Ruhun Barut izi l. CİLT

99. Bölüm

Yazar:

Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı
Ruhun Barut izi l. CİLT – Hanife kitap kapağı

Sırların Gölgesinde Kırık Bir Melodi Loş odanın serinliğinde, zaman adeta durmuştu. Menesa, az önceki utangaçlığını bir kenara bırakarak adımladı ve Aras’ın o heybetli gövdesine doğru sokuldu. Bakışlarını, adamın ruhundaki tüm fırtınaları barındıran kehribar gözlerine dikti. Sesi, bir yaraya merhem olur gibi pürüzsüz ve derindi: "Barut kokulum... Yaşadığın o korkunç geçmişin, ruhundaki o karanlık barut izinin sorumlusu sen değilsin. Bunu bilmeni, tüm kalbinle hissetmeni istedim. Herkes kendi seçimini yaşar bu hayatta; o hain pusular, o acı kayıplar senin seçimin değildi. Kendini suçlu hissetmeni, o vicdan azabıyla kendini tüketmeni istemiyorum artık. Kaderi değiştiremezsin sevgilim... Sen hiçbir şeyin sorumlusu değilsin. O gün o pusunun ortasında kalan, içindeki o küçük, masum çocuktu sadece. Dostun, can kardeşin de biliyordu senin suçsuz olduğunu... Bak, senden hesap sormadan, seni severek gitti bu dünyadan. Bunları asla unutma, olur mu? Ben seni sadece o güçlü halinle sevmedim Aras; ben seni pişmanlıklarınla, keşkelerinle ve o kanayan yaralarınla sevdim." Aras, işittiği bu sözlerle beraber sarsıldı. Gözleri aniden doldu, boğazına devasa bir yumru oturdu. Hayatı boyunca karargahlarda, dağlarda, barut kokulu siperlerde sertleşen ruhuna ilk kez bu denli şefkatli bir el dokunuyordu. Genç kadının yüzüne bakarken sesi titredi: "Bana böyle senin gibi içten, ruhumun en ücra derinliklerine kadar işleyen kimse olmadı mor çiçeğim... Sen, benim içimdeki o yıllanmış kuraklığı, o çölü tek bir sözünle yeşerttin." Menesa şefkatle gülümsedi. İki elini kaldırıp Aras’ın o sert, köşeli yüz hatlarını avuçlarının arasına aldı. Parmak uçlarıyla adamın elmacık kemiklerini okşarken, "Bundan sonra bana öyle sert, öyle Yüzbaşı gibi bakma... Hep gülümse, olur mu?" dedi. Aras, onun ellerinin sıcaklığı altında adeta eriyerek mırıldandı: "Sen gülünce, ben de gülerim Menesa’m..." "Tamam o zaman," dedi Menesa, ortamdaki o ağır, duygusal havayı dağıtmak istercesine neşeyle. "Hadi, sayıyorum... Bir, iki, üç... Gülümseyelim!" Aras, onun bu çocuksu neşesine ayak uydurmak isterken öyle bir hamle yaptı ki, sadece tebessüm etmekle kalmayıp otuz iki dişini birden göstererek adeta kocaman, çocuksu bir şekilde sırıttı. Onun bu alışılmadık, aşırı zorlama ama bir o kadar da içten halini gören Menesa dayanamayarak sesli bir kahkaha attı. İkisi de birbirlerinin gözlerinin içine bakarak neşeyle gülüşmeye başladılar. O esnada Menesa’nın gözü, odanın köşesinde duran ahşap kitaplığa kaydı. Adımları oraya doğru yöneldi. Kitapların üzerindeki isimleri tek tek incelediğinde şaşkınlığı bir kat daha arttı; raflarda dünyaca ünlü filozofların eserleri ve ağır felsefi kitaplar yan yana dizilmişti. Başını hafifçe yana eğerek Aras’a döndü: "Demek bu yüzden... Demek bu yüzden bana sürekli felsefi ve psikolojik terimlerle cevap veriyordun, gizli gizli bunları okuyordun yani?" Aras, arkasından gelip elini kitaplığın rafına yasladı, yüzünde mağrur bir tebessüm vardı: "Senin o gün vapurda düşürdüğün o psikoloji kitabı var ya... İşte o kitap beni bu yazarlarla tanıştırdı, bu yola çıkardı. Gerçi ben senin o zamanlar psikolog olacağını bilmiyordum, asker olacağını da bilmiyordum. Menesa gözlerini kısarak ona baktı: "Peki... O eski günlerde, benim hangi meslekte olacağımı düşündün mü hiç?" "Evet," dedi Aras, bakışları geçmişin tatlı bir hatırasıyla uzaklara dalarken. "O zamanki o asi, o inatçı mor kızın konservatuara gideceğini, müzikle ilgileneceğini sanmıştım hep." Menesa’nın yüzündeki gülümseme biraz buruklaştı: "Evet... Aslında o zamanlar gitmeyi, müzisyen olmayı çok düşünmüştüm. Ama babam müzik yapmama, sahnelerde olmama kesinlikle karşıydı. Ben de insanları, onların acılarını ve ruhlarını anlayacak bir bilim dalı seçmeye karar verdim; psikolojiyi seçtim. Ve biliyor musun, bir an bile pişman değilim." Aras onu belinden hafifçe çekerek sordu: "Neden mor çiçeğim?" "Çünkü..." dedi Menesa, elini adamın göğsüne koyarak. "Kader, en sonunda bu meslek sayesinde seni yeniden karşıma çıkardı." Ara…

Bölümün tamamını WritePad'de oku