Q1M3K7 SALGIN YENİ DÜNYA MUTASYONUN BAŞLANGICI

Kayıp Zamanın Gölgesinde

Yazar:

Q1M3K7 SALGIN YENİ DÜNYA MUTASYONUN BAŞLANGICI - MŞAHİNCEYLAN kitap kapağı
Q1M3K7 SALGIN YENİ DÜNYA MUTASYONUN BAŞLANGICI kitap kapağı

Koridorda beliren siluet, Elif'in kalbini hızlandırdı. Gözleri karanlığa alışırken, adımlarını daha dikkatli atmaya başladı. Gölgenin ardında duran figür, kız kardeşi Defne'ye benziyordu, fakat onun gözlerindeki boşluk, bir zamanlar sahip olduğu masumiyetten eser bırakmamıştı. "Defne..." diye fısıldadı Elif, sesi çatallıydı. Ancak Defne hiçbir tepki vermedi. Bedenindeki ince damarlar, sanki metalik bir ağ gibi teninin altından parlıyordu. Gözleri bir bakıma tanıdık, bir bakıma tamamen yabancıydı. "Sana ne yaptılar?" Karanlık tavanın çatlaklarından sızan duman, odayı daha da boğucu hale getiriyordu. Arkasında Dr. Kaan'ın gülümsemesi hâlâ hissediliyordu. O, Elif'i oyunun içine çekmişti. Kız kardeşinin varlığı, sadece bir piyondu bu oyunda. "Onu bana ver!" diye haykırdı Elif, gözleri öfkeyle dolmuştu. Kaan bir adım geri çekildi. "O artık sana ait değil, Elif. O, yeni dünyanın ilk adımı." Defne'nin gözleri bir anlığına kırpıştı. Gözyaşlarıyla dolmuş bir ses yankılandı odada. "Ablacığım..." Elif'in içindeki öfke bir anda sarsıldı. İçinde kopan fırtınalarla yüzleşiyordu. Kız kardeşinin sesi hâlâ ona aitti, ama gözlerinin ardında gizlenen karanlık... işte o bambaşka bir şeydi. "Seninle geleceğiz," dedi Elif, sesi titreyerek. "Bunu sona erdireceğiz." Defne birkaç adım attı ama sanki görünmez zincirlerle bağlı gibiydi. Elif, kız kardeşinin bileklerinde ince metal bilezikler fark etti. Bunlar, Q1M3K7 projesinin birer parçasıydı. "Onu bırak, Kaan!" Dr. Kaan alaycı bir kahkaha attı. "Sana bir seçim sundum, Elif. Ama sen bu savaşın hangi tarafında olduğunu hâlâ bilmiyorsun." Tam o sırada duvarların içindeki mekanizma harekete geçti. Yeraltı şehrinin metalik kalbi, boğuk bir uğultuyla sarsıldı. Koridorlar kapanıyordu, kaçış yolları birer birer mühürleniyordu. "Bu şehri seninle birlikte gömeceğim." Elif'in gözleri hızla etrafı taradı. Zihni bir bulmaca gibi çalışıyordu. Kapıdaki semboller... eski işaretler... hepsi birbirine bağlıydı. Duvarlarda neredeyse görünmez olan o işaretler, ilk büyük savaşın başladığı dönemlerden kalmaydı. Çatlaklar boyunca uzanan çizgiler, eski dünyanın sırlarını taşıyordu. Elif parmaklarını çatlağın üzerine koydu. Soğuk metalin altındaki titreşimleri hissetti. "Buradan bir çıkış var..." diye fısıldadı. Aylin'in anlattığı eski efsaneler aklına geldi. Yeraltı şehirlerinin içinde gizli kaçış yolları olduğu söylenirdi. Fakat bu yolları ancak sembolleri doğru şekilde birleştirenler açabilirdi. Elif hızla kafasında şifreleri çözmeye çalışırken Defne, boş gözlerle onu izliyordu. "Beni burada bırakma..." diye fısıldadı Defne, ama sesi metalik bir yankıyla boğuluyordu. "Asla bırakmam," dedi Elif, gözyaşlarını geri iterek. İşaretlerin sırasını çözdüğünde, duvarda ince bir kapı aralığı açıldı. Soğuk hava, yeraltının karanlık tünellerinden içeri sızdı. Fakat hemen arkasında bir alarm çalmaya başladı. "Sonsuza kadar kaçamazsın Elif," diye fısıldadı Dr. Kaan'ın sesi hoparlörden. "İkinci büyük savaş çoktan başladı." Elif, Defne'yi kolundan tutup kapıya sürükledi. Gözlerini kapattı ve kalbinin derinliklerinden bir güç çağırdı. Q1M3K7 içindeki her hücreyi sarsıyordu, ama henüz kontrol etmeyi öğrenememişti. "Hadi..." diye fısıldadı. Defne'yi karanlık tünelden geçirirken arkasında kalan şehrin çöküşünü izledi. Patlamalar, yeraltının metal duvarlarını parçalıyor, eski dünyanın kalıntılarını yutuyordu. "Nereye gidiyoruz?" diye sordu Defne, gözleri yeniden biraz daha insani görünüyordu. Elif başını kaldırdı. Tünelin ucunda, sadece efsanelerde anlatılan Yaşam Ağacı'nın ışığı parlıyordu. "Kayıp cenneti bulmaya." Ama peşlerinde sadece yıkım vardı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku