Ruhun Barut izi l. CİLT

33. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Yas Tutmak; Aras, yoğun bakım koridorunun o buz gibi sessizliğinde, Menesa’nın bedenini sarsan o tarifsiz acıya siper olmaya çalışırken, zihnini kemiren o büyük sırrın ağırlığını hissediyordu. Engin Bey, son nefesini vermeden hemen önce Aras’ın elini sıkmış, dudakları mühürlenmiş bir gerçeği haykırmak üzere aralanmıştı. Ama ecel, o cümleyi tamamlamasına izin vermemiş, sırrı da beraberinde götürerek dünyadan kopup gitmişti. Ne diyecekti? Bu cevapsız soru, Aras’ın göğsünde bir kor gibi büyüyordu. Menesa, ruhu bedenden çekilmiş bir hayalet gibi, kendini kahrederek Maraş’taki evine döndü. Plan basitti; cenazeyi sabah alıp, babasının hasret duyduğu Samsun’daki köy toprağına defnedecekti. Aras, Menesa’yı bu dipsiz karanlıkta saniyelerce bile yalnız bırakmadı. Onunla beraber eve girdi, gölgesi gibi yanında durdu. Menesa eşikten adımını attığında, zamanın durduğu o anla yüzleşti. Babasının bavulu, en sevdiği gömlekleri salonda, kapının hemen yanında duruyordu. Sanki babası, "Haydi kızım, gidelim bu yabancı şehirden," demek için dün hazırlamış, onu götürmek için hazırda beklemişti. Bavulun sapına uzanan eli titredi. Bavulun üzerinde duran telefonunun ekranı aydınlandı; ablasıyla ikisinin, o kaygısız, mutlu günlerinden kalma bir fotoğrafı parlıyordu. Bu görüntü, Menesa’nın son direncini de yıktı. Tam bir duygusal çöküşün eşiğindeydi. Telefonun kilidini açtığında, ablasının defalarca aradığını gördü. Güçlü olmak, o tok sesiyle gerçeği haykırmak zorundaydı. Ama korkuyordu... Ablası hamileydi ve bu yıkıcı gerçek, onun karnındaki canı da tehlikeye atabilirdi. Cenaze Samsun’a vardığında öğrenmesi, yıkımın şiddetini daha da artırırdı; şimdi söylemeliydi. Menesa, önce kendini banyoya attı. İşkencenin soğuk izlerini, bir haftadır yıkanmamanın getirdiği o ağır kiri ve kokuyu üzerinden atmak için suyun altına girdi. Kaynar su, tenini yakarken ruhundaki yaraları da dağlıyordu. Banyodan çıktığında, babasının yasını tutmak için, matemin rengi olan simsiyah bir elbise giydi. Aras, Menesa’yı odasından çıktığında, o siyahlar içinde, ruhu dağılmış halde görünce içinin parçalandığını hissetti. Ama o bir askerdi; güçlü kalıp, Menesa’ya yıkılmaz bir destek vermek zorundaydı. Menesa banyodayken Aras, kendi evine gidip hızla üstünü değiştirmiş, Menesa’nın ona daha önce verdiği yedek anahtarla sessizce eve geri dönmüştü. Menesa salona geçip koltuğa oturdu. Gözleri açık ama feri sönmüş, öylece boş duvara bakıyordu. Aras içeri girince başını yavaşça ona çevirdi. "Aras... Ben ablamı aramak zorundayım. Kadın meraktan deliye dönmüştür. Ama nasıl... Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum?" Aras, yanına oturup sesindeki en şefkatli tonu bulmaya çalıştı: "Acını yaşamalısın Menesa. Güçlü olmak zorunda değilsin, hele benim yanımda hiç... Ama ablanla yüzleş. Yüzleş ki, bu belirsizlik içini daha fazla kemirmesin, için rahat etsin." Menesa’nın gözpınarları kurumuştu sanki; artık ağlayamıyor, gözyaşları dışarı değil, içine, yüreğinin derinliklerine akıyordu. Titreyen elleriyle babasının telefonundan ablasının numarasını buldu. Konuşmaya dermanı yoktu ama bu yükü omuzlarından atmak zorundaydı. Telefonu kulağına götürdü, hat açıldı. "Alo? Baba! Neredesin ya? Çok merak ettim! Bir haftadır deliye döndüm, neden mesaj atmıyorsun, aramıyorsun beni? Menesa da açmıyor zaten, çıldıracağım!" "Abla... Benim, Menesa." "Kardeşim? Sesin... Sesin neden böyle geliyor? Babam iyi mi? Neredesiniz kardeşim, söylesene!" Telefon Menesa’nın elinde, vücudu ise Aras’ın yanında zangır zangır titriyordu. Boğazındaki düğüm izin vermedi önce, duraksadı. Kaçış yoktu. "Abla... Babam..." "Menesa, ne oldu babama? Söyle, çatlatma insanı!" "Başımız sağ olsun abla..." Telefondan kısa, inanmaz bir gülüş duyuldu. "Menesa, benimle kafa mı buluyorsun sen? Ver şu babamı telefona, şaka yapma!" "Abla! Babam... Babam öldü!" "Ne diyorsun Menesa sen? Babam nasıl ölür, ne oldu babama, sapasağlamdı o!" Ablasının sesi bir anda feryada dönüştü. "Kalp krizi geçirmişti... Bir haftadır yoğun bakımda yatıyordu. Dayanamadı... Kalbi da…

Bölümün tamamını WritePad'de oku