Q1M3K7 SALGIN YENİ DÜNYA MUTASYONUN BAŞLANGICI
SONA YAKLAŞIRKEN
Yazar: MŞAHİNCEYLAN

Kan, Çelik ve Gölge Elif, elindeki kanlı bıçağı sıktı. Nefesi düzensizdi. Omzundan süzülen sıcak kan, yırtık kıyafetinin arasından aşağı damlıyordu. Etrafı hâlâ o karanlık giysili adamların cesetleriyle doluydu, ama biliyordu... Bu sadece başlangıçtı. Derin bir nefes aldı, gözlerini kapadı ve içindeki gücü kontrol etmeye çalıştı. Kendi içinde kaynayan Q1M3K7 enerjisi, ona hız, dayanıklılık ve keskin refleksler vermişti. Ama bunun bir bedeli vardı. Gücünü ne kadar fazla kullanırsa, vücudu o kadar zorlanıyordu. Eğer sınırı aşarsa... geri dönüşü olmayabilirdi. Ama şimdi düşünme vakti değildi. Bir kapı açıldı. Ve korku ete kemiğe bürünerek karşısına çıktı. Mutasyona Uğramış Canavarlar Kapının ardında, gölgeler kıpırdadı. İlk başta, sıradan insanlar sandı. Ama onlar insan değildi... Tenleri solgun, gözleri karanlık boşluklar gibi siyah, vücutları deforme olmuştu. Mutantlar. Kaan, laboratuvarındaki en korkunç deneylerini serbest bırakmıştı. Bunlar, virüsle tamamen kaynaşmış ve insanlığını kaybetmiş yaratıklardı. Boyunları eğri, sırtlarından kemiksi çıkıntılar fırlamıştı. Parmakları bıçak gibi keskinleşmiş, dişleri sivrileşmişti. Elif'in midesi kasıldı. Bunlar bir zamanlar insandı. Ama artık değillerdi. İlk mutant saldırdı. Elif yana çekildi, ama yaratığın inanılmaz hızı onu şaşırttı. Kırık asfalt parçalandı, yaratık pençesini tam yanından geçirdi. Elif hızla döndü ve bıçağını yaratığın göğsüne sapladı. Ama işe yaramadı. Mutant, sadece acı içinde çığlık attı ama ölmedi. Elif'in gözleri büyüdü. Bunlar sıradan mutantlar değildi. Ardından ikinci mutant üzerine atıldı. Elif son anda geri sıçradı ama sırtına keskin bir pençe darbesi yedi. Acı içinde sendeledi, nefesi kesildi. Çevresi hızla daralıyordu. Ve Kaan onu izliyordu. Kaan'ın Şeytani Planı Laboratuvarda, Dr. Kaan ekrandan olanları izlerken kahvesinden bir yudum aldı. "Daha iyi bir test ortamı düşünemezdim." Yanındaki ekrana döndü. Elif'in kız kardeşi, küçük hücresinde titreyerek oturuyordu. "Zavallı Elif... Ona bir seçim hakkı sunduğumu söylesene. Ya insan kalacak ve ölecek... ya da canavar olup hayatta kalacak." Yanındaki asistanı, korkuyla yutkundu. "Efendim, ya... ya eğer bu sefer de hayatta kalırsa?" Kaan sırıttı. "Eğer hayatta kalırsa, onu kendi silahıma dönüştüreceğim." Ve elindeki butona bastı. Ölüm Tuzağı Elif, omzundaki yaraya rağmen mutantları öldürmeye çalışıyordu. Ama bu yaratıklar normal değildi. Daha hızlılar, daha güçlülerdi. Her saldırıda daha da agresifleşiyorlardı. Ve sonra... zemin titredi. BOOM! Laboratuvarın yer altı bölümü çöküyordu. Elif'in dengesini kaybetmesine neden olan bir sarsıntı, büyük metal sütunları yerle bir etti. Tüm bina üzerlerine yıkılıyordu! Mutantlar bile paniğe kapılıp kaçışmaya başladı. Elif, kanlar içindeki ellerini betona bastırarak doğruldu. Tam o anda, arkasından bir gölge belirdi. Ve kocaman bir pençe, Elif'in sırtına geçti. Elif çığlık attı. Kız Kardeşinin Çığlığı Bir anlığına her şey yavaşladı. Elif'in gözleri karardı, kasları gevşedi. Kan kaybediyordu. Kolları yere düştü. Nefesi kesik kesikti. Burası son muydu? Ve sonra... Bir çığlık duydu. "ELİF!!!" Bir çocuğun sesi... Gözleri açıldı. Kalbi hızla atmaya başladı. Kız kardeşi hayattaydı. O an, içindeki Q1M3K7 gücü patladı. Tüm laboratuvar, Elif'in içinden fışkıran güç dalgasıyla sarsıldı. Kanı kaynıyordu, kasları titriyordu. Yerdeki taşlar havaya kalktı. Gözleri, insanlıktan çıkmışçasına parladı. Ve o anda... Elif, canavara dönüştü.