Rossel Akademisi

Bölüm 5

Yazar:

Rossel Akademisi – matacoope kitap kapağı
Rossel Akademisi – matacoope kitap kapağı

Eoghan’la odasında sıkışıp kalmaktan daha kötü bir şey varsa o da hem Vadim, hem Luther hem de Eoghan’la aynı odada sıkışıp kalmaktı. Odanın havası ağırdı. Şömineden çıkan çıtırtılar, üzerime çöken sessizliği bozamıyordu. İki dizimin üzerinde, Eoghan’ın emrettiği üzere yerleri fırçalıyordum. Parmaklarımın eklemlerim ağrıyor, ellerimi sürekli buz gibi suya daldırdığım için donuyordum. Kendimi üç farklı canavarla aynı kafesinde mahsur kalmış gibi hissettim. Üçü aynı masanın etrafına oturmuş ders çalışıyordu. Vadim kafasını benden tarafa çevirince, hemen bakışlarımı yere sabitledim ve fırçayı daha hızlı sürtmeye başladım. Ellerim zonkluyor, tırnak diplerimdeki deriler buruştuğu için geri çekiliyordu. Çaktırmadan göz ucuyla tekrar masalarına baktım. Vadim sayfaları hızlıca çevirip duruyordu, dudaklarının arasından anlaşılmaz mırıldanmalar çıkıyordu. Sonunda kitaplardan birini sertçe masaya kapattı. “Saçmalık bu!” dedi hiddetle. “Denklem yanlış.” Luther, bir eliyle şakaklarını ovarken diğer eliyle notlarına baktı. “Eksik yok, sadece dönüşüm özünü yanlış yazmışsın. Basit bir hesaplamayı beceremiyorsan neden uğraşıyorsun ki?” “Çok biliyorsan sen çözseydin ya.” İkisinin arasında kıvılcımlar uçarken Eoghan kalemiyle sert bir şekilde masaya vurdu. “Kesin sesinizi. Çözemiyorsanız, bu sizin acizliğiniz.” Ne çalıştıklarını deli gibi merak ediyordum bir yandan da gülmemeye çalışıyordum. Üçünün tek bir denklem etrafında son yetmiş dakikadır dönmesi oldukça gülünçtü. “Neye gülüyorsun sen?” dedi Luther bana doğru mürekkep kabının kapağını fırlatırken. Kapakta birikmiş mürekkep yere saçılırken gözlerimi kocaman açtım. “Temizle şurayı.” İtiraz etmeden mürekkebin saçıldığı yeri temizlemeye başladım. Göz teması kurmazsam beni rahat bırakırlardı. En azından ben öyle umuyordum. Parmaklarım daha da morarmış gibiydi, elimi her suya daldırdığımda daha da soğuduğuna yemin edebilirdim. Karnımda ince bir sancı kıvrandı. Ses çıkarmadım, sadece hızla ovmaya devam ettim. “Şu kapağı geri ver.” dedi Eoghan burnundan soluyarak. Hemen elimi uzatıp mürekkep kapağını aldım. Ayağa kalktım, dizlerim sızlıyordu. Adımlarım ürkekti, ama itaat etmezsem daha beterini yaşayacağımı biliyordum. Masaya yaklaştığımda istemsizce gözlerim notlara kaydı. Sayfaların üzerinde dönüşüm ve şekil değiştirme denklemleri vardı. Bir özün, başka bir forma dönüşümünü anlatan formüller. Çizelgede rakamlar, semboller ve kadim dilde kelimeler birbirine karışmıştı. Özellikle dikkatimi çeken şey, öz katsayısının sürekli başa sardığı bir döngüydü. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, denklem ya sıfıra düşüyor ya da kendini çelişkiye sokuyordu. Kapağı Eoghan’a uzatırken gözlerim istemsizce Vadim’in önündeki denkeleme kaydı. Ders notlarının kenarları mürekkep lekeleriyle dolmuştu. O kadar fazla karalama yapmıştı ki, cevabı bulmak için kıvrandığı belliydi. Gözlerim notların üzerinde kayarken istemsizce içten içe hesaplamaya başladım. Formülün merkezinde, bireyin doğuştan getirdiği özün ölçüsü vardı. “ε” sembolüyle gösteriliyordu. Ne kadar yüksekse, dönüşüm o kadar pürüzsüz gerçekleşiyordu ama küçük hatalar büyünün ters tepmesine neden oluyordu. Dönüşümün yapılmak istendiği nihai form. Vadim’in sayfalarında özellikle “lupus” ve “avis” gibi hayvan formları yazılıydı. Yanında kabaca çizilmiş bir kurt kafası, tüyleri kabarmış bir karga vardı. O formları da “φ” sembolüyle göstermişti. Denklemde katalizör sabiti olan “κ” ya gözlerim kaydı. Sorun tam olarak oradaydı. Bir türlü sabitlenmiyor, her işlemde ya sıfır çıkıyor ya da sonsuza kayıyordu. Bu da tüm dönüşümün ya patlamasına ya da yarıda kesilmesine sebep oluyordu. Vadim’in sayfasında denklem şöyleydi; ε × (Δφ / κ) = ψ Burada ψ, dönüşümün nihai başarısını temsil ediyordu. Ama κ sabitlenemediği için, ψ hiçbir zaman dengeli bir sonuca varmıyordu. Vadim’in kalemi masaya çarpıp yuvarlandı. “Olmuyor!” diye hırladı. Ani tepkisinden dolayı olduğum yerde sıçradım ve iki adım geri çekildim. Luther dudaklarının kenarını dişledi. “Kesin profesör bize yanlış formü…

Bölümün tamamını WritePad'de oku