Rossel Akademisi

Bölüm 3

Yazar:

Rossel Akademisi – matacoope kitap kapağı
Rossel Akademisi – matacoope kitap kapağı

Profesör Niamh’ın dersliğinin kapısını ağır ağır açarken kafamın içi bir sürü soruyla doluydu. Ascelin gibi bir Ecinni’yi kim neden gecenin köründe Akademi’ye çağırmıştı? Tıkırtıların sebebi oysa neden o kadar yakından duymuştum? Burnuma gelen yağmur sonrası toprağın taze kokusuyla harmanlanmış, tatlı ve ferahlatıcı bir çiçek aromasıyla düşüncelerimden sıyrıldım. Profesör Niamh’ın dersliği her zamanki gibi çok güzeldi. Dışarıdaki serin taş koridorların aksine burası canlı ve sıcaktı. Tavan boyunca uzanan dallar, incecik sarmaşıklarla birbirine bağlanmış, üzerinde açan minik beyaz çiçekler usul usul sihirle parlıyordu. Duvarların bazı yerlerinde, taşların arasında filizlenmiş ne olduğunu bilmediğim türlü türlü otlar vardı. Karşı köşede ise sihirle yapılmış göletin içinde küçük balıklar dolaşıyordu. O kadar güzeldi ki, insan buraya adımını attığı anda tüm dertlerini unutuyordu. Odaya girdiğimi fark eden Profesör Niamh suratında sevecen bir gülümsemeyle bana doğru döndü. Üzerine koyu zümrüt yeşili bir elbise giymişti, eteklerinde ince işlenmiş çiçek motifleri o kıpırdadıkça dans ediyor, uzun siyah saçları Gece Ormanı’nı andırıyordu. Yüzü hem yumuşak hem de güçlüydü, gözleri ise ilkbahar ormanlarının huzurunu taşıyordu. “Getirdin mi?” diye sordu, sesi o kadar nazikti ki, kollarına atılıp ağlayasım geldi. Bayan Mills’ten aldığım şişeyi hafifçe kaldırdım. “Evet.” dedim ona doğru yaklaşırken, çekingen çekingen şişeyi uzattım. Profesör Niamh nazikçe şişeyi benden aldı ve gölete doğru yöneldi. “Solgun görünüyorsun, bir şey mi oldu?” Hızlıca başımı iki yana salladım. “Yok, hayır. Sadece biraz yorgunum.” Profesör Niamh, göletin kenarına diz çöküp şişeyi açtı. İçinden yayılan kekremsi ot kokusu, çiçeklerin ferahlığına karışıp havayı daha da yoğunlaştırdı. Koyu mavi sıvıyı göle iki kez damlattı. Damlaların düştüğü yerden minik halkalar şeklinde ışık yayılmaya başladı, ardından gölün içindeki balıklar ışıkların etrafında mutlu mutlu yüzmeye başladı. Niamh başını bana doğru çevirdi. “Neden uzakta duruyorsun Linda? Derslerime ilgili olduğunu sanıyordum.” Dudaklarımı ısırdım. Ascelin’in tasviri ve dün geceki tıkırtılar dikkatimin dağılmasına neden oluyordu. “Özür dilerim.” dedim acele acele gölete yaklaşırken. “Dün gece az uyudum sanırım.” Tek kaşını kaldırıp bana baktı. “Değişim programı yüzünden mi üzgünsün?” Afalladım. Değişim programı tamamen aklımdan çıkmıştı. Eteğimi hafifçe toplayıp profesörün yanına çöküp bakışlarımı gölete sabitledim. “Haksızlık bu.” diye hayıflandım. “Sırf büyüm uyanmadı diye onlarla gidemiyor olmam büyük haksızlık.” Profesör Niamh ellerini göletin suyuna daldırdı, koyu mavi sıvı gölette dalgalara karışırken parmaklarının etrafında parlayan ışık halkaları oluştu. “Biliyorum ama büyün olmadan seni buradan çıkarmak bile bile ölüme göndermekle aynı şey. Doğanın bazı kuralları vardır. Güçlü olan hayatta kalır ve üzgünüm ama daha köklerini salmadan seni tohum olarak karın ortasına bırakırsak solup gidersin.” “Kendimi savunabilirim.” “Neyle?” diye sordu Profesör Niamh aniden. “Daha Teutlandt’dan çıkamadan ölürsün. İnsanların biz cadılar hakkında ne düşündüğünü bilmiyor musun? Üstelki değişim okullarının hepsi diğer ülkelerdeyken. Büyün olmadan, kana susamış bir cadı avcısı üzerine koştuğunda ne yapacaksın?” Omuzlarım çöktü. Başımı eğdim, parmaklarım eteklerimin kumaşında dolaştı. “İki yıldır burdayım.” derken sesim titredi. “Ve hala büyüm uyanmadı. Belki de sizden biri değilimdir.” Profesör Niamh elini suyun içinden çıkarıp tamamen bana doğru döndü. Dizlerinin üzerine oturdu, yüzüyle göz hizama indi. “Doğa, aceleci olanları sevmez. Nehirler kendi yolunu bulur, ağaçlar kendi hızında büyür. Sen de öyle olmalısın.” “Ya yanılıyorsanız? Ya büyüm hiç uyanmazsa?” Niamh elini uzattı, nazikçe avucumu kendi ellerinin arasına aldı. Avuçlarının içi sıcak, huzur vericiydi. “Doğa boşluk bırakmaz, Linda. Her canlının yolu, her ruhun bir öz armağanı vardır. Seninki de zamanı geldiğinde açığa çıkacak. Buna emin olabilirsin. Mesela bambula…

Bölümün tamamını WritePad'de oku