Rossel Akademisi

Bölüm 2

Yazar:

Rossel Akademisi – matacoope kitap kapağı
Rossel Akademisi – matacoope kitap kapağı

Gök gürültüsü yüzünden yatağımdan sıçrayarak uyandım. Gürültü o kadar yakından patlamıştı ki, şimşeğin odanın ortasına düştüğünü sandım. Kalbim gümbür gümbür atarken nefeslenmeye çalıştım. Odam zifiri karanlıktı. Yatmadan önce perdeleri tamamen çekmiştim çünkü iki saat sonra güneş doğacaktı ve ben tüm geceyi kütüphanede harcadığım için dinlenmek istemiştim. Yorganı kenara atarak oturur pozisyona geçtim. Dilim damağım kurumuştu. Komidine uzanıp kendime bir bardak su doldurdum. Hava oldukça soğuktu. Suyu yudumlarken dışarıdan yağmurun hızlandığını duydum. Sanki hiç durmayacakmış gibi yağıyordu. Bardağı komidinin üzerine bırakıp yorganı tekrar üzerime çektiğim sırada, yağmur sesine karışmış hafif tıkırtı ilgimi çekti. Olduğum yerde donup kaldım. Sesi tam kafamdan uydurduğumu düşünmek üzereydim ki, tekrar başladı. Ayağa fırladım ve perdeye doğru gittim. Kenarını hafifçe aralayıp avluya baktım. Belki de at arabaları geri dönmüştü? Avlunun taş yolu bomboştu. Gözlerimi kısarak avlunun köşelerine baktım. Loş fener ışıkları yağmurdan sönükleşmişti, her yer ıslak taşın donuk parıltısıyla kaplıydı. “Rüzgardan dolayı olmalı.” diye fısıldadım kendi kendime. Sonuçta akademi büyük bir kaleydi ve yüzyıllardır buradaydı. Yağmur yağdığında gıcırdama ve tıkırtı sesleri normal olmalıydı. Perdeyi kapatıp yatağa döndüm. Yorganın altına girer girmez fark ettim ki, odadaki hava daha da soğumuştu. Titreyerek cenin pozisyonunda kıvrıldım. Gözlerim hızla ağırlaşmaya başladığında kendimi uykunun kollarına tekrar bırakacak gibi oldum ama o tıkırtı sesi bir kez daha duyuldu. Hem de oldukça yakından. Yorganı iyice başıma çektim. Kesinlikle neyin tıkırdadığını bulmak istemiyordum. Yorgunluktan dolayı uykuya daldığımı, kuşların cıvıltısı kulaklarımı doldurduğunda anladım. Anlaşılan yağmur dinmişti. Gözlerimi açmam birkaç saniyemi aldı. Güneş doğmuş ve perdenin arasından sızıyordu. Başımı yastıktan kaldırdığımda boğazımda tuhaf bir kuruluk hissettim. Sınavdan önce hasta olmak en son isteyeceğim şeydi. Yorganı üzerimden atıp ayaklarımı yere indirdim. Taş zemin öylesine soğuktu ki, bir an ayağımı geri çekmek istedim. Tüm binayı taştan yaparken neyi düşünüyorlardı? Hızlıca sandığa gidip kıyafetlerimi çıkardım. Bugün sabahtan dersim yoktu fakat öğleden sonra Bayan Mills’in yanına gidip Profesör Niamh’ın istediği ilacı almam gerekiyordu. Sandığın kapağını kaldırdığımda, içinden hafif, naftalinle karışık sabun kokusu yükseldi. Büyüyle yapılmış sandığın içine konulan kirli kıyafetler birkaç saat sonra temiz, ütülenmiş ve güzel kokulu olarak çıkıyordu. Büyünün pratik yönlerini seviyordum. İlk önce beyaz gömleğimi çekip çıkardım. Yavaşça giyerken kol düğmelerini iliklerken hafifçe titrediğimi fark ettim. Güneş doğmuş olmasına rağmen hava hala buz gibiydi. Ardından koyu lacivert etek ve üzerine giyilecek, gümüş işlemeli yeleği çıkardım. Yeleğin omuzlarında Akademi arması, Rossel’in R’si ve R’nin etrafındaki Eski Dil işlemelerinden oluşuyordu. Kalın çoraplarımı giyip belime kadar çektim, ardından siyah deri ayakkabılarımı çıkardım. Onları giymeden önce bir süre ayakkabıları elimde tuttum; cilaları yağmurda bile parlayacak kadar iyiydi. Boynuma, gömlek yakasının altına hangi dersleri aldığımı gösteren madalyonu taktım. Aynamda kendime bakarken, göz altlarımda geceden kalma torbalar fark ettim. Kaşlarımı çatıp saçlarımı toplarken derin bir iç çektim, berbat görünüyordum, kara saçlarımın gevşeyen birkaç tutamı tokayla tutturdum. Pencere kenarına gidip perdeyi araladım; avlu hâlâ ıslaktı, taşların üzerinde ince su birikintileri güneş ışığını kırarak yansıtıyordu. Dağınık duran yatağım, odanın içindeki büyü sayesinde kendi kendini toplarken masanın üzerinde duran defterimi ve küçük çantamı aldım. Odadan adımımı dışarı attığım anda, odanın kapısı arkamdan yavaşça kapandı. İçeriden her şey vakumlanıyormuş gibi gürültüler geldi hemen ardından odanın ahşap kaplaması sanki eriyip taş duvara çekiliyormuş gibi büküldü. Kapı küçülerek yalnızca avuç içi büyüklüğüne geldi ve koridor b…

Bölümün tamamını WritePad'de oku