Ruhun Barut izi l. CİLT

25. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

ARAS'IN YÜREK SAVAŞI Menesa’nın bahçedeki o kararlı, bir o kadar da kırgın adımlarla karanlığa karışıp gidişini balkondan izleyen Aras, göğsüne oturan o amansız darlıkla nefes almaya çalıştı. Bu kadar ani, bu kadar kolayca pes edip gitmek istemesine inanamıyordu. Onu her zaman görevine sarsılmaz bir bağla bağlı, sorumluluklarının bilincinde bir teğmen olarak tanımıştı; hayatına dokunan bu kadından böylesine sessiz, böylesine aceleci bir veda beklemiyordu. İçinde, tarifi imkansız bir boşluk açılmıştı; sanki en hayati parçalarından biri göğsünden sökülüp o karanlık bahçede bırakılmış gibiydi. Balkon kapısının hemen arkasındaki loş salonda bekleyen Demir ve Utku, Aras’ın kendi kendine mırıldandığı o sarsıcı cümleleri duymuşlardı. Ortamdaki sessizlik, bu ani gidiş haberiyle sarsıldı. Demir, şaşkınlıkla öne atılarak sordu: "Menesa mı gidiyor? Görevini mi bırakıyor? Bu nasıl olur abi!" Sesinde şaşkınlığın ötesinde, genç kadının onları ve burayı böylece terk etmesine duyduğu gizli bir öfke barındırıyordu. Aras, içindeki o amansız savaşı bastırmaya çalışarak yavaşça içeri adımladı. Sesi, boğazına dizilen cam kırıklarının arasından süzülür gibi çatallı ve yorgun çıkmıştı: "Bilmiyorum Demir... Tek bildiğim, onun umurunda bile olmadığım. Sanki aramızda hiçbir şey yaşanmamış gibi, tek bir kalemde silip atmış her şeyi..." Demir, arkadaşının gözlerindeki o kırık dökük ifadeyi ilk kez bu kadar net görüyordu. Kaşlarını kaldırıp Aras’a doğru yaklaştı. "Umurunda mısın, değil mi orasını bilemem ama... Sanki Menesa sana fena halde kızgın be abi. Bir de o ara 'Cansu falan' dedi... Sizin aranızda bizim bilmediğimiz bir şey mi var, Aras?" Bu soruyla birlikte odanın diğer köşesinde sessizce oturan Utku’nun yüzü aniden gerildi. Bakışlarında, saklamaya çalıştığı ama beceremediği o hafif kıskançlık perdesi aralandı. "Cansu sana mı aşık yoksa Abi? Ne dönüyor burada?" dedi, sesi hem şaşkın hem de sitemkardı. Aras, üzerindeki baskının verdiği öfkeyle kaşlarını çattı. Bakışları, odadaki iki dostunun üzerinde sert bir kırbaç gibi şakladı. "Ne aşkından bahsediyorsunuz siz be! Benim Cansu’yla ne ilgim olabilir? Menesa’ya yakın olduğu için, sadece ondan haber almaya çalışıyordum o kadar. Başka hiçbir durum, hiçbir saçmalık söz konusu değil!" Demir, Aras’ın bu ani parlamasını yumuşatmak istese de içindeki o şüpheci merakı susturamıyordu. "Abi bak benden söylemesi, bu kız şimdiki hallerine hiç benzemiyor. Menesa da aşağıdan sana fena laf çaktı. 'Anla artık' demek istedi işte... Sence Cansu, Menesa’ya ne dedi de o kız sana bu kadar öfkelendi?" Aras, Demir’in kurduğu bu mantık zinciriyle bir an duraksadı. Menesa’nın gitme kararının arkasında kendisine duyduğu bir öfke olabileceği fikri, zihninin karanlık köşelerine bir ışık gibi sızdı. "Menesa bana mı öfkeli gözüküyor?" diye fısıldadı kendi kendine. Sonra savunmaya geçer gibi ekledi: "Cansu ne diyecek ki kıza? Kendi ağzıyla söyledi işte, 'Gideceğimi Cansu söylemiştir sana' dedi. Yani kız sadece bir aracı oldu, o kadar." Utku, Aras’ın bu savunmasını onaylarcasına başını salladı ama sesindeki o imalı tonu korumaktan da geri durmadı: "Doğru diyor Aras. Cansu güzel kız, kafa da zehir gibi maşallah..." Demir, Utku’nun bu hayranlık dolu çıkışına ters bir bakış fırlattı. "Ne diyorsun lan sen? Cansu sana bakar mı hiç? Kendine gel oğlum!" Utku, bu doğrudan gelen darbeyle biraz içerleyerek omuz silkti: "Demo, ayıp ediyorsun ama! Neden bakmasınmış?" Aras, ikisinin bu anlamsız, çocuksu çekişmesinden ve kendi içindeki yangının ortasında böyle saçma konularla uğraşmaktan tamamen bunalmıştı. Sesini yükselterek araya girdi, bu kez komutan kimliği sesinin her bir hücresine sinmişti: "Kesin lan sesinizi! Ne zaman ciddi bir şey konuşsak birbirinize girmeden duramıyorsunuz. Bu gidişle kendi evime çıkacağım, kafam almıyor artık sizi!" Aras’ın sesindeki o keskin ciddiyet ve yorgunluk, odadaki havayı bir anda dağıttı. Demir ve Utku, sınırları aştıklarını anlayarak hızla geri adım attılar. İkisi de neredeyse aynı anda, "Tamam abi, sen gi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku