Rossel Akademisi

Bölüm 4

Yazar:

Rossel Akademisi – matacoope kitap kapağı
Rossel Akademisi – matacoope kitap kapağı

Yemeğin geri kalanına dokunmadan kendimi hızlıca büyük salonun sessiz koridoruna attım. Müdirenin çıkışıyla tüm meraklı gözler bana dönmüştü ve ben kesinlikle ilginin odağı olmak istemiyordum. İki yıldır görünmezdim, bir hayaletten farksızdım. “Aptal…aptal.. niye öne çıktın?” diye söylendim kendi kendime. Kulenin pencerelerinden süzülen ay ışığı, uzun koridoru gri bir örtüye bürümüştü. Kalbim hâlâ göğsümden fırlayacak gibi çarpıyordu. Kendimi sakinleştirmeye başlamışken, bir el omuzumdan yakaladı. Boğazımdan kaçan çığlıkla, bedenimin duvara çarpması bir oldu. Soğuk taş omurgama bıçak gibi saplanırken, nefesim kesildi ve gözlerim yaşardı. İnce uzun parmaklar boğazımı sıkarken korkudan dudaklarım kurudu. Eoghan’ın gözleri nefretle parlıyor, canımı tek yanlış harekette alacakmış gibi asasını çenemin altına dayıyordu. Asanın ucundan yayılan soğuk büyü tenime dokunduğunda iliklerime kadar ürperdim. “Seni, işe yaramaz ukala.” diye tısladı asasını tenime iyice gömerken. Boğazım acıyla kasılırken çıkardığım ses boğuk bir iniltiye dönüştü. Gözlerimden yaşlar süzülüyor, ama ne kadar debelenirsem debeleneyim, kolları kımıldamıyordu. Büyük ihtimalle hissettiğim o soğuk büyüyü ona karşı koymamam için yapıyordu. Her anlamda kaskatı kesilmiştim. Ellerimi kaldırıp, boğazımı tutan elini bile çekemiyordum. “Beni herkesin önünde küçük düşürmenin bedelini ödeyeceksin.” Kelimeler dudaklarından buz gibi döküldü. Ciğerlerim yanmaya başlarken, damarlarımda gezinen buz büyüsünün yakıcılığını daha fazla hissettim. Bir şeyler daha söyledi fakat kafamın içi uğulduyordu. Gözlerimi açıp kapadım, zihnimdeki tek düşünce Öleceğim… burda öleceğim oldu. Eoghan suratını suratıma yaklaştırdığında çelik mavisi gözlerini daha net gördüm. Çenesindeki kasların hepsi öfkeyle kasılmıştı. Boğazımı sıkan parmaklarını tenime daha da acımasızca gömdü. “Zayıfsın.” dedi hiç çekinmeden. “İnsanların kullandığı kelimeyle tam bir ezik . Yine de öne çıkıp iki laf edebilecek kadar da aptal.” “Lütfen.” diye inledim acıyla fakat Eoghan beni duvardan ayırıp, sertçe bedenimi boynumdan tutmak suretiyle tekrar duvara çarptı. Nefesim boğazımda düğümlendi, çıkardığım tek şey acınası bir hırıltı koptu. “Senin gibiler.” dedi kulağıma doğru fısıldayarak. “Her zaman aynı hatayı yapıyor. Kendinizi bir şey sanıp öne çıkıyorsunuz, sonra Akademi’nin tüm gelenekleri sikiliyor. Yüzyıllardır buraya sadece cadıların alınmasının bir nedeni var o da güvenliğimiz ama sen… Sen o küçük aklınla ve kitapların sana yarattığı hayal dünyasındaki saflığınla bir şeytana bile kucak açarsın.” Asasının ucunu çenemin altından yavaşça aşağı kaydırdı, boğazımdan köprücük kemiğime, oradan göğsüme doğru. Nereye değse, küçük buzdan ısırıklar tenimi dağlıyordu. Çığlık atacak gibi olduğumda boğazımı daha fazla sıkarak ses çıkarmamı engelledi. “Bak işte.” dedi, sanki yumruklamayı sevdiği oyuncağıyla eğlenir gibi. “Kıpırdayamıyorsun bile. Kendi hayatını bile savunamayan birinin, Akademi’ye ne faydası olur? Ama yine de en kritik anlarda ağzını açacak kadar yüreklisin.” Parmaklarını boğazımdan çekip, asasıyla havada daha önce hiç görmediğim bir işaret çizdi. Vücudumun üzerine görünmez ipler gerilmiş gibi sıkılaştım. Kemiklerim gıcırdadı, ciğerlerime çekmeye çalıştığım asla boğazımdan ötesine geçmedi. Bilincimin beni terk etmek için can attığını hissedebiliyordum. Gözlerim bulanıklaşırken, başım öne düştü. “Hayal kırıklığısın.” dedi hiç acımadan. Göz kapaklarım istemsizce kapanıp açılıyor, karanlık giderek zihnime sızıyordu. Elini yeniden boğazıma götürdü, parmak uçları tenime değdiğinde irkildim. “Senin gibi birinin burada barınmasına izin verilmesi başlı başına bir skandal. Buraya hiç gelmemeliydin, Linda.” Adımı öyle bir tonda söyledi ki, gerçek anlamda yok olup gitmek istedim. Eoghan nefretin saf beden bulmuş hali gibiydi. Gözlerimden süzülen yaşlar çenemin altına damlarken, tek yapabildiğim acıyla inlemekti. Çenemi sertçe kavrayıp, başımı zorla yukarı kaldırdı. Çelik mavisi gözleri, gecenin soğuğundan daha keskindi, bir g…

Bölümün tamamını WritePad'de oku