Ruhun Barut izi l. CİLT

114. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Bölüm görselleri

Ruhun Barut izi l. CİLT - 114. Bölüm bölüm görseli 1
Ruhun Barut izi l. CİLT - 114. Bölüm bölüm görseli 1

Sonsuzluğa Atılan İlk Adımlar Menesa ve Aras, ellerinde aşklarının ve geleceklerinin ilk somut nişanesi olan altınlarla kuyumcunun kapısından çıktıklarında, gökyüzü Maraş’ın o kendine has, kavurucu ama umut dolu güneşiyle parlıyordu. Adımları neredeyse eş zamanlı olarak onları caddenin hemen ilerisindeki küçük, mürekkep kokulu matbaaya yönlendirdi. İçerideki makinelerin ritmik tıkırtısı arasında, Menesa bilgisayar ekranına eğilmiş, hayatlarının en özel gününü müjdeleyecek o tasarımı arıyordu. Parmakları ekranda gezinirken aradığı zarifliği bulmuş gibi duraksadı. "Evet, işte bu. Bu mor çiçekli olan olsun," dedi gözleri parlayarak. Aras, onun heyecan dolu yüzüne bakarken içindeki hayranlığı gizleme gereği duymadı. Menesa’ya doğru hafifçe eğilerek, "Evet, çok güzel mor çiçek yakışır. Tıpkı sana yakıştığı gibi..." diye fısıldadı. Menesa, kalbinin ritmini hızlandıran bu sözlerin ardından elindeki boş kâğıdı Aras’a doğru uzattı. "Ne yazalım Aras... Bizim sözümüz ne olsun?" Aras, masanın üzerindeki kalemi ve kâğıdı aldı. Askeri disiplinin getirdiği o kararlı duruşu, kalemi oynatırken yerini derin bir şairane hisse bıraktı. Kâğıdın üzerine şu satırları döküverdi: > *"Sonsuz bir aşka imza atarken... Barut korkusuna karışan mor çiçeğin kavuşmasına şahit olun."* > Menesa yazıyı okuduğunda adeta nefesi kesildi. Gözlerinde beliren hayranlık dalgasıyla Aras’a baktı. "Çok güzel... Bizi, bizim hikayemizi anlatan en güzel söz olmuş bitanem." O sırada matbaacı tezgahın arkasından başını kaldırıp sordu: "Kaç tane bastıracaksınız?" Aras hiç düşünmeden cevap verdi: "100 kişilik olsun..." Menesa, şaşkınlıkla Aras’ın gözlerinin içine baktı. "100 kişi gelir mi ki?" Aras muzip bir tebessümle, "Kışlada asker arkadaşımız çok, anca yeter güzelim," dedi ve adama döndü. "Abi, bugün halledebilir misin? Yarına senden alsam?" Matbaacı şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı, ikisini de alıcı gözüyle süzdü. "Yoksa siz kaçtınız mı yahu? Ne bu aceleyle davetiye basıyorsunuz gardaş?" Menesa, adamın o samimi ve yöresel şivesine karşılık "Gardaş derken..." diye içinden geçirip çaktırmadan gülmeye başladı. Aras ise askeri ciddiyetini bozmadan, duruma ayak uydurarak göz kırptı. "He ya kaçtık gardaş, acelemiz var. Sen bas bugün, emeğinin karşılığı neyse fazlasını veririm." Adam, Aras’ın bu samimi ve cömert tavrıyla yumuşayarak elini salladı. "Gardaş halledildi bil! Madem kaçtınız, yaparız bir güzellik. Emeğimin karşılığından fazlasını da istemem. Sevenlerin işini kolaylaştırmak sevaptır." Aras minnettar bir ifadeyle adamın elini sıktı. "Gardaş, seni de bekleriz davetiyedeki adrese. Çok sağ ol." "Eyvallah gardaş, gelebilirsem inşallah. Allah tamamına erdirsin." Dükkandan çıktıkları an Menesa daha fazla dayanamadı ve neşeli bir kahkaha patlattı. "Ya Aras! Adama niye kaçtık diyorsun? Bir de şive yapıp 'gardaş' diyorsun..." Aras, onun bu neşeli haline bakıp keyifle güldü. "Ne yapayım mor çiçeğim? Davetiyemizin yetişmesi için yaptım. Acelemiz var..." Menesa, onun omzuna hafifçe yaslanarak, "Tamam tamam, barut kokulum haklısın. Bu işi de hallettik çok şükür, hadi dönelim," diyerek arabaya doğru yöneldi. Tam kapıya uzanacaktı ki Aras onun bileğini nazikçe tuttu. "Dur mor çiçeğim." "Ne oldu sevgilim?" Aras, caddenin hemen karşı tarafındaki büyük mobilya mağazasını işaret etti. "Şurada iyi bir marka var, hadi gidip evimizin eksiklerini tamamlayalım. Ev hazır olmadan evlenemeyiz." Menesa bir an duraksadı. "Ha evet, evdeki eksik yatak odası..." derken kelimeler ağzından döküldüğü an jeton yeni düşmüş gibi yanaklarına bir alev bastı. Utançtan kıpkırmızı kesildi. Birlikte dükkanın geniş ve ışıklı holünden içeri girdiler. Menesa’nın kalbi heyecanla göğsünü dövüyor, gözleri teşhirdeki yataklar arasında gezinirken Aras’ın bakışlarından kaçmak için köşe kapmaca oynuyordu. Aras, dükkanın ortasında duran oldukça geniş, şık tasarımlı bir yatağı işaret etti.  "Bu nasıl Menesa?" Menesa, utancını gizlemeye çalışarak dişlerinin arasından kısık bir sesle, "Güzel..." diye mırıldandı. Aras, onun bu ür…

Bölümün tamamını WritePad'de oku