Kızıl Boru
Yazar: Ömer çağrı koca

Tarih 658: Kızıllar ilk dünyanın güneyinde yaşayan orman hayatını benimsemiş bir ırktı. Kızıllardan bir aile olan “Londo” ailesi baba “Roldon” anne “Rilda” evin genç ve güzel kızı “Lila” ve genç delikanlı “Yomu” dan oluşuyordu. Londo ailesi, ormanda gelenekleri ve kültürlerine bağlı, doğa ile saygı ve sevgi dolu bir şekilde yaşıyorlar, Kızıllar arasında da en çok takdir edilen ailelerin başında geliyorlardı. Kızıllar kralları bulunmayan, önde gelen ailelerin her yıl yazın bitimine yakın toplanan bir konsey ile temsil ediliyorlardı. Bu konseyde sorunlar tartışılıyor, önümüzdeki kışın planları yapılıyor ve diğer ırklar ile ilişkileri gözden geçiriliyordu. Burada alınan kararlar bütün kızıllara iletiliyordu. Bahar geldiği zaman ise aileler toplanıp sohbetler, ziyafetler, türlü oyunlar ve düğünler olurdu. Kızıllar birbirlerinden haberdar olmayı önemserdi. Ancak baharın gelişinin kutlandığı aylarda en çok evlilik çağına gelmiş gençler heyecan duyardı. Orada kendilerine uygun bir eş bulur ve ailelerle görüşülüp evlilik onayı alınır ve düğün için gün belirlenirdi. Tabi ki her genç ilk kez bu kutlamalarda tanışmazdı. Kutlamalarda en sevilen oyun erkekler arasında avcılık ve güç oyunlarıydı. Güç oyunları kaya kaldırma, ağaç sırtlama gibi oyunlardan oluşuyordu. Kızlar ise en çok şifalı bitkiler ile ilgilenip avcılık yapan erkeklerin moralini bozmayı severlerdi. Kızlar avcılıkla pek ilgilenmese de çok iyi atıcıydılar. İnsanlardan öğrenilen ok atma işinde Kızılların kızları bir hayli yetenekliydi. Ancak erkekler özellikle türlü tehlikeler bulunan ormanın derinliklerine kadınların girmesini pek istemedikleri için kadınlar zorunlu olmadıkça avcılıktan uzak dururlardı. Ormanın derinliklerine inmeden tavşan ve sincap gibi hayvanları avlayabiliyorlardı. Londo ailesi 658 yılı yazı ormanda huzur içinde yaşıyorlardı. Baba Roldon oğlu Yomu ile ava çıkmış yanlarına av kurdu olarak yetiştirdikleri “Kor”u da almışlar ve birkaç günlük bir av arayışına girmişlerdi. Roldon sert mizaçlı, yardım sever, cesur, mert, ailesine bağlı, iyi bir avcı ve güçlü bir erkekti. Yomu ise meraklı, zeki, yetenekli ve henüz daha nasıl bir erkek olacağına karar vereceği yaşlardaydı. Yolda giderken Yomu henüz daha yeni olgunlaşan sesi ile babasına; “Baba hiç ormanda kayboldun mu?” dedi. “Senin yaşlarındayken kaybolmuştum bir keresinde.” dedi, Roldon. Nasıl kayboldun?” dedi, Yomu. “Dedenle bir avdaydık. Üç gün olmuştu fakat biz av niyetine tavşan dışında bir şey bulamamıştık. Beraber ormanda daha derinlere inmeye başladık. Sonra bir patika çıktı karsımıza daha doğrusu bir yol ayrımı. Orada ayrılmaya karar verdik. Şimdi dönüp bakıyorum da çok cesurca davranmışım.” “Korktun mu?” dedi, Yomu. “Elbette biraz korktum. Kaybolunca korkmak normal. Fakat sonra yine yolumu buldum. Yürürken ürkek gözlerle etrafıma bakınıyordum.” Tam o sırada Roldon sol eliyle arkasından gelen yomu ve kor’a dur işareti yaptı. Etrafına bakıp sessizce dinlemeye başladı. Yomu tam bir şey diyecekken işaret parmağıyla susturdu. Bir süre sessizce ve hareket etmeden dinledi ormanı. Etrafı ağaçlarla kaplıydı. Görüşü dardı. Serin ve sessiz ormanı dinlemeye koyuldu. Duyduğu şeyden emin olmak istiyordu. Gözlerini kapayıp dinlemeye devam etti bir süre. Akan suların sesini, kuşların cıvıltılarını dinledi. Sonra kuzey doğuya doğru bir geyik sesi duydu. Yürüyor ve ot yiyor, burnundan verdiği derin nefesi işitiyordu. Bir iki fersah uzaktaydı bu geyik. Yakalayabilirse kış boyu yetecek kadar yiyecekleri olacaktı. Oraya doğru yürümeye başladı. Yomu pek anlamadı olan biteni. Sonra sordu; “Baba neden durduk?“ “Öğreneceksin evlat.” dedi, Roldon. Yürümeye başladılar. Hızlı adımlarla ilerliyorlardı. Bir süre yürüdükten sonra; “Neden durduk biliyor musun?” dedi, Roldon. Yomu hayır dercesine kafasını salladı. “Öğreneceğin ilk şey evlat ormanı dinlemektir.” dedi Roldon. “Orman çok şey söyler. Dinlemesini bilirsen yol göstericidir. Ancak ormanla bir bütün olmalı ormana ait olduğuna tüm kalbinle inanmalısın.” Az ilerde gördüle…