Ruhun Barut izi l. CİLT

27. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

DİRENİŞİN RENGİ Göz kapaklarımı kaplayan o kurşun gibi ağır uyuşukluğu yırtıp dünyaya döndüğümde karşılaştığım ilk şey, ruhu boğan zifiri bir karanlıktı. Başımda kaba, kirli dokulu, toz kokan bir çuval vardı; her nefes alışımda boğazıma kaçan lifler genzimi yakıyordu. Bileklerim ve ayak bileklerim, altımdaki sert tahta sandalyeye acımasızca sıkılmış kalın kendir iplerle sabitlenmişti. Zihnim her ne kadar maruz kaldığım kimyasalın etkisiyle bulutlu olsa da, o son saniyeyi, lojman nizamiyesinde parmaklarımın arasından kayıp giden telefonu milim milim hatırlıyordum. Devletin en sıkı korunan kalelerinden birinin, askeri lojmanın hemen dibinden beni elini kolunu sallayarak kaçırabilmişlerdi. Bu sadece gözü kara bir cesaretin değil, içeriden beslenen profesyonel bir ihanetin, sızdırılmış bir açığın kanıtıydı. Nasıl bir canavarın inine, nasıl karanlık bir dehlize fırlatıldığımı anlamak için duyularımı keskinleştirmeye çalıştım. Ağzıma sıkıca yapıştırılmış kalın bant yüzünden sesim bir iniltiye bile dönüşemiyordu; bu yüzden sadece bileklerimi kesen iplerle sessiz, beyhude bir kavgaya tutuştum. Aradan kaç saat, kaç gece geçmişti? Babam şu an kim bilir hangi cehennemde, nasıl bir çaresizlikle kıvranıyordu? Bunları düşünmek göğsümdeki taze yaranın üzerine tonlarca kayanın devrilmesi gibiydi. Sakin kalmalıydım. Bir psikolog olarak yıllarca travma sonrası hayatta kalma mücadelelerini incelemiş, danışanlarıma zihinsel savunma kalelerini nasıl inşa edeceklerini öğretmiştim; şimdi o teorik kalelere en çok sığınması gereken bendim. Zaman algımı yitirdiğim o karanlıkta, tenime sızan zayıf, ılık bir hava akımıyla sabahın ilk ışıklarının odaya vurduğunu hissettim. Bileklerimdeki karıncalanma çoktan uyuşuk, sızım sızım sızlayan ağır bir acıya evrilmişti. Etrafta derin bir mezar sessizliği hüküm sürüyordu, sadece kendi göğsümün hızlı ve kesik körüklenişini duyabiliyordum. Tam o çaresizlik anında, zihnimin karanlık perdesine Aras’ın o keskin, ödün vermez sureti düştü. Beni gerçekten sevmiş miydi? Eğer içindeki o suskun hisler gerçekse, şimdi bir kurt gibi izimi sürüp beni bu cehennemden çekip çıkarır mıydı? Yoksa bu dipsiz, isimsiz karanlıkta kaybolup gidecek miydim? *"Güçlü ol Menesa,"* diye fısıldadım ruhumun en derin odasına. *"Baskı altında insan zihninin sınırlarını ezbere bilen bir kadın olarak, bu şerefsizlerin önünde diz çökmeyeceksin."* Aniden dışarıdaki koridorda yankılanan, beton zemini döven ağır postalların sesiyle irkildim. Kalbim göğüs kafesimi yırtarcasına hızla çarpmaya başladı; ama bu kez aşktan ya da heyecandan değil, safi ve vahşi bir hayatta kalma güdüsüyle... Kapının gıcırtıyla açılmasının ardından kaba bir el, başımdaki çuvalı tek bir hamlede yukarı doğru çekti ve ağzımdaki bandı canımı yakarak söküp attı. Gözlerim, loş ve kirli odanın tepesinde sallanan çıplak ampulün çiğ ışığına çarpınca acıyla kısıldı, yaşlar yanaklarımdan süzüldü. Karşımda duran adam, lojman bahçesinde o zehirli teklifi yapan sesin ta kendisiydi. "Demek uyandın Menesa!" dedi, yüzünde tiksindirici bir memnuniyetle. "Sen de kimsin? Ne istiyorsun benden?" diye tısladım. Sesim kurumuş boğazımdan adeta zımpara kağıdı gibi sürtünerek çıkmıştı. "Sana gece telefonda gayet açık anlattım ama sen kestirip attın. Sana bu hayattan, bu çamurun içinden çıkman için altın bir şans sunduk ama sen o şansı elinin tersiyle teptin." "Ha, o pislik sensin demek..." dedim, bakışlarımdaki tüm nefreti yüzüne fırlatarak. "Bana o alçakça, o namussuzca teklifte bulunan hain!" "Evet, benim," dedi adam, cebinden çıkardığı gümüş sigara tabakasını parmaklarının ucunda oynatarak. "Kabul etseydin, ömrün boyunca rüyanda bile göremeyeceğin, lüks içinde bir servetin olacaktı. Sadece küçük bir imza, ufak bir bilgi akışı..." "Sizin o kanla, ihanetle yıkanmış paranızla işim olmaz benim! Beni hemen bırakın, nerede olduğumu sanıyorsunuz siz!" Adam alaycı, buz gibi bir kahkaha attı. "Seninle daha çok işimiz var teğmenim. Zorla ya da işkenceyle, o teklifi eninde sonunda kabul edeceksin. Buradan çıkış…

Bölümün tamamını WritePad'de oku