Ruhun Barut izi l. CİLT

108. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Sırlar, Öfke ve Aras’ın Çelikten Kalkanı Yüzbaşı Aras Karahanlı, kışla bahçesini dolduran gürültünün kaynağına doğru çelikten adımlarla yürürken, gözlerindeki alev etraftaki havayı neredeyse fiziki bir sıcaklıkla kavuruyordu. Askerlerin heyecanlı tezahüratları, onun heybetli gölgesinin eğitim alanına düşmesiyle bir anda bıçak gibi kesildi. Aras, toz dumanın ortasında nefes nefese kalmış Menesa’nın biraz uzağında durdu. Çakmak çakmak yanan gözlerini etrafta toplanmış taburun üzerinde gezdirerek, sesindeki o mutlak otoriteyle kükredi: "Seyir keyfiniz bittiyse dağılın asker!" Bu emirle birlikte, saniyeler önce Üsteğmenlerini alkışlayan Mehmetçikler hızla hazır ola geçip selam durdular ve nizamı bozmadan süratle eğitim alanından uzaklaştılar. Bahçede sadece fırtına öncesi sessizliği andıran ağır bir hava kaldı. O sırada Teğmen Yasemin, Menesa’nın hemen yanında bitiverdi. Üzerindeki mağlubiyetin ezikliğini kibirli bir dik duruşla kapatmaya çalışıyordu. Aras, adımlarını onlara doğru sıklaştırıp tam karşılarında durdu. Yüz hatları adeta taştan oyulmuş gibi sertti. Doğrudan Menesa’nın gözlerinin içine bakarak, kışlayı titreten o buz gibi sesiyle sordu: "Burada neler oluyor Üsteğmen?!" Menesa, aldığı derin nefesle göğsünü kabartıp durumu toparlamak adına tam dudaklarını aralamıştı ki, Yasemin pervasızca araya girdi. Dudaklarındaki o yapay, sinir bozucu gülümsemeyle konuştu: "Yüzbaşım... Biz sadece askerlere örnek teşkil edecek uygulamalı bir çalışma gösteriyorduk." Aras, bakışlarını bir milim bile Yasemin’e çevirmeden, sadece sesinin tonundaki soğukluğu artırarak kadının sözünü kesti: "Sana söz hakkı verdiğimi hatırlamıyorum Teğmen! Ben burada üstün olan Üsteğmen Menesa’ya hitaben sordum!" Yasemin, yüzlerce askerin henüz tamamen uzaklaşmadığı o alanda yediği bu net askeri fırçayla kıpkırmızı kesildi. Gururu feci şekilde zedelenmiş, dudakları sinirden titremeye başlamıştı. Menesa, aradaki gerilimi daha fazla tırmandırmamak adına araya girdi ve sesine profesyonel bir subay tonu vererek cevapladı: "Teğmen Yasemin birliğe yeni katıldığı için ona kışla çevresini ve eğitim alanlarını gösteriyordum Komutanım. Parkur konusunda iddialı olduğunu, saha eğitimine güvendiğini söyledi. Ben de bir üstü olarak onun bu hevesini kırmak istemedim... Değil mi Teğmenim?" diyerek Yasemin’e üstten bir bakış fırlattı. Yasemin, uğradığı hezimeti hazmedemediği için gözlerini kararttı ve zehirli, ortalığı yangın yerine çevirecek o cümleyi kışla bahçesine bırakıverdi: "Ben de sevgilim olan Mert sizin odanızdayken... Hangimizin daha iyi, daha güçlü olduğunu nişanlınıza kanıtlamak istediğiniz için bu parkura geldiğinizi sanıyordum Üsteğmenim." Menesa, duyduğu bu haince ima karşısında adeta şoka uğradı. Gözleri hayret ve öfkeyle açılırken, parmaklarını avuç içlerine doğru öyle bir sıktı ki tırnakları etine battı. Çenesi sinirden kaskatı kesilmiş, dişleri birbirine vurmuştu. Bu kadının ne kadar tehlikeli ve aşağılık olabileceğini bir kez daha anlamıştı. Aras ise "Mert" adını ve "odanızdayken" kelimesini duyduğu an, beynine sıçrayan kanla sarsıldı. Göz bebekleri büyüdü, şakaklarındaki ve boynundaki kıskançlık damarları anında belirginleşerek yeşil birer hat gibi dışarı fırladı. Yumruklarını sıktığında parmak boğumlarından çıtırtılar yükseldi, tırnakları avuç içine adeta saplandı. İçindeki barut adam, o saniyede infilak etmenin eşiğine gelmişti. Aras, bakışlarını Yasemin’e çevirdi. O bakışta saf bir nefret ve uyarı vardı: "Teğmen... Sen görevinin başına gidebilirsin." Yasemin, Aras’ın bu tehlikeli halini görmesine rağmen hâlâ üste çıkmaya çalışarak tam ağzını açıp bir şey söyleyecekti ki, Aras kışla duvarlarında yankılanan, adeta yerin titremesine sebep olan o gür ve korkunç sesiyle kükredi: "SANA GİDEBİLİRSİN DEDİM TEĞMEN!" Yasemin, Yüzbaşının bu dehşet verici öfkesi karşısında neye uğradığını şaşırdı. İçini kaplayan ani bir korkuyla yutkundu, anında hazır ola geçip titreyen bir sesle "Emredersiniz komutanım!" dedi ve arkasına bile bakmadan, neredeyse koşar adımlarla…

Bölümün tamamını WritePad'de oku