Q1M3K7 SALGIN YENİ DÜNYA MUTASYONUN BAŞLANGICI

KÜLLERİN ARASINDA

Yazar:

Q1M3K7 SALGIN YENİ DÜNYA MUTASYONUN BAŞLANGICI - MŞAHİNCEYLAN kitap kapağı
Q1M3K7 SALGIN YENİ DÜNYA MUTASYONUN BAŞLANGICI kitap kapağı

Dünyanın Külleri Gökyüzü kurşuni bir örtü gibi şehrin üzerine çökmüştü. Terk edilmiş binaların camları çoktan kırılmış, sokakları toz ve moloz kaplamıştı. Bir zamanlar yaşamın aktığı bu şehir, şimdi ölümün soğuk nefesini taşıyordu. Rüzgar, yanmış kağıtları savururken, uzaktaki bir binanın tepesinden dumanlar yükseliyordu. Elif, yıkıntıların arasında hızla ilerliyordu. Çatlamış asfaltın üzerinde, yağmalanmış dükkanların arasında kaybolmuş gibiydi. Gözleri, sisin arasında bir siluet arıyordu: kız kardeşinin siluetini. Ama burası bir tuzaktı. Bunu biliyordu. Kaan, onun aklını karıştırıp yolundan saptırmak için kız kardeşini yem olarak kullanıyordu. Elif bunu biliyordu ama yine de kalbi yerinden çıkacakmış gibi çarpıyordu. Ya gerçekten hayattaysa? Ya onu burada bulabilirse? Bir gölge ileride kıpırdadı. Elif'in kasları gerildi. Sol elini yavaşça kemerindeki bıçağa götürdü. Diğer eliyse karnının hemen üzerindeki eski yaraya dokundu. Yaralar iyileşmişti, ama acısı hâlâ içindeydi. Bir adım attı. Sonra bir adım daha. Gölgeler arasında kaybolmuş bedene yaklaştı. Yerde yatan ince vücut, bir zamanlar ona sarılıp "Ablacığım, her şey geçecek, değil mi?" diyen o sese mi aitti? Eğildi, elini uzattı- Ve o an karanlık bir silah gibi üstüne çullandı. Tuzak ve Çöküş Aniden, zeminden çıkan mekanik kollar bileklerine dolandı. Metal kelepçeler gibi sıktı, sert ve acımasızdı. Elif dişlerini sıkarak kendini geri çekmeye çalıştı ama bacakları da sıkıştı. Bu bir kapan! Bir anda eski fabrikaların çatılarından aşağı halatlarla inen siyah giysili adamlar belirdi. Yüzleri maskeliydi, gözleri kırmızı lenslerle kaplanmıştı. Bellerindeki tüfekleri Elif'e doğrulttular. "Kaçacak yerin yok, Arslan." Ses, tiz ve mekanikti. Elif'in gözleri kıstı. Kimdi bunlar? Kaan'ın adamları mı, yoksa dış dünyada hayatta kalmaya çalışan başka bir grup mu? Ama şimdi soru sorma zamanı değildi. Kollarını hızla yukarı çekerek mekanik bağları gevşetmeye çalıştı. Vücudunun içinde, Q1M3K7 deneyinin ona verdiği güç dalgalandı. Kasları gerildi, adeta derisinin altından bir akım geçti. "Siz yanlış kişiye bulaştınız." Gözleri parladı ve o an, bileklerinden yayılan bir enerjiyle kelepçeler çatırdayarak kırıldı. Bacaklarındaki bağları da söküp attığında, adamlar silahlarını ateşlemek için hamle yaptı. Ama Elif onlardan hızlıydı. Karanlıkta bir gölge gibi hareket etti. İlk adamın boğazına dirseğiyle vurdu, maskesi çatladı. İkinci adam ateş etmeye çalıştı ama Elif yere yuvarlanarak onu ters düşürdü. Çatıdan bir keskin nişancı pozisyon aldı. Bir mermi Elif'in omzunu sıyırdı. Acı! Ama duramazdı. Kendi kanının sıcaklığını hissetti ama bunun onu yavaşlatmasına izin vermedi. Parmakları, yerdeki adamın bıçağını kaptığında refleksleriyle diğer adamın boğazına savurdu. Savaş bitmemişti. Dr. Kaan'ın Hamlesi Uzakta, bir kontrol odasında Dr. Kaan olanları izliyordu. Laboratuvarın soğuk ışıkları altında, gözleri Elif'in mücadelesini takip ederken hafifçe gülümsedi. "Beklediğimden de güçlü... ama duyguları hâlâ zayıf noktası." Yanındaki ekrana döndü. Siyah beyaz bir güvenlik görüntüsünde, küçük bir kız gözleri korkuyla bir hücrenin köşesine sinmiş halde görünüyordu. Elif'in kız kardeşi... "Biraz daha oynayalım bakalım, Elif. Ne kadar ileri gidebileceksin?" Elindeki düğmeye bastığında, laboratuvarın alt katındaki kapılar açıldı. Yeni bir deney grubu serbest bırakıldı. Elif, sadece adamlarla değil, mutasyona uğramış yaratıklarla da savaşmak zorunda kalacaktı. Ve en kötüsü... kız kardeşini kurtarmak için zamanı hızla tükeniyordu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku