Ruhun Barut izi l. CİLT

118. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Bölüm görselleri

Ruhun Barut izi l. CİLT - 118. Bölüm bölüm görseli 1
Ruhun Barut izi l. CİLT - 118. Bölüm bölüm görseli 1

Vuslat ve Gölgeler Nikah merasiminin hemen ardından, salonun en coşkulu ve parıltılı anı, takı töreniyle başladı. Misafirlerin tebrik mırıltıları ve alkışları arasında ilk adımı Lütfiye Nine attı. Yaşlı kadın, dualar eşliğinde, Aras’ın büyük bir emekle hazırlattığı yedi ağır altın bileziği tek tek Menesa’nın narin bileklerine geçirdi. Genç çift, büyük bir hürmetle ninenin elini öpüp alınlarına koyarken, Lütfiye Hanım ikisine de sıkıca sarılarak hayır dualarını fısıldadı. Hemen ardından Cevdet Albay ve zarif eşi Filiz Hanım vakur adımlarla yaklaştı; bir baba ebeveynliğiyle ikisini de tebrik edip gelinliğin üzerine parıldayan bir tam altın iğnelediler. Erkek tarafının sadık dostu Demir, Aras’ın ceketine takısını iliştirirken; Baha ve hamileliğinin zarafetiyle parıldayan Zeyno da neşeyle Menesa’ya doğru ilerleyip hediyelerini sundular. Sıra Utku’ya geldiğinde, Aras’ın omzuna dostça vurarak çeyrek altını taktı. Ayşen ise muzip bir tebessümle Menesa’nın yanına sokulup, onun zarif bileğine tam oturan şık bir altın bileklik hediye etti. Diğer davetlilerin de sırayla takılarını sunmasının ardından, taşınması imkansız hale gelen bu kıymetli yükler dualarla çıkarılıp kadife bir keseye doldurularak güvenli bir yere alındı. Hemen ardından nikah yemeğine geçildi. Salonun dört bir yanındaki masalarda neşeli sohbetler eşliğinde yemekler yenirken, Aras ve Menesa alkışlar ve zılgıtlar eşliğinde devasa düğün pastasının başına geçtiler. Birlikte tuttukları bıçakla pastayı keserken, gözlerindeki o saf mutluluk tüm salonu ısıtmaya yetiyordu. İlk dilimleri birbirlerine büyük bir aşk ve neşeyle ikram ettiler. Yemeğin sonlarına doğru, kalabalıktan uzakta, duaların sakinliğine sığınmak adına geleneksel dini nikah merasimi için içerideki gelin odasına geçildi. Davet edilen imamın huzurunda, bu kez hayat arkadaşlığının manevi mühürleri vurulurken şahitlik koltuğunda Demir ve Zeyno oturuyordu. Sorulan sorulara verilen kalbi cevapların ardından dini nikah da kıyıldı ve bu mukaddes an, çekilen birkaç özel aile fotoğrafıyla ölümsüzleştirildi. Törenin bitimiyle birlikte, yaşlı Lütfiye Hanım daha fazla yorulmaması adına erkenden havalimanına götürüldü ve İzmit uçağına bindirilerek yolcu edildi. Menesa ve Aras, artık hem hukuken hem de kalben tamamen birbiriyle mühürlenmiş evli bir çiftti. Saat yavaş yavaş on raddelerine yaklaşırken, salonun ışıkları altında tebriklerini sunan davetliler yavaş yavaş dağılmaya, salon yavaşça boşalmaya başlamıştı. Pistin kenarında Menesa’nın hemen sağında Ayşen, Aras’ın yanında ise Demir ve Zeyno ayakta durmuş, kalan son misafirlerle uğurlama konuşmaları yapıyorlardı. Tam o sırada, masalar arasında boş tepsileri toplayan ve profesyonel bir soğukkanlılıkla yaklaşan şef garson adımlarını sıkılaştırdı. Kimsenin dikkatini çekmeyen bu adam, tam Menesa’nın arkasına hizalandığı an, elindeki büyük metal tepsinin altından namlusunu gizlediği susturuculu siyah bir silah çıkardı ve doğrudan Menesa’nın sırtına doğrulttu. O sırada bir misafirle konuşmakta olan Ayşen, garsonun tepsiyi tutuşundaki o tekinsiz gerginliği ve namlunun soğuk ışıltısını anlık bir refleksle fark etti. Zaman adeta yavaşladı. Adam tetiğe basmak üzere parmağını kastığı an, Ayşen çığlık bile atmadan kendini büyük bir fedakarlıkla Menesa’nın önüne fırlattı. *GÜM!* Susturucunun bastırmaya çalıştığı ama salonun boşluğunda devasa bir gürültüyle patlayan silah sesiyle birlikte her yer bir anda cehennem yerine döndü. Çığlıklar havada uçuşurken, davetliler panik ve şok içinde kendilerini masaların kenarlarına, yerlere doğru attılar. Menesa, arkasından gelen o korkunç dalga ve üzerine yığılan bedenle neye uğradığını şaşırarak feryat etti: "Ayşen...!" Aynı salise içinde askeri refleksleri devreye giren Aras, Utku ve Demir, hiç tereddüt etmeden bellerindeki beylik tabancalarını çekerek namlularını saldırgana doğrulttular. Utku ve Demir adamın üzerine çullanıp silahını elinden uçurarak onu saniyeler içinde acımasızca yere serip etkisiz hale getirdiler. Ayşen, acıyla inleyerek merm…

Bölümün tamamını WritePad'de oku