Ruhun Barut izi l. CİLT

36. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Lavanta Çiçeği: Sorgu odasının o buz gibi atmosferinde içeri girdiğimde, Aras'ın keskin bakışları adeta üzerime mıhlanmıştı. Gözlerinde okuduğum o pür dikkat ifade, sanki her anımı analiz ediyor gibiydi. Teröristi odaya getirdiklerinde ise, içimde tarif edilemez bir ürperti hissettim, tüylerim adeta diken diken oldu. Bu tarz olaylara artık alışmam gerektiğini, mesleğimin bir parçası olduğunu biliyordum; belki de ileride çok daha fazlasıyla karşılaşacaktım. Bu düşünceler zihnimde yankılanırken, sorgu odasındaki gerilim giderek artıyordu. Aras, teröristi zayıf noktalarından yakalamak konusunda gerçekten ustaydı. Onun bu yeteneğine hayran kalmamak elde değildi. Ancak asıl dikkatimi çeken ve içimi kemiren detay, sorgu sırasında gördüğüm bileğindeki dövmeydi. Bu dövme, işkence sırasında gördüğüm o adamın bileğindeki dövmeye o kadar benziyordu ki, içimden "Ya aynı kişi ya da dövmeler aynı" diye fısıldadım. Bu benzerlik, aklıma bir kurt düşürmüş, beni derin düşüncelere sevk etmişti. Ben sorgu odasının içinde değil, dışarıdaki tek yönlü camın ardında, onlar beni göremezken olup biteni izliyordum. Dövme izini kafamda döndürüp dururken, geçmişe dair travmatik anılarım bir anda canlandı. Boğazımda hayali bir elin sıkıldığını hissettim. Nefesim aniden kesildi, sanki görünmez bir güç beni yere doğru çekiyordu. Yere yığılıp dizlerimin üzerine çöktüm, gerçekte var olmayan o eli boğazımdan çekmeye çalışırcasına kendimi boğazımı tutarken buldum. Bedenim titriyor, zihnim ise o karanlık anılara geri dönüyordu. Aras, sorguyu bitirip yanıma geldiğinde, endişeli sesiyle beni sarmaladı: "Menesa, sakin ol, derin nefes al, geçti..." O anki sıcak sarılışı, beni gerçekliğe döndüren bir can simidi gibiydi. Sonra masanın üzerindeki su şişesini alıp kapağını hızla açtı ve titreyen ellerimle suyu yudumlamamı sağladı. Suyun serinliği boğazımdan aşağı akarken, derin bir nefes alıp yavaşça sakinleştim. O korkunç anılarımdan, o travmatik boşluktan uzaklaşmıştım artık. Aras, gözlerindeki derin endişeyle bana bakıyordu: "Üzgünüm, benim hatam. Seni bu sorguya getirmemeliydim. Özür dilerim Menesa!" dedi, sesi pişmanlıkla doluydu. Sakinleştiğimi hissedince yavaşça ayağa kalktım. "Hayır, bu sizin suçunuz değildi yüzbaşım. Ben kendim istemiştim sizden buraya gelmeyi," diye karşılık verdim. İçimde hâlâ o dövmenin etkisi vardı. Aras, sanki içimi okumuş gibi sordu: "Bu muydu o şerefsiz, Menesa?" Gözlerimi kaçırarak mırıldandım: "Bilmiyorum, yüzünü görmedim, sesini hatırlamıyorum. Ama elindeki dövme benziyordu..." Bu belirsizlik, içimdeki acıyı daha da körüklüyordu. Aras'ın gözlerindeki ifade sertleşti, sesi kararlı bir tonda yükseldi: "Sana bunu yapanları ne pahasına olursa olsun yakalayacağım Menesa! Sana kimse zarar veremez. Saçının teline bile zarar gelse dünyayı yakarım." Onun bu sözleri, içimde hem bir güven duygusu uyandırıyor hem de beni endişelendiriyordu. Aras'ın beni önemsediği o kadar açıktı ki, bu durum beni daha da geriyordu. Belki de ondan uzak durmak, her ikimiz için de en iyisiydi. "Bu benim meselem yüzbaşım, benim saçım, benim hayatım beni ilgilendirir," diyerek net bir çizgi çizmeye çalıştım. Bu sözlerimle beraber sorgu odasından dışarı çıktım. Tam kapıdan çıkarken, bir anlığına burnuma o tanıdık, ferahlatıcı lavanta kokusu geldi. En sevdiğim çiçekti lavanta... İçimden bir ses "Keşke sıkıca sarılsam o sıcacık kollarında kalsam" diye fısıldadı. Ancak o an, bu duyguları bastırmak zorundaydım. Yine kalbimdeki fırtınayla beraber eve döndüm. Albay'la konuştuğumda dosyanın yanında olmadığını öğrenmiştim. "Evinde olmalı," diye düşündüm içimden, bu bir fırsat olabilirdi. Fahriye teyzenin beni aramasını bahane ederek, hafta sonu yanına geleceğimi söyledim. Cumartesiye iki gün vardı; bu süreyi değerlendirip Levent'le konuşarak belki bir şeyler öğrenebilirdim. Tam da bunları düşünürken, kayıtlı olmayan bir numaradan çağrı geldi. Tereddüt etmeden açtım. "Menesa, benim Levent!" dedi karşıdaki ses. "Efendim Levent," dedim, sesime yapmacık bir yakınlık katarak. "Dosy…

Bölümün tamamını WritePad'de oku