Priktso- Bakir Zamanlar

Çağrı

Yazar:

Priktso- Bakir Zamanlar - Ömer çağrı koca kitap kapağı
Priktso- Bakir Zamanlar kitap kapağı

Yolda aklında bir sürü soru vardı. Oldukça heyecanlı ve tedirgindi. Ormanlar geceleri tehlikeliydi. Kurtlar, ayılar, yaban domuzları ve daha fena yaratıklar. Ancak gitmek zorundaydı ve gitti. Evde ise herkes çok tedirgindi. Adeta uykulu gözlerden eser kalmamıştı. O gözler şimdi endişe ve merak doluydu. Evin genç erkeği Yomu annesi ve kız kardeşine güven vermek adına rahat davranıyordu. Ancak içi içini yiyor, neler olduğunu düşünmeden edemiyordu. Roldon gece boyu yürüdü ormanda. Zaten yorgun bedeni iyice yorulmuştu. Dinlenmek için bir süre oturmak istedi. Yıkılmış ve yosun kaplamış bir kayın ağacına oturup sırtını da hayat dolu bir başka kayına yasladı. Sessizlik yorgun bedenini taşımasını ve gözlerini açık tutmasını zorlaştırıyordu. Birden bir sesle irkildi Roldon. Ayağa kalkıp etrafına bakındı dikkatlice. Bir şey göremeyince “Tekrar yola koyulmam gerek!” dedi kendi kendine. Gün ağarmak üzereydi. Gökyüzü hafiften beyazlığını almış, doğuda kızıllık belirmişti. Gecenin soğukluğu kemiklerini dondurmuştu adeta. Güneşin ilk ışıkları sırtına vurdukça ısınıyor ve içini sevinç kaplıyordu nedensiz. Doğanın uyanışını dinlemeyi çok seviyordu. Kuşların cıvıltısı, kurtların gece boyu süren ulumalarının kesilmesini, ağaçların uykudan uyanırken ki çatırdamalarını çok seviyordu. Derken tepenin ardında göründü toplantı yeri. Bütün kızıllar gelmişti. Geciktiği için telaşla inmeye başladı tepeyi. Çıkardığı sesler duyulmuş herkes ona bakıyordu. O aldırmadan indi yanlarına. “Dostumuz miskin Roldon da geldi sonunda” dedi Gortu. Gülüşmeler oldu. “Biraz daha gelmese neredeyse ormanda kaybolduğunu düşünecektim” dedi Enao. Roldon aldırmadı pek söylenenlere. Zira dostları ona takılmayı pek severdi. O da az naz çekmez biri değildi zaten. “Geciktiğim için öz..” derken kızılların en bilge ve yaşlısı olan “Uyoh” sesini kesti Roldon’un. Titrek, yorgun ancak kendinden emin duru bir sesle “Hoş geldin Roldon, Londoların reisi.” dedi ve devam etti sözlerine. “Herkes geldiğine göre artık toplantı başlayabilir.” Sol eli belindeki uzunca çakısında sağ eli ise göbeğine kadar olan örülmüş uzun beyaz sakallarında idi. ​ “Bildiğiniz gibi hepinizi buraya ben çağırdım.” Kırık burnundan nefes alırken arada homurtu gibi bir ses çıkartıyordu. “Söyleyeceğim şeyin kolay bir söyleme şekli yok.” Derin ve homurtulu kesik kesik bir nefes aldı. “O yüzden lafı uzatmayacağım.” Herkes dikkat kesildi Uyoh’a. Ne diyeceğini çok merak ediyorlardı. Zira hepsi gece tehlikeli ormanın içinden geçip, sıcak yuvalarını terk edip gelmişlerdi. “Geceye doğru bana bir ulak geldi. Bana söylediği şeyleri aynen sizlere aktarıyorum.” Tekrar homurtulu bir nefes aldı. “Kuzeye Gurların diyarına gitmek zorundasınız. Gücü yerinde olanlarınızın ve avlanabilenlerinizin yarısı en geç seksen (80) gün içerisinde orada olmalı. Oraya gitmeniz hayati bir önem taşımaktadır. Gurlar’ı cismen görmeseniz de bilmeniz gereken şu ki bugün gurların yanında olmak her şeyden daha elzemdir.” dedi ve ufak bir homurtulu nefes alıp sustu. Herkes neden gitmeleri gerektiğini düşündü. Kendi aralarında konuşmalar başladı. Ses kalabalığı olmuş kimse kimseyi duymaz hale gelmişti. Bu bir çağrı idi. Ancak neye çağrı olduğu bilinmiyordu. Gortu ki kendisi Roldon’un çocukluktan beri en yakın dostlarındandır, gür bir sesle bağırdı. “Neden gitmeliyiz. Bizi çağıran kim.” diye haykırdı. Uyoh kürkünün altına soktuğu bir parça kâğıdı çıkarttı ve damgayı gösterdi. Damgayı görünce herkes neredeyse küçük dilini yutacaktı. Nefesi kesilen, kalp atışları artan ve şaşkınlıktan küçük dillerini yutacak olanlar, yanlarındakine tutunup soğuk soğuk ter döküp ayakta durmaya çalışanlar oldu. Sonra bir adet “Hisa”yı çıkardı ve gösterdi. Çağrının kimden geldiği anlaşıldı böylece. Kimse gözlerine inanamıyordu. Hisa ve o mühür karşılarında idi. Efsaneler kadar güzel ve inanılmaz bir andı. Hayranlıkla seyrettiler gözlerini kırpmadan. Ancak söylenecek söz yoktu. Zaten kimse bir şey demeye gerekte duymadı. Çünkü bu çağrıya uymamak için bir neden yoktu. Çağrı çok emi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku