2. Bölüm - Kelebek Yanıyor (II)
Yazar: 🍷

Gözlerimi açtığımıda buğuluydu. Bembeyaz tavana bakıp bir süre öylece durdum. Başımı sağ tarafa çevirdiğimde Koray beni izliyordu. "Nasıl hissediyorsun kendini, biraz daha iyi misin?" onun gözleride oldukça yorgundu. Saat kaç olmuştu acaba. "İyiyim, bitti mi serum?" serumun takılı olan elimi kaldırdım ama ne serum vardı nede damar yolu. "Bitince çıkardılar, damar yolunuda canın acımasın diye ben çıkarttırdım. Uyuyordun zaten." içimde anlamlandıramadığım bir his oluşmuştu. Korktuğumu tabikide anlamıştı. Aptal değildi sonuçta. "Teşekkür ederim." o tam bir şey söyleyecekken onu susturdum. "Başımda bekledin, beni hastaneye getirdin. Sağol." başını yere indirdi. Kaşlarım çatılırken utandırdığımı fark edip sustum. Uzandığım yerden doğrulurken "Güliz beni merak etmiştir." Koray hemen "Ben haber verdim. Sıkıntı yok." ayağa kalktığımda oda toparlandı. "Hadi çıkalım hastane beni daha çok hasta ediyor." bu dediğime sırıtırken bende gülümsedim. Göz ucuyla ona bakarken onun çoktan bana baktığını fark ettim. Önüme bakarak çıkışa yürüdüğümde gün ağarmak üzereydi. Ne yani gitmek için benim uyanmamı mı beklemişti? Arabaya doğru ikimizde yürümeye devam ederken Koray arabanın kilidini açtı. Ben kapıyı açarak oturdum. Oda şoför koltuğuna oturduğunda arabayı çalıştırdı. Hastanenin otoparkından çıkıp yavaşca otoyolda ilerliyorduk. Arabası sesizdi ve bizde bir süredir sesizdik. "Evin nerede, evine bırakayım." ona yolu tarif ettiğimde aslında yarışın düzenlediği yere çokta yakındı evim. Evimin olduğu mahalleye girdiğimizde parmağımla evimi işaret ettim. "Şurdaki apartman." apartmana doğru gidip önüne yanaştı. Araba halen çalışmaya devam ederken "Benim o kadar başımda bekledin sana bir kahve yapmama izin ver. Yoksa kendimi borçlu hisederim." dediğimde "Sağol ama eve gitsem daha iyi olacak." ben bu dediğine biraz kırılırken "Peki." demekten başka bir şey diyemedim. Belkide gün içinde onu bulmalı ve bu üstümdeki karşılıksız iyiliği böyle bırakmamalıydım. Ceketimi elime aldım tam arabanın kulpuna elimi atmışken "Burda arabamı park edeceğim müsait bir yer varmı?" dedikleri yüzüme aptal bir gülümse peydah olmasına neden oldu. "Karşı bahçeye park edebilirsin. Kimse park etmez bizden başka." arabanın kapısını açıp indim. Direkt kaldırıma çıkarak orada onun arabasını park etmesini izledim. Araba kullanmayı baya iyi biliyordu. Sürüşü, park etmesi bunları çıkartmama neden oldu. Arabayı park edip kapıyı açıp indi. Bana doğru gelirken arabasının kapılarını kitledi. Arabasıda kendi gibi siyahlar içindeydi. Gözlerimi arabasından alıp ona çevirdim. "Takip et beni." diyerek önden yürüdüm. Evin dış kapısının önünde zili arayıp bastım. Güliz kardeşime göz kulak olmak yerine uyumuyorsa açılırdı kapı. Çok sürmeden otomatik açılıp apartmana girmiştik. "Kaçıncı kat?" diye sorduğunda Koray "Üçüncü kat." asansöre doğru gidip kapısını açtı. "Gel buraya." halen açık tuttuğu kapıdan içeri girdim. Asansör oldukça küçük bir kabin gibiydi. Bu kadar yakın durmamız beni gererken o oldukça rahattı. Üçüncü tuşa bastı. Asansör hareket ederek yukarı çıktı. Gözümün ucuyla asansörün aynasına baktım. Önümde durduğundan sırtının sadece yarısında belli belirsiz ben kendimi görebiliyordum. Başımı ve bakışlarımı yere indirirken asansör durdu. Kapıyı ben iteleyip açarken evin kapısında bizi bekleyen Ekin'i gördüm. "Nerde kaldınız abicim ya." derken bir yandanda eliyle kendini boğuyormuş gibi yapıyordu. Ben anlamayarak arkasındaki Güliz'e baktım. Meğer kız kardeşim Burcuyu gösteriyormuş. O ergenliğini tavanlarda yaşayan bir kızdı. Benide bazen çıldırtıyordu ama kardeş. Katlanıyorsun bir şekil. Güliz "Ekin yürü biz gidelim artık. Uykusuzluktan bayılcam şimdi." elinde çantası ve Ekin'in ceketi vardı. "Tamam güzelim, çıkalım." Ekin hemen ayakkabılarını ayağına acelece giydi. Bu beni baya gülümsetirken Burcu'nun neler yaptığına akıl sır erdiremiyordum acıkcası. "Koray hadi içeri girelim." dediğimizde Güliz göz ucuyla bana öyle bir bakış atmıştı ki altında nasıl imalar yattığını anlatamazdım. Koray…