1
Yazar: alexiaishere

Rivalry Gece yarısı Pyrothia sınırında, tipi göz gözü görmeyecek kadar sert esiyordu. Karların üzerine düşen alev parçaları ve buz kıymıkları, ortadaki fırtınanın şiddetini özetliyordu. Ben ve Valerius, Frostheim’ın bize kurduğu tuzağı tersine çevirmiştik. Ellerimden çıkan yangın, etrafımızı saran muhafızları küle çevirirken Valerius devasa kılıcıyla önünü kesen her şeyi biçip geçiyordu. Birlikte savaşırken aramızda tek bir kelimeye bile gerek kalmazdı; birbirimizin her hamlesini ezbere biliyorduk. Sonunda fırtınanın ortasında sadece dördümüz kaldık. Ben, Valerius ve karşımızda nefes nefese kalmış iki hedefimiz: Frostheim Prensesi Eliana ile onun muhafızı Kaelen. "Geri çekil Eliana!" diye bağırdı Kaelen. Kılıcını önümüze doğru tutuyordu ama kolları titriyordu. Valerius dudaklarının kenarıyla hafifçe güldü. Dumanı tüten kılıcını omuzuna doğru yaslayıp bana baktı. "Önce hangisini bitirmek istersin Vespera?" "Prenses benim," dedim, sesimdeki soğukluk etraftaki buzdan farksızdı. Aniden ileri atıldım. Eliana beni engellemek için önüme devasa bir buz duvarı ördü. Ama ben durmadım; ellerimdeki ateşi tek bir noktada toplayıp kalkanı tam ortasından patlattım. Sıcaklığın ve basıncın etkisiyle Eliana geriye savrulup karın üzerine düştü. Kaelen ona doğru koşmaya çalıştı ama Valerius çoktan araya girmişti. Tek bir sert hamşeyle Kaelen’ın kılıcını elinden uçurdu ve ağır zırhlı göğsüne sert bir darbe indirip onu yere serdi. "Hareket etmeyi aklından bile geçirme," dedi Valerius, kılıcının sivri ucunu Kaelen’ın boğazına dayayarak. Eliana yerden kalkmaya çalışırken yanına adımladım. Avcumda parıldayan küçük bir alev topunu yüzüne yakın tuttum. Ateşin sıcaklığı, gözlerindeki çaresizliği net bir şekilde aydınlatıyordu. "Sarayınızdan bu kadar uzaklaşmamanız gerekiyordu," dedim sakin bir tonla. Kaelen yerde çırpınarak, "Ona dokunma!" diye bağırdı. Valerius botunun tabanıyla Kaelen’ın sırtına basarak onu karın içine bastırdı. "Bence ses tonuna dikkat etmelisin," dedi soğukkanlılıkla. Cebimden çıkardığım büyü emici kara zincirleri fırlatıp Eliana’nın bileklerine geçirdim. Büyüsü anında kesildi, yüzü soldu. Valerius da aynı zincirlerle Kaelen’ı bağladı. İkisi de karın üzerinde çaresizce kalırken Valerius yanıma geldi. Elini belime koyup beni kendine çekti ve alnıma kısa bir öpücük kondurdu. "Sorunsuz hallettik," dedi. "Seninle çalışırken aksi mümkün mü?" diye karşılık verdim. Arkamızda bağlı duran iki esiri zincirlerinden tutup sürüklemeye başladık. Pyrothia’ya giden uzun yolumuz yeni başlıyordu.Rivalry II Tipinin altında ilerlerken arkamızdan gelen zincir sesleri dışında çıt çıkmıyordu. Kar diz boyunu aşmıştı. Valerius önde Kaelen’ın zincirini çekiyor, ben de birkaç adım gerisinden Eliana’yı sürüklüyordum. Tam bir kayalığın duldasında durduğumuzda Valerius duraklamadan devam etmeye yeltendi. "Valerius, dur," dedim sert bir sesle. "Fırtına şiddetleniyor. Bu geceyi burada geçirmemiz gerekiyor." Valerius arkasına dönüp bana baktı, gözlerini devirdi. "Şu kayalığın altında mı? İki saatlik yolumuz kaldı Vespera. Kaleye varıp bu işi bitirebiliriz." "Görüş mesafesi sıfıra indi," diyerek adımlarımı ona doğru attım. "Dağ geçidindeki çöküntüyü biliyorsun. Bu karanlıkta o yoldan geçersek karlı uçurumdan aşağı yuvarlanırız." "Uçurumdan yuvarlanacak kadar acemi değilim herhalde!" dedi sesi yükselerek. "Geceyi bu dondurucu soğukta açıkta geçirmek tamamen zaman kaybı. Kalenin sıcaklığında olmak varken burada beklemeyeceğim." "Mantıklı davranmıyorsun!" diye karşılık verdim, sesim fırtınayı yardı. "Göz göre göre risk alıyorsun. Plan şatoya varmak evet, ama yürüyen iki cesetle değil. Ya da uçurumun dibinde can vermekle değil." "Risk almadan bu savaşı kazanamayız Vespera! Senin bu aşırı tedbirli hallerin beni deli ediyor. Sürekli her şeyi kontrol etmeye çalışıyorsun!" "Kontrol etmeye çalışmıyorum, hayatta kalmamızı sağlıyorum!" diye bağırdım ve göğsüne doğru bir adım daha attım. "Benim taktiğim sayesinde o ikisini kılın kıpırdamadan esir aldın. Şimdi senin bu acelecili…