Ruhun Barut izi l. CİLT

30. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

SESSİZ ÇIĞLIK VE BÜYÜK KAVUŞMA Yoğun bakım odasının o ağır, geniz yakan steril kokusu ve monitörlerden yayılan ritmik, metalik "biip" sesleri arasında, iki adamın nefesleri birbirine karışırken mühürlü bir sırrın devasa ağırlığı havada asılı kalmıştı. Engin Bey, titreyen, soğuk parmaklarıyla Aras’ın nasırlı elini sımsıkı kavramıştı. Dudakları, yıllardır ruhunda bir kilit gibi sakladığı o sarsıcı gerçeği nihayet haykırmak üzere hafifçe aralandı. Ancak tam o saniyede, Aras’ın askeri kamuflajının cebindeki telefonun keskin, tiz melodisi sessizliği bir bıçak darbesi gibi ortasından böldü. Aras, hocasının solgun gözlerindeki o derin, gitgide buğulanan anlama bakarak büyük bir mahcubiyetle fısıldadı: "Acil bir durum olabilir hocam... Çok özür dilerim, izninizle..." Engin Bey, yorgun ve anlayışlı bir tebessümle başını hafifçe salladı, nefes maskesinin altından fısıldadı: "Aç oğlum, aç... Devlet işi bekletilmeye gelmez. Git dinle." Aras, yoğun bakımın o kalın, ses geçirmez kapısından adeta bir gölge gibi dışarı süzüldü. Koridorun çiğ ışığı altında telefonu kulağına götürdüğünde, arayanın Utku olduğunu gördü. Telefonu açtığı an Utku’nun sesi heyecan dolu, nefes nefese kulaklarında yankılandı: "Komutanım! Menesa... Menesa bulundu!" Bu tek cümleyle birlikte Aras’ın dizlerindeki tüm derman bir anda çekildi; sanki altındaki zemin kaydı, koca hastane koridoru etrafında çılgınca dönmeye başladı. Bir haftadır uykusuz geçirdiği cehennem gibi geceler, boğazına oturan ve nefesini kesen o belirsizlik yumrusu bir nebze olsun çözülürken, sırtını duvara yaslayıp kendini koridordaki plastik sandalyelerden birine bıraktı. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. "Söyle Utku... İyi mi? Menesa nasıl?" dedi; sesi heyecan, korku ve umutla titriyordu. "Gaziantep’te, ıssız bir tali yol kenarında devriyeler bulmuş komutanım. Bulduklarında bilinci kapalı, baygın haldeymiş. Hemen en yakın bölge hastanesine sevk etmişler, şu an müşahede altında tutuluyor. Genel durumu iyi, hayati bir tehlikesi yok, merak etmeyin." Aras’ın gözlerinde aniden çelik gibi bir kararlılık ve şimşekler çaktı. Sandalyeden adeta fırlayarak ayağa kalktı. "Hemen Antep’e gidiyorum Utku! Derhal hazırlanıyorum!" Telefonu kapattığında içinde devasa, amansız bir savaş başlamıştı. Bir yanda genç kadının hayatta oluşunun verdiği o tarif edilemez, göğsünü yırtan mutluluk; diğer yanda ona o karanlıkta ne yaptıkları, canını nasıl yaktıkları düşüncesinin verdiği kor gibi yakıcı bir azap... Menesa’nın o narin, o naif bedenine ne acılar çektirmişlerdi? Onu nerede, hangi zindanlarda tutmuşlardı? Bunları hayal ettikçe dişlerini gıcırdatıyor, sıktığı yumruklarının tırnaklarını avuç içlerine etini parçalarcasına batırıyordu. Hızla yoğun bakım odasına geri döndü ve yatağın başucuna eğilerek müjdeyi Engin Bey’e fısıldadı: "Engin hocam! Gözün aydın... Menesa bulunmuş! Hayatta, yaşıyor!" Engin Bey, göğsünden kopup gelen hırıltılı ama derin bir rahatlama nefesiyle arkasındaki yastıklara yaslandı. Göz pınarlarından süzülen yaşlar şakaklarından aşağı süzülüp yastığına damlarken dudaklarından şükür duaları döküldü. "Ohh... Çok şükür Allah’ım, çok şükür evladım. Kızım kurtulmuş ya... Hadi durma, git yanına! Vakit kaybetmeden git, benim yavrumu bana getir!" "Gideceğim efendim, hemen yola çıkıyorum. Siz sadece iyi olmaya odaklanın, kendinizi yormayın." "Ben iyiyim, çok iyiyim artık... Menesa’m beni merak edip de sakın üzülmesin orada. Hadi git, yolun açık olsun yiğidim!" Aras, üzerindeki steril önlüğü ve maskeyi adeta göğsünden parçalarcasına söküp atarak hastane koridorlarında koşmaya başladı. Bahçedeki sivil aracına binip kontağı çevirdiğinde zihninde tek bir yemin yankılanıyordu: Onu bir daha asla ama asla yanından ayırmayacak, kimsenin ona dokunmasına izin vermeyecekti. Gaziantep yoluna saptığında, trafiğin o bitmek bilmeyen akışına takılmamak için sivil aracının ön camına kırmızı-mavi tepe lambasını yapıştırıp sirenleri son ses açtı. Şehirler arası o uzun, virajlı yol, Aras’ın içindeki amansız sabırsızlık karşıs…

Bölümün tamamını WritePad'de oku