14. Bölüm
Yazar: Hanife

KORKUYLA YÜZLEŞMEK Aras, duyduğu keskin ve yankılı silah sesiyle birlikte aniden irkilmiş, kalbi hızla çarpmaya başlamıştı. Endişe tüm benliğini sararken, tereddüt etmeden Menesa'nın dairesinin kapısına dayanmış, avucuyla şiddetle vurmaya başlamıştı. Sesindeki panik açıkça hissediliyordu: "Menesa, iyi misin? Cevap ver, lütfen!" İçeride ise gerilim doruk noktasına ulaşmıştı. Üsteğmen Menesa, Kaan'ın karşısında dimdik duruyor, ses tonundaki kararlılıkla adeta bir kalkan oluşturuyordu: "Kaan, hemen evimden gideceksin! Bak, seni şikayet ederim, bu yaptığın suç!" Kaan'ın yüzünde alaycı bir ifade belirmişti. Gözleri Menesa'nın üzerinde geziniyor, sözleriyle onu kışkırtmaya çalışıyordu: "Ben gideyim, sen de o Yüzbaşı olan herifle fingirdeyeceksin, değil mi?" Menesa'nın sabrı tükenmişti. Sesi odanın içinde yankılanarak yükseldi: "Defol hemen dedim sana!" Kaan, bu sözlere karşılık belindeki ruhsatsız silahı aniden çekerek Menesa'ya doğrultmuştu. Silahın soğuk metali, loş odada tehditkar bir şekilde parlıyordu. Menesa'nın gözleri şaşkınlıkla açıldı. "Ne yapıyorsun sen, Kaan?" diye fısıldadı. Kaan'ın sesi, derin bir umutsuzluk ve öfke barındırıyordu: "Seni de kendimi de öldürürüm!" Menesa, bir psikolog olarak durumu sakinleştirmeye çalıştı. Gözlerindeki şefkatle Kaan'a bakıyordu: "Tamam, bak sakin ol. Şu an zihnin sana oyun oynuyor, bu sen değilsin." Kaan, bu sözleri alaycı bir gülümsemeyle karşıladı: "Bana psikolog edaları yapma, işlemez!" Tam o sırada, cep telefonunun tiz sesi odanın gergin atmosferini delip geçti. Kaan'ın dikkati bir anlığına dağılmıştı. Menesa, bir asker olarak aldığı refleks eğitimiyle bu kısa süreli fırsatı anında değerlendirdi. Hızla Kaan'ın bileğinden yakalayıp silahı aşağı indirmeye çalıştı. İkisi birbiriyle çekişirken, beklenmedik bir şekilde silah aralarında patladı. Merminin sesiyle birlikte Kaan omuzunda keskin bir acı hissetmiş ve inleyerek yere yığılmıştı. Mermi, Kaan’ın omzuna isabet etmişti. Yüzbaşı Aras, kapıdan içeri girmesiyle birlikte Menesa'ya gür bir sesle seslendi. Menesa, yerdeki silahı Kaan'ın erişemeyeceği bir köşeye doğru tekmeleyerek emniyete alırken, Kaan da omzunu tutarak yerde kıvranıyordu. Bu hali, canının ne kadar tatlı olduğunu açıkça gösteriyordu. Silah sesini duyan lojman sakinleri, endişeyle koridorlara doluşmuştu. Üst kattaki yaşlı teyze, kapıda bekleyen nöbetçi askerlere ve Aras'a dönerek endişeli bir sesle sordu: "Aras oğlum, ne oluyor?" Aras, içerideki karmaşayı kontrol altına almak adına hemen arkasındaki personele döndü: "Merkez Komutanlığına ve ambulansa haber verin, olay yerine kimseyi yaklaştırmayın!" Ardından içeriye seslendi: "Menesa, cevap ver! İyi misin?" Menesa, derin bir nefes alarak kendini sakinleştirmeye çalıştı. Adeta bir an için içindeki fırtınayı dindirmeyi başarmış gibiydi. Kapıyı yavaşça araladı. Aras'ın yüzündeki endişe ve rahatlama aynı anda belirmişti. Hızla içeri girerken Menesa'ya sordu: "Menesa, iyi misin? Ne oldu?" Menesa'nın sesi titrek çıkıyordu, ancak kararlılığını korumaya çalışıyordu: "Ben iyiyim ama onun durumuna bakar mısın?" Aras, bu sözler üzerine kendini tutamayıp Menesa'ya hafifçe sarıldı. Bu dokunuş, genç kadına büyük bir destek ve güven vermişti. "Tamam, geçti. Ben halledeceğim," diyerek Menesa'dan ayrıldı ve Kaan'ın yanına geldi. Kaan, omzundaki kanayan yarayı tutarak ambulans çağırılması için bağırıyordu. Aras, Kaan'ın yarasına şöyle bir baktıktan sonra soğuk bir ses tonuyla konuştu: "Yok bir şeyin, sıyırmış geçmiş. Bundan mı kıvranıyorsun?" Kaan, Aras'ın bu küçümseyen tavrına öfkelenmişti: "Sen ne diyorsun asker? Kolumu deldi o kadın!" Aras, Kaan'a sert bir bakış atarak onu susturdu: "Benim de kafanda kocaman delik açmamı istemiyorsan sesini kes!" Kısa süre içinde Merkez Komutanlığı ekipleri ve olay yeri inceleme eve gelerek suç aleti silahı delil torbasına koydu. Ambulans gelmiş ve Kaan'ı hastaneye götürmüştü. Utku ve Demir, şokta olan Menesa'yı hava alması için lojman bahçesine indirerek ona bir bardak su verdiler. Lojmandaki meraklı k…