Ruhun Barut izi l. CİLT

102. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Bölüm görselleri

Ruhun Barut izi l. CİLT - 102. Bölüm bölüm görseli 1
Ruhun Barut izi l. CİLT - 102. Bölüm bölüm görseli 1

Kelepçelenen Geçmiş, Filizlenen Gelecek Koltuğun kenarında, Aras’ın dizlerinin dibinde oturan Menesa, gözyaşlarının ardından parıldayan gözlerini adamın kehribar bakışlarına dikti. Ses tonu, bir kabullenmişliğin getirdiği ağırlıkla buz gibi ve keskindi: "Aras... Az önce söylediklerinde sonuna kadar haklıydın. Ben doğduğum günden beri bu lanetli kaderi yaşıyorum. Durmayacaklar Aras, peşimi asla bırakmayacaklar. Benim bu karanlık kaderden, bu kovalamacadan kaçışım yok. Boğazımı sıkan o görünmez ip bir gün mutlaka—" Aras, daha cümlenin sonunun nereye varacağını anladığı an, büyük bir acıyla Menesa’nın titreyen dudaklarının üzerine sağ elinin işaret parmağını koydu. Gözleri bulutlanmıştı: "Şişt... Sakın sevgilim. Sakın böyle ölüm kokan cümleler kurma. Böyle söyleme mor çiçeğim... Ben seni kaybetmeye, senin yokluğuna bir saniye bile dayanamam!" "Dayanmak zorundasın Aras... Belki de çok geç olmadan benden vazgeçmelisin," dedi Menesa, içindeki korkunun çaresizliğiyle. "Belki de benimle evlenmek yerine—" "Sen şu an bana güpegündüz git öl diyorsun Menesa!" diye sözünü kesti Aras. Sesi hem sitemkar hem de amansız bir aşkla hırçınlaşmıştı. "Benim senden vazgeçtiğim gün, bu bedenin toprağa girdiği, cehenneme direk olduğum gündür! Ben seninle yeniden doğdum, seninle nefes aldım. Sen şimdi göğsümde filizlenmiş o koca aşkı sök at diyorsun... Nerede benim o asla pes etmeyen, her zorluğa kafa tutan cesur Menesa’m?" "Aras, ben çok korkuyorum," diyerek hıçkırdı Menesa, ellerini onun göğsüne yaslayarak. "Kendim için değil, yemin ederim. Sen zarar göreceksin diye, benim yüzümden sevdiklerim acı çekecek, bedel ödeyecek diye çok korkuyorum." Aras, onun bu masum endişesini dindirmek istercesine yüzünü avuçlarının arasına aldı, alnını alnına yasladı: "Ben her ne olursa olsun, her nefeste senin yanında olacağım sevgilim. Yarın akşam o kapıdan girip seni isteyeceğim. O beyaz gelinliği giyip benim helalim, eşim olacaksın. Bundan sonra seni gözümün önünden bile ayırmayacağım. Yalnız başına, benden habersiz bir tek adım bile atmak yok. Tanımadığın numaralardan telefon gelirse asla cevap vermeyeceksin... Attığın her adımdan, aldığın her nefesten haberim olacak. Birlikte, tek bir vücut gibi hareket edeceğiz sevdiğim. Ayrıca... Bir daha tek başına araba kullanmak da yok! Beynindeki o eski hasarın, geçirdiğin o sarsıntıların şakası yok mor çiçeğim. Seni riske atamam." Menesa, bu koruyucu, sarsılmaz sevgi karşısında eridiğini hissetti. Gözyaşlarının arasından sevgiyle gülümsedi: "Seni çok seviyorum Barut Kokulum." "Ben de seni çok seviyorum mor çiçeğim..." dedi Aras, onun ıslak yanaklarını öperek ayağa kalktı. "Hadi, toparlan gidiyoruz." Menesa şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı: "Nereye gidiyoruz sevgilim bu saatte?" "Savcılığa gidiyoruz. O Erdem denen herif hakkında bildiğimiz ne varsa, o gizli telefonları, kurduğu o abilik tezgahını tek tek anlatacağız. Bir an önce senin resmi olarak devlet ve emniyet koruması altına alınman gerekiyor." Menesa üzerindeki dökümlü erkek kıyafetlerine baktı: "Ama bugün cumartesi... Hem ben bu kılıkta, bu devasa pijama ve tişörtle dışarı nasıl çıkacağım?" Aras muzipçe gülümsedi: "Nöbetçi savcılığa gideceğiz mor çiçeğim, adliyede işler durmaz. O adam bir daha o hapisten kafasını bile çıkaramayacak! Üstünü değiştirmen için senin evin kapısını açarım ben şimdi, merak etme." Menesa kaşlarını kaldırdı: "Nasıl açacaksın? Anahtar bende yok ki, sende mı var yoksa?" "Hayır, bende anahtar yok sevgilim. Ama geçmişte kendi evimde kapıda kaldığımda birkaç kere başıma geldi, tecrübe edindim diyelim." Menesa, o anın telaşıyla bilincinin arkasındaki kilidi unutup boş bulunarak konuştu: "Ya! Madem kapıyı böyle kolayca açabiliyordun... Ben içeride çamaşırsız bir halde senin bu kocaman pijamalarını giymek zorunda kalmazdım o zaman!" Cümle ağzından çıkar çıkmaz, Menesa ne söylediğinin farkına vararak donakaldı. Yanaklarına saniyeler içinde öyle bir kan hücum etti ki, pudra rengi bornozundan daha pembe bir hale geldi. Aras, duyduğu bu itirafla berab…

Bölümün tamamını WritePad'de oku