103. Bölüm
Yazar: Hanife

Bölüm görselleri


Kurdele Kesildi, Söz Verildi Lojman dairesinde günlerdir süren o amansız fırtına, yerini tatlı bir telaşın getirdiği ılık bir rüzgara bırakmıştı. Gün doğduğundan beri süren hummalı hazırlıklar nihayet tamamlanmış, ev isteme ve nişan töreni için adeta bir saray zarafetine bürünmüştü. Salon mis gibi lavanta ve taze hamur işi kokuyordu. Menesa’nın ise heyecandan kalbi duracak, göğüs kafesi yırtılacak gibiydi. Aynanın karşısına geçip giydiği elbiseye baktı. Üzerinde dökümlü, V yaka, kolsuz ve tüllerin üzerine nakşedilmiş zarif yaprak işlemeli mor tonlarında bir elbise vardı. Zeyno, kuaförlere taş çıkaran o maharetli elleriyle Menesa’nın saçını ensede asil bir topuz yapmıştı. Saçın ön tarafı çok sıkı taranmamış, genç kadının keskin ama narin yüz hatlarını yumuşatacak şekilde hafif gevşek bırakılmış ve arkaya doğru dalgalı bir formla yönlendirilmişti. Yüzündeki doğal, yok gibi duran taze makyajıyla Menesa, porselen bir bebeği andırıyordu. Karşı dairede ise Aras, jilet gibi ütülenmiş, üzerine tam oturan siyah takım elbisesini giymişti. Askeri hayatın getirdiği o resmiyetten ötürü papyon ya da kravat takmayı pek sevmediği için, beyaz gömleğinin en üst düğmesini hafifçe açık bırakmıştı. Bu haliyle hem çok asil hem de her an göreve hazır o erkeksi heybetini koruyordu. Timin getirdiği o devasa lavanta buketi özenle tüllerle sarılmış, yanına konulan gümüş çikolata gondoluyla antredeki sehpanın üzerinde sahibini bekliyordu. Menesa, kalbinin gümbürtüsünü bastırmaya çalışarak mutfağa girdi. Tezgahın başında son rötuşları yapan Ayşen ve Zeyno’ya döndü: "Kızlar... Pasta ne oldu? Geldiler mi? Valla bu gece kazasız belasız, sorunsuz bitsin, başka bir şey istemiyorum..." Ayşen, elindeki bezi bırakıp Menesa’nın omuzlarına iki elini şefkatle koydu, onu sakinleştirmek ister gibi sıktı: "Sakin ol kuzum. Baha pastayı teslim almaya gitti şimdi, gelir birazdan. Bugün her şey çok güzel geçecek, inan bana..." Menesa, arkadaşının üzerindeki elbiseyi fark edince gözleri parladı: "Ayşen... Sen de çok ama çok güzel olmuşsun. Beyaz abiye sana inanılmaz yakışmış, şimdiden kuğu gibi, gelin gibi olmuşsun valla!" Ayşen hafifçe kızararak elini salladı: "Ya sorma Menesa, bu isteme işinden son dakika haberim olduğu için çarşıda alelacele bulduğumu aldım işte, idare et." "Tamam tamam canım, mütevazılık yapma, yıkılıyorsun," dedi Menesa gülerek. Zeyno, arkadan fırın eldivenleriyle çıkıp yapay bir kıskançlıkla trip attı: "Aşk olsun yani! Ya ben? Ben güzel olmamış mıyım, beni niye övmüyorsunuz?" Menesa arkasına dönüp Zeyno’ya sarıldı: "Sana da o hardal sarısı elbise acayip yakışmış kuzum! Hele o saçlarının arkadan salaş örgüsüne bayıldım. Benim saçımı da o kadar güzel yaptın ki... Sen olmasan bu heyecanla hayatta kuaföre falan uğrayamazdım valla, kalırdım böyle." Ayşen ellerini beline koyup sordu: "Eee, kuzum kimler gelecek şimdi tam olarak? Kalabalık mıyız?" "Aras’ın timinden birkaç yakın arkadaşı, bir de benim hastaneden ve akademiden teğmen arkadaşlarım gelecek," diye saydı Menesa. "Aslında Binbaşı da gelecekti de, son dakika karargahta acil bir işi çıkmış, gelemiyor. Yani anlayacağınız tamamen gençler takılacağız bu gece. Lojmandaki komşulardan pek kimseyi çağırmadık. Ev küçük, çok kalabalık almaz diye düşündüm. Onları inşallah büyük düğüne çağırırız." Ayşen gözlerini kırpıştırıp hınzırla sırıttı: "Ooo, süper! Sevdiceğim, eşimiz dostum hep burada yani. Kız Meso, yüzükler takıldıktan sonra salonda bir göbek atarız, kurtlarımızı dökeriz ha, ne dersin?" Menesa gözlerini devirerek elini alnına vurdu: "Ayşen ya! Ne göbeği, ne oynaması Allah aşkına? Aras o işlerin, öyle ortamların adamı mı hiç? Güldürme beni, adamı kaçırtacaksın!" "Tamam ya," diye söylendi Ayşen. "Sen de iyice asker oldun çıktın başımıza, o asil ciddiyeti elden bırakmıyorsun maşallah." Menesa göğsünü havalandırarak derin bir nefes aldı: "Hadi kızlar, heyecan yapıyorum zaten. Salona geçelim, eli kulağındadır, gelirler şimdi." Tam o sırada dış kapının zili loş koridorda yankılandı. Menesa, antredeki aynaya…