. Soğukkanlılığımı korumaya çalışarak öne atıldım. Sivil kıyafetlerimle bir subay olarak değil, ikna kabiliyetini kullanması gereken bir psikolog olarak konuşmalıydım. "Lütfen, bırakın kadını!" dedim, sesimi titretmemeye çalışarak. Adam, kanlı gözlerini bana dikti. "Sana ne lan! Sen kimsin de karışıyorsun? Git işine bak, bela alma başına!" Karşımdaki bir "psikopat" prototipiydi; mantığın bittiği, dürtü kontrolünün tamamen kaybolduğu yerde duruyordu. Cesaretimi topladım ve kadının önüne siper oldum. Yanımda silahım yoktu ama üzerimde taşıdığım o görünmez üniformanın onuru vardı. "Sana dur dedim! Ona dokunmana izin vermem!" diye kükredim. "Öldüreceksin kadını, görmüyor musun?" O sırada kapıda iki küçük erkek çocuğu belirdi. Gözlerindeki o saf korkuyu gördüğümde içim parçalandı. Bu yaşta şahit oldukları bu vahşet, ruhlarında akut stres bozukluğunun ve ömür boyu taşıyacakları bir travmanın tohumlarını ekiyordu. Annelerinin gözleri önünde ezilmesine şahitlik ediyorlardı. "Sen insan değilsin!" dedim dişlerimin arasından. "Eğer ona bir kez daha dokunursan hayatını bitiririm senin!" Adam küçümseyen bir kahkaha attı. "Hadi oradan! Senin gibi bir kadın mı yapacak bunu?" Zaman kazanmalıydım. "Bak, çocuklar izliyor. Korkuyorlar. Sakince konuşalım, şiddet çözüm değil." "Sen çekil hele, ben onunla 'sakince' konuşacağım!" diyerek kadına hamle yaptı. "Hayır, çekilmiyorum!" dedim ve kadına dönüp fısıldadım: "Hadi, sen çocukların yanına git." İçimde korkunun kırıntısı yoktụ. Bir hayatı korumak, kendi hayatımdan daha önemli geliyordu o an. Birden adam elini beline attı ve soğuk namluyu doğrudan bana doğrulttu. "Kıpırdarsanız vururum! Bu karımla benim aramda, defol git!" Zaman algımı tamamen yitirmiştim. Saniyeler bana asır gibi geliyordu. "Tamam, sakin ol. Her neyse mesele çözeriz. Yeter ki o silahı indir," dedim sesimi olabildiğince nötr tutmaya çalışarak. "Sana çekil diyorum kadın!" Vücudumu arkamdaki kadına tamamen siper ettim. "Çekilmiyorum. Onu vurmak için önce beni vurman lazım!" Adamın gözlerinde tam bir cinnet karartısı vardı. "Tamam," dedi sesi buz gibi çıkarak. "Senin gibi çıtır bir kadını öldürmekten çekinmem." Parmakları tetiğe baskı uygularken gözlerimizi sıkıca kapattım. Ölümün soğuk nefesini ensemde hissetmiştim. Yaşanacak çok şeyim vardı ama bu insani duruşumdan ödün veremezdim. Tam o anda, kulakları sağır eden bir el silah sesi mahallede yankılandı. Kadına sımsıkı sarılmış, bedenime saplanacak o darbeyi bekliyordum. Ama acı benden gelmedi. Adamın feryadı yükseldi: "Ah! Elim! Elim gitti!" Gözlerimi açıp arkama döndüğümde, sok…

Bölümün tamamını WritePad'de oku