Ruhun Barut izi l. CİLT

28. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

KALBİN MÜHRÜ VE SIRLAR Aras, ruhunu kavuran o karanlık şoku zihninde tekrar tekrar, her saniye sıfırdan yaşıyordu. Sevdiği kız, ömrünü adadığı, dokunmaya kıyamadığı o masum yüz, şimdi ne idüğü belirsiz, karanlık ellerin arasındaydı. Demir ve Utku, güvenlik odasında adeta çılgına dönmüş bir aslan gibi kükreyen komutanlarını sakinleştirmek, onu mantık sınırlarında tutmak için çırpınsalar da Aras kontrol mekanizmasını çoktan kaybetmişti. Gözü dönmüş bir savaşçı gibi odadaki panoyu yumrukluyor, nefes alamıyordu. "Komutanım sakin olun lütfen, yalvarırım!" dedi Demir, sesi titreyerek önünü kesmeye çalışırken. "Böyle öfkeyle hareket edersek hiçbir şeyi çözemeyiz!" Aras hışımla ona döndü; gözlerinde adeta şimşekler çakıyor, bakışlarıyla karşısındakini kül etmek istiyordu. "Ne diyorsun lan sen! Ulan ben bakmaya kıyamıyorum ona! Dokunurken içim titriyor, rüzgarda saçının bir tek teli zarar görecek diye ödüm koparken şimdi o şerefsizler tarafından kaçırılıyor! Ne halde olduğunu, o yaralı bedeniyle neler yaşadığını düşünmek bile istemiyorum. Ya ona işkence ediyorlarsa... Nasıl dayanır benim yüreğim buna, siz söyleyin! Hele babasına... Babasına ne diyeceğim şimdi ben? Adam umutla kızının dönmesini, hava alıp gelmesini bekliyor yukarıda. Kızının önce vurulduğunu sakladık, şimdi de kaçırıldığını nasıl söylerim ben o adama? Kalp hastasıymış be! Nasıl kaldıracak bu ağır haberi!" Demir, komutanının bu çaresiz çırpınışı karşısında ezilerek fısıldadı: "İstersen... İstersen babasına haberi biz verelim komutanım?" "Olmaz!" dedi Aras, sesi aniden bir kış ayazı gibi donarak buz kesti. "Haber vermek benim sorumluluğumda. Karargâha hemen bilgi yollayın. Bu kamera görüntülerini de yanınıza alın, bilişimdeki çocuklara götürün; o minibüsün plakasından, gittiği yönden hemen bir iz bulsunlar. Özel bir askeri arama ekibi oluşturun, civardaki tüm sığınakları, eski depoları didik didik arayacağız. Bu gizli bir görev olacak; basın ya da dışarıdan tek bir kulak dahi tek bir kelime duymayacak!" "Emredersiniz komutanım!" Aras, göğsünde kopan o devasa fırtınayı geçici bir çelik zırhla dizginleyip tüm gücünü toplayarak lojman binasına girdi. Asansöre binip ikinci kata çıkarken geçen her saniye, sırtındaki adımların her biri binlerce ton ağırlığındaymış gibi hissettiriyordu. Kendini tutmak, yıkılmamak zorundaydı; o bir askerdi, gözyaşı dökmek için ne vakti vardı ne de lüksü. Ama yıllardır kalbinde büyüttüğü, uzaktan uzağa taptığı kadının şu an acı çekiyor olma ihtimali boğazını kör bir testere gibi kesiyordu. Yumruğunu sıkarak Menesa’nın kapısının önüne geldi. Bir an duraksadı... Genç kadının ona her seferinde tebessümle açtığı kapılar, o kadife gibi sıcak sesi, yüzündeki o huzur veren eşsiz ifade bir bir gözlerinin önünden geçti. Bu güzel anılar kalbine zehirli oklar gibi saplanırken, sımsıkı sıktığı yumruğuyla kapıyı çaldı. Kapı, sanki arkasında biri nefesini tutmuş hazır bekliyormuş gibi anında, hızla açıldı. Karşısında endişeden yüzü sararmış Engin Bey duruyordu. "Nerede kızım yüzbaşı?" dedi yaşlı adam, sesi titreyerek Aras'ın gözlerinin içine bakarken. Aras, bir an donup kaldı. Boğazındaki düğüm büyüdü. "Oğlum, söylesene... Nerede benim Menesa'm?" Aras’ın gözleri dolsa da yılların askeri disipliniyle o çelikten sertliğini bozmadı. Omuzlarını dikleştirip yutkundu: "Efendim... Menesa’nın telefonunu bahçede, nizamiyeye yakın bir yerde bulduk. Sonra hemen güvenlik kameralarını inceledik... Sakin olmanızı rica ediyorum; Menesa’yı zorla bir araca bindirip kaçırmışlar." Engin Bey, aldığı bu korkunç darbeyle geriye doğru sarsıldı. Sol eli aniden acıyla kalbine gitti, parmakları gömleğini buruşturdu. "Kızım... Benim masum kızım nerede yüzbaşı? Ben ona kızdım, onu korumak için, canı yanmasın diye kırdım onu... Şimdi canı o canavarların elinde tehlikede mi diyorsun bana?" "Efendim, size namusum ve şerefim üzerine söz veriyorum, kızınızı bulup sapasağlam getireceğim! Lütfen metanetinizi koruyun, bize yardım edin!" "Bul kızımı yüzb..." Engin Bey, gömleğinin yakasını çekişti…

Bölümün tamamını WritePad'de oku