Rossel Akademisi

Bölüm 7

Yazar:

Rossel Akademisi – matacoope kitap kapağı
Rossel Akademisi – matacoope kitap kapağı

Yemekhane, akşam için tamamen dönüştürülmüştü. Normalde öğrencilerin kahkahaları ve tabak çatal sesleriyle dolup taşan büyük salon, bu gece bambaşka bir havaya bürünmüştü. Herkes tedirgindi. Hem öğrenciler, hem de misafirler birbiriyle konuşmuyor, sessizce yemeklerini yiyordu. Demir Lejyon için daha fazla masa eklendiği için salon oldukça sıkışık hale gelmiş ve mutfakta çalışan kişilerin sayısı arttırılmıştı. Bense özel ayrılmış kısımdaydım. Ne duyan ne de gören olacaktı. Burada sadece ben, mutfak ekibinden birkaç görevli ve birazdan teşrif ettiğinde Marcus olacaktı. Elbisemin kollarını düzelttim. Milos’un sözleri zihnimde çınlıyordu. Detayları sessizce tekrarlarken, kalbim göğsümü yumrukluyormuş gibi atıyordu. Fazla gergindim. Şarap sürahisi, altın tabaklar, beyaz işlemeli masa örtüsü. Hepsi, olduğundan daha ağır ve uğursuz görünüyordu. Kapının gıcırtıyla açıldığını duydum. Bütün odanın havası anında değişti. Önce çelik zırhların yankısı vurdu taş zemine, ardından ağır botların ritmi. Uğultu çıkarmadan içeri giren lejyonerler, düzenli adımlarla kenara dizildi. İçeri silahlarıyla girmişlerdi. Ve onların arasından Marcus geçti. Siyah gözleri ilk anda beni buldu. Üzerinde zırh yoktu, omuzlarından dökülen koyu kırmızı paludamentum; ipekten yapılmıştı, ağır ağır kıvrılıyor ve hatlarını sarıyordu. Altında saf beyaz tunika, belinde geniş, süslemeli bir balteus (kemer) vardı. Kolları çıplaktı, bileklerine kadar uzanan altın bilezikler takmıştı. Saçları normalden daha geriye taranmış, hafif yağla parlatılmıştı. Oldukça karizmatik görünüyordu. Ona bakarken, aklımdaki her şey uçup gitti. O kadar etkileyiciydi ki, gözlerimi alamamıştım. Büyülenmiş gibiydim. Bu kadar mükemmel görünmesi normal miydi? Dış dünyadaki insanlar onun gibi mi görünüyordu? Sofranın önünde durduğunda, nefesimi tuttum. Sandalyesini çekmem mi gerekiyordu? Hayır..hayır… Dokunmamalıydım. Gözlerimi kırpıştırdım. Tanrım öğrendiğim her şey cidden gitmişti. “Waldwin?” dedi sakin bir tonda. İlk başta bana seslendiğini anlamadım. Kimse bana soyadımla hitap etmiyordu. Ben tepki vermeyince tekrar konuştu. “Yoksa Linda mı demeliyim?” “Ha?... Şey.” Kelimeler birbirine dolandı. Cevap vermek yerine elbisemin eteklerini toparlayıp hafifçe eğildim. Kalbim böylesine çarparken zarif görünmek mümkün müydü bilmiyorum. Marcus, masanın baş köşesine oturdu. Onunla birlikte odadaki herkes bir anda harekete geçti.. Lejyonerler duruşlarını dikleştirip, hareketsiz birer sütun gibi kenarda dururken, mutfak ekibinden kişiler ellerinde tabaklarla sıraya girdi. Hepsi başlarını eğmişti. Benim için zaman daralıyordu. İlk servis benden olacaktı. Ellerim titreyerek sürahiyi aldım. Sakin ol, dökme, sakın dökme… diye içimden sayıkladım. Marcus’un kadehi önünde, pırıl pırıl parlıyordu. İlk adımımı attığımda kalbim dizlerime indi. Kadehe yaklaştım, sürahiyi eğdim. İncecik kızıl şarap, kristal kenarından akmaya başladı.İlk birkaç damla kusursuz indi ama ellerim o kadar titriyordu ki, sürahiyi fazla eğdim. İncecik kızıl akıntı bir anda hızlandı, kristalin kenarından birkaç damla taştı, masa örtüsüne düştü. Nefesim boğazımda düğümlendi. Tanrım… hata yapmıştım. Donakaldım. Başımı kaldırmaya cesaret edemedim ama yine de gözlerim, sanki kendi iradem dışında, Marcus’un yüzünü aradı. O siyah gözler çoktan bana kitlenmişti. Beni baştan ayağa inceliyordu, tek bir damlamı bile affetmeyecekmiş gibi… Dudaklarının kenarı, belirsiz bir şekilde yukarı kıvrıldı. Kalbim çılgınca atıyordu. Beni azarlayacak mıydı? Sürahiyi titreyen ellerimle yerine bırakabildim. Gözlerimi hâlâ onunkilerden ayıramıyordum. Marcus, ağır hareketlerle kadehini eline aldı. Dudaklarına götürmeden önce, hâlâ gözlerime bakıyordu. Bir yudum aldı. Sonra, hiç konuşmadan, yanındaki sandalyeyi gösterdi. Tüm bedenim irkilmişti. Titreyen ellerimle eteğimi toparladım ve ağır adımlarla yanındaki sandalyeye oturdum. Normalde biraz uzağına oturmam gerekmiyor muydu? İlk tabaklar önümüze getirildi. Şarabı taşırdığım için, ilk tabağın servisi bana verilmedi. İnce…

Bölümün tamamını WritePad'de oku