Ruhun Barut izi l. CİLT

106. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Yeni Bir Dönem, Eski Bir Hesap Şafak vaktinin loş, gri aydınlığı kışlanın sırtlarına çökerken, komodinin üzerinde duran telefonun keskin alarm sesi odanın sessizliğini bıçak gibi böldü. Menesa, gecenin bir yarısı gördüğü o kanlı kabusun ve aldığı uyku hapının ağırlığıyla gözlerini araladı. Derin bir nefes alarak yatağından kalktı, banyoya geçip soğuk suyla yüzünü yıkayarak zihnini toparladı. Rutin bakımını hızla tamamladıktan sonra yatak odasına döndü. Gardırobun kapağını açtığında, karşısında asılı duran ay yıldızlı, lekesiz askeri üniforması ona asıl kimliğini, babasından devraldığı o şerefli mirası hatırlattı. Üniformasını büyük bir gurur ve özenle üzerine geçirdi. Aynanın karşısına geçip omuzlarındaki üsteğmen rütbelerini düzeltti; ardından her zamanki askeri disipliniyle saçlarını arkadan sıkıca, pürüzsüz bir şekilde bağladı. Bakışları komodinin üzerindeki takılarına kaydı. Önce sağ elinin yüzük parmağına o klasik nişan alyansını taktı. Sol eline ise Aras’ın kalbini mühürlediği o özel tasarım pırlanta mor çiçek yüzüğünü yerleştirdi. Son olarak, boynuna o narin mor çiçek kolyesini takarak aynadaki dik duruşunu süzdü. O artık hem Türk ordusunun şerefli bir subayı hem de kalbini bir barut adamına emanet etmiş nişanlı bir kadındı. Karşı dairede ise Yüzbaşı Aras Karahanlı, jilet gibi ütülenmiş subay üniformasını çoktan giymiş, botlarını parlatmıştı. Heybetli gövdesiyle dairesinden dışarı adım attığında, göğsünün içinde deli gibi atan bir kalple, hayatının en güzel detayını, nişanlısı Menesa’yı beklemeye başladı. Lojman koridoru, onun sabırsız adımlarıyla yankılanıyordu. Menesa hazırlığını bitirip antreye geçtiğinde, postal ve ayakkabılarını giymek üzere eğilmişti ki yan odanın kapısı açıldı. Çantalarını toplamış olan Baha ve Zeyno, yüzlerinde ezik, mahcup bir ifadeyle dışarı çıktılar. Salondaki o ağır tartışmanın ardından evdeki hava hâlâ buz gibiydi. Zeyno, kısık bir sesle, "Biz gidiyoruz Menesa... Allah’a emanet olun," dedi. Menesa, doğrulup onlara baktı. Bakışları son derece mesafeli ve durgundu: "Yolunuz açık olsun..." diyerek dış kapıyı ardına kadar açtı. Baha, elindeki bavulu yere bırakıp Menesa’ya doğru bir adım yaklaştı. Gözlerinde derin bir pişmanlık vardı: "Meso’m... Gerçekten bizimle hiç konuşmayacak mısın? Böyle mi ayrılacağız?" Menesa, Mert’in adını ve onun yaşattığı o eski travmayı hatırladıkça içindeki kırgınlığın katlandığını hissetti: "Baha... Bunun benim çocukça küsmemle ya da konuşup konuşmamakla bir alakası yok. Siz benim en hassas, en yaralı yerimden vurdunuz beni. Beni çok kırdınız... Şimdi gidin ve o adamla arkadaşlık ederek ne yaptığınızı, beni neyin önüne attığınızı iyice düşünün," dedi ve başka tek bir kelime dahi etmelerine izin vermeden dış kapıyı büyük bir öfkeyle Baha’nın yüzüne sertçe kapattı. *GÜÜÜM.* Menesa, kapının kolunu tutmuş, sinirden soluk soluğa kalmışken arkasından gelen o tanıdık, erkeksi sesle irkildi. Aras’ın koridorda, tam arkasında dikildiğinden haberi yoktu. Aras, kalın kaşlarını alabildiğine çatmış, kollarını göğsünde bağlamış bir şekilde Menesa’nın sırtına bakarak sordu: "Mor çiçeğim... Neler oluyor burada? Sabahın bu saatinde Baha’ya neden bu kadar kırıldın, neden adamın suratına kapı çarptın?" Menesa birden yerinden sıçrayarak hızla arkasına döndü. Aras’ın o keskin gözlerini üzerinde görünce ne yapacağını bilemedi: "Aras? Sen... Sen burada mıydın? Geldiğini hiç görmedim, duymadım..." Aras, askeri bir kararlılıkla kıza doğru bir adım attı: "Soruma cevap alamadım Menesa. Aranızda ne geçiyor sizin?" Menesa, Mert konusunun şu an, kışlaya gitmeden hemen önce lojman koridorunda açılmasını asla istemiyordu. Aras’ın o barut gibi parlayan öfkesini biliyordu. Gözlerinin içine yalvaran bir ifadeyle baktı: "Aras, şimdi sırası değil lütfen... Bak kışlaya geç kalacağız, yeni Albay gelecek. Söz veriyorum sana, akşam eve döndüğümüzde her şeyi, tüm detaylarıyla anlatacağım. Bana güveniyorsun, değil mi? Güven olur mu bana?" Aras, aldığı bu kaçamak cevaptan, kızın bir şeyleri saklamaya çalışmas…

Bölümün tamamını WritePad'de oku