Priktso- Bakir Zamanlar

Gaharlinler

Yazar:

Priktso- Bakir Zamanlar - Ömer çağrı koca kitap kapağı
Priktso- Bakir Zamanlar kitap kapağı

​Onlara böyle denirdi, Gahalar! Dünyanın en iyi demircileri. Demir madeni ile zengin olan Gaha dağını yurt edinmişlerdi. Vatanlarına ölesiye bağlıydılar. Dağa adını veren yine kendileridir. Gaha dağı derler vatanlarına. Ancak ortak lisanda pek güzel bir şöhreti olmayan bu dağın adına “Demir Göbek Dağı” denir. Dilleri basit ve kısa cümlelerden oluşur. Bazen kötü ve uzun cümleler kurarlar. Karmaşık işleri ve cümleleri sevmezler. Net ve kesin olan şeylere ise bayılırlar. Boyları neredeyse iki insan kadardır. Ten renkleri griye çalar. Büyükçe burunları vardır; kafalarına oranla bir hayli büyük. Çok iyi koku alırlar. Birkaç kilometreden insan, keçi, at ve yahut başka bir mahlûkat olsun mutlaka kokularını alırlar. Ancak pek bir yavaştırlar. Bacakları kütük gibi kalın ve ağırdır. Pek temizlik anlayışları olduğu da söylenemez. Gahalar için sıradan bir günün sabahı idi. Herkes bir işten diğer işe koşturup bir düzen ve sistem içerisinde hareket ediyordu. Zaten Gahaların en önemli özellikleri de belki de bu idi. İnanılmaz bir düzen ve tertibin olduğu bir kavimdi. Fakat tertip ve düzen keşmekeşliği engellemiyordu. Zira liderlik kavgaları bitmek bilmiyordu. Pek akıllı olmayan Gahalar, hayatlarını insanların şehirlerinde ve köylerinde ağır işler yaparak geçiriyorlardı. Fakat Gahadağı olarak adlandırılan önü bozkır ardı ve güney batısı ormanlık olan bir yerde yaşarlardı. Kışları iş ve ihtiyaçlarını karşılamak için bir kısmı göçer, bir kısmı yurtlarında kalırdı. Bu hayatın düzeninde kendilerine bir yer edinmek için hatırı sayılır fedakârlıklar yapıyorlardı. Yurtlarına ölesiye bağlı olan Gahalar kış mevsiminden nefret ederlerdi. Kış onları sevdiklerinden yurtlarından alı koyardı. ​Yaz başlarında bir ak süvari Gaha dağının güney batısındaki ormanın etrafını dolaşan ağaçlar içerisinde ki yoldan dağa sırtını dayamış Gaha yurduna doğru dörtnala girdi ve haykırdı “Yaldir! Yaldir!” Adını haykırdığı kişi Gahaların uzun yıllardır liderlik kavgalarının galibi olan Yaldir’den başkası değildi. Adının haykırıldığını duyan Yaldir; dağın çıplak kayalıklarının üstüne, gaha dağının en güney ucunda yapılmış olan; etrafı demirden mızraklar ile sarılı, üst kısmı ise bu mızrakların üzerine oturtulmuş düzgün ve fakat paslı olan bir tavandan oluşan, oturağı ise kara bir kaya olan tahtında dinlenmeye ve halkını gözlemeye koyulduğu yerden kalkarak doğruldu ve tahtından dışarı çıktı. Zaten herkes bu atlının kokusunu almıştı. Yaldir tahtından çıkınca bütün Gaha halkı yere kapanarak ona saygı ve hürmet gösterdi. Etkileyiciydi. Zira böylesi bir itaat ve düzen takdir edilesiydi. Ak süvari onun Yaldir olduğunu anladı. “Haberlerim var!” dedi, Ulak. Yaldir sessizce bekledi sadece. Ulak önce bir şey söylemedi. Çünkü çok etkilenmişti Yaldir’den. Uzun ve kaslı cüssesi, yüzünde birçok yara izi ve dövmeler, uçları parlak demir ile kaplı sivri ve uzun dişleri, sağ elinde ise keskinliği belli olan bir mızrak ile karşısında duran Yaldir nefesini kesmişti adeta. Önce önünde saygı ile eğildi Yaldir’in sonra nefesini toplayarak “Doğuya Gurlarındiyarına gitmek zorundasınız. En geç üç ay içerisinde orada olmalısınız. Oraya gitmeniz hayati bir önem taşımaktadır. Gurlar’ı cismen görmeseniz de bilmeniz gereken şu ki bugün Gurların yanında olmak her şeyden daha elzemdir.” dedi. Yaldir sadece “Neden?” dedi gür ve keskin bir ses ile. Sesi öyle keskindi ki dağ, taş, orman ve gök sanki emrine amade oluvermişti. ​Ulak titreyen elleri ve nedendir bilinmez kurumuş damağını ıslatmak istercesine dilini damağına vurarak tamgayıve Hisa’yı gösterdi sırasıyla. Gahalar gözlerine inanamadı. O sürekli hareket halinde olan bir arı sürüsünü andıran Gahalardonup kalmışlardı adeta. “Çıkarımız ne olacak?” dedi Yaldir soğuk ve duygusuz bir eda ile. ​“İki fil yükü altın ve değerli cevher.” dedi Ulak. ​“Yetmez!” dedi Yaldir. ​“Üç fil yükü!” dedi Ulak. ​Yetmez manasında kafasını salladı Yaldir. ​“Dört fil yükü! Bundan fazlasını istemek bir Ralg’a(Efendi, lider, reis) yakışmaz.” dedi Ulak. ​Yaldir bir şey demedi yin…

Bölümün tamamını WritePad'de oku