Ruhun Barut izi l. CİLT

24. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

VEDA KÜLLERİ Cansu’nun gidişinin ardından evde kalan sessizlik, sıradan bir sessizlik değildi; her köşeye sinmiş, insanı boğan ağır bir tortuydu. Çok geçmeden, koridorda babasının o her tınısını ezbere bildiği ağır ayak sesleri yankılandı. Evin duvarları, sanki üzerine doğru yürüyen devasa levhalar gibi daralıyor, odadaki oksijen her saniye biraz daha azalıyordu. Göğsündeki o tanıdık sıkışma hissi, genç kadını adeta dipsiz bir kuyunun dibine çekiyordu. Ruhunun çırpınışlarına daha fazla dayanamayarak adımlarını aceleyle dış kapıya doğru yönlendirdi. "Baba, ben biraz dışarı çıkacağım," dedi, sesindeki o telaşlı kurtulma arzusunu gizlemeye çalışarak. "Hava alıp hemen dönerim." Babası, o hiç değişmeyen aşırı korumacı tavrıyla duraksadı. Kaşları endişeyle çatılırken, bakışları önce kızının solgun yüzünde, ardından bileğindeki saatin yelkovanında gezindi. "Bu halinle mi kızım? Bu saatte dışarı çıkılmaz, otur oturduğun yerde. Ne işin var dışarıda şimdi?" Onun o itiraz kabul etmeyen, duvar örücü ses tonu normalde Menesa’yı durdururdu; fakat bu kez içindeki yangın o kadar harlıydı ki sessizce kabullenip geri çekilmeye niyeti yoktu. "Baba, lütfen..." diye fısıldadı, sesindeki çaresizlik yalvarmaya dönmüştü. "Sadece biraz hava alacağım. Bir haftadır bu evin içinde duvarlarla konuşuyorum. Nefes almaya gerçekten çok ihtiyacım var. Bahçede olacağım, söz veriyorum uzaklaşmayacağım." Kızının gözlerindeki o derin bıkkınlığı gören adamın sert hatları yavaşça gevşedi, ancak yüzündeki o gölgeli kaygı katmanı tamamen silinmedi. Derin bir nefes alıp, "Tamam, madem öyle ısrar ediyorsun, ben de seninle geleyim. Beraber yürürüz," dedi. Gözlerini Menesa’nın yüzünden ayırmıyordu. "Hem bu suratının hali ne? Neden asık suratlısın? Bir şey mi oldu, canını sıkan bir durum mu var?" Babasının bu sevgi dolu korumacılığı, o an Menesa’nın sırtında tonlarca ağırlıkta bir yüke dönüşmüştü. Şu an dünyadaki hiçbir sese katlanacak gücü yoktu; sadece kendi sessizliğiyle baş başa kalmak istiyordu. "Baba, lütfen... Yalnız kalmak istiyorum, sadece birazcık. Bahçede birkaç tur atıp hemen geleceğim, söz." Yaşlı adam, omuzlarını çökerten bir yenilgiyle içini çekti. "Tamam kızım, git ama çok kalma. Üşütme kendini." "Tamam baba, çocuk değilim ben artık!" diyerek kapıyı araladı. İçindeki fırtınalarla boğuşurken, babasıyla sevgi dilinden de olsa yeni bir tartışmaya girecek takati kalmamıştı. Dışarıda gece, ayazını çoktan kuşanmıştı. Menesa, üzerine geçirdiği salaş eşofman takımının rahatlığına sığındı; krem rengi, dizlerine kadar uzanan o yumuşak hırkasını bir zırh gibi omuzlarına çekti. Evden çıkmadan önce aynadaki aksine son bir kez baktığında, gözlerinin sınırına biriken yaşları gördü. Sanki birisi omzuna dokunsa, o dokunuşla birlikte tüm barajları yıkılacak ve hıçkıra hıçkıra ağlayacaktı. Kendini gecenin soğuk koynuna bıraktığı an, kulaklıklarını taktı. Kıraç’ın hüzün yüklü, geçmişin muhasebesini yapan sesi, zihnindeki tüm gürültüyü bastırarak kulaklarında yankılanmaya başladı: *“Yıllar Sonra...”* > *"Yıllar sonra da bir hazan sabahında* > *Sessizce uyanırsam yüreğimde olacaksın* > *İşte o an nerelerden duyacaksın* > *Vakit çok geç, bitmiş olacak* > *Beni nerden bulacaksın..."* > Şarkının her bir hecesi, ruhunun en hassas köşelerine çarparak canını acıtırken, zihninde bir süredir dönüp duran o büyük karar nihayet berraklaştı: **İstanbul’a gidecekti.** Belki de bu şehirden, bu ağır anılardan ve ruhunu hırpalayan insanlardan bir süreliğine uzaklaşmak, ona can suyu olacaktı. Raporu biter bitmez, hiç vakit kaybetmeden görevinin başına dönecekti. O, ettiği yemini de, vatan toprağında üstlendiği o kutsal vazifeyi de bir çırpıda silecek kadın değildi. Buraya bir yüzbaşı için gelmemişti; onunla yolları ayrıldı, kalbi kırıldı diye arkasına bakmadan kaçacak da değildi. Hala irtibatta olduğu, cephenin en ön saflarında canını dişine takan askerleri vardı. Onların yükü bu kadar ağırken, kendi acısının arkasına saklanıp gidemezdi. Bu gidiş bir kaçış değil, sadece kırılan parçalarını topl…

Bölümün tamamını WritePad'de oku