120. Bölüm
Yazar: Hanife

Görev ve Vuslatın Gölgesinde Yeni Bir Şafak Banyonun buğulu, sıcak havasının ardından Menesa, üzerine büyük beyaz havlusunu sararak dışarı adım attı. Hemen arkasından, beline doladığı havluyla duştan çıkan Aras, ıslak ayak izlerini takip ederek karısının arkasından yaklaştı. Güçlü kollarını onun beline dolayıp, boynunun en hassas çukuruna derin ve sıcak bir öpücük kondurdu. Ardından banyodaki aynanın önünde duran saç kurutma makinesini fişe takarak, Menesa’nın omuzlarından aşağı süzülen ıslak, kumral dalgalarını büyük bir özenle kurutmaya başladı. Menesa, kocasının bu narin ve düşünceli ilgisi karşısında adeta eridiğini hissederken gözlerinin içi parlıyordu. Dayanamayıp Aras’ın elinden makineyi devraldı ve bu kez o kocasının ıslak, kısa saçlarına doğru sıcak havayı tuttu. İkisi de çocuksu bir neşeyle gülüşüyor, birbirlerine makineyi doğrultarak şakalaşıyorlardı. Aras ansızın kurutma makinesini kapatıp masanın üzerine bıraktı ve Menesa’yı hafif bir hamleyle kucağına alarak yatak odasına doğru taşıdı. Menesa, onun boynuna sarılarak kıkırdadı. "Ya sevgilim... Beni böyle şımartırsan her sabah aynısını isterim bak, alışırım!" Aras, onu yatağın kenarına nazikçe bırakırken gözlerinin içine aşkla baktı. "Ben de seni ömrümün sonuna kadar şımartmak için yapıyorum zaten mor çiçeğim. Sana yaptıklarım, yapacaklarımın yanında az bile kalır; sen benim bu hayattaki en güzel, en kıymetli varlığımsın." "Galiba hayattaki en büyük şansım sensin, barut adam..." dedi Menesa, içten gelen bir hayranlıkla. Tam o sırada, odanın sessizliğinde Menesa’nın karnından gelen gurultu sesi ikisini de güldürdü. Aras, onun burnuna hafifçe dokunarak, "Bakıyorum da benim güzel karım çok acıkmış. Hadi hemen giyinip hazırladığın o şahane kahvaltının tadına bakalım," dedi. Menesa başını sallayarak, "Tamam sevgili eşim, hemen hazırlanacağım. Ama önce sen giyinip içeri git, ben de ardından geleceğim," diye ricada bulundu. Aras bıyık altından gülümseyerek kaşlarını kaldırdı. "Menesa, az önce banyodan beraber çıktık, şimdi yanımda giyinmekten utanıyor musun hâlâ?" "Ya Aras... Biliyorsun, biraz zaman geçmesi, alışmam gerekecek..." diyerek gözlerini kaçırdı Menesa. Aras, onun bu utangaç haline hayran kalarak, "İyi bakalım, yine o cici mini şortlarından giyin, onlar sana çok yakışıyor," diye fısıldadı. Menesa şaşırarak, "Unutmadın değil mi onları?" dedi. "Kaç kere çıktın karşıma öyle lojmanda, nasıl unutayım o güzel bacaklarını?" diyerek göz kırptı Aras. "Tamam tamam, of utandım iyice! Hadi çık, hemen giyinip geleceğim," diyerek kocasını kapıya doğru yönlendirdi. Aras, alt banyodan getirdiği lacivert eşofmanını altına geçirip üzerine de kaslı hatlarını ortaya çıkaran gri bir atlet giyerek odadan çıktı. Menesa ise gardıroptan pembe çiçekli beyaz şortunu ve üzerine tam oturan askılı beyaz bir atleti çıkarıp hızlıca giyindi; saçlarını ise kuruduktan sonra omuzlarına serbestçe bıraktı. Aras, mutfağa adım atar atmaz yerdeki seramik kırıklarını temizlemeye başlamıştı bile. Ayağından mermere damlayan küçük kan izlerini titizlikle silmiş, mutfağı eski düzenine kavuşturmuştu. Odadan çıkıp mutfak kapısında beliren Menesa, kocasının bu hamarat halini görünce hayranlıkla gülümsedi. "Benim hamarat kocam bana hiç iş bırakmamış, bakıyorum da..." Aras elindeki bezi bırakıp kaşlarını hafifçe çattı. "Menesa, bana hamarat deme lütfen, askeri adamız, hoşlanmıyorum böyle kelimelerden!" Menesa kıkırdayarak ona yaklaştı. "Tamam tamam kocacım, sinirlenme hemen. Şu kaşlarının çatılmasına, o sert bakışlarına hayranım zaten." Aras’ın bakışları anında yumuşadı, karısının belini kavradı. "Menesa’m, ben sana hiç gerçekten kızabilir miyim?" "Biliyorum aşkım... Hadi gel, salona geçip koltuğa oturalım." Aras masayı işaret ederek, "Masaya demek istedin herhalde?" dedi. Menesa, Aras’ın elinden tutup inatla çekiştirerek, "Hayır efendim, koltuğa dedim, yürü," diyerek onu salondaki mavi koltuğa oturttu. Kendisi ise dizlerinin üzerine çökerek Aras’ın kanayan ayağını ellerinin arasına aldı. Aras şaşkınlıkla, "Ne…