Prenses Gülüşünü Soytarı Düşüşünü Saklar
3: Kafes Kırılmış, Kaplan da Kuş da Özgür Kalmış
Yazar: Bet ✨

"Tesadüfe bakın ki kaplanlar da yürek yemeye bayılır, değil mi?" Tar kaplanların başını okşarken muhafızlar kafesin kapısını açık bıraktı. Hızlı davrandım, en yakındaki muhafızın kılıcını çekip kaplanlarla kafes arasına atladım. Kaplanlar isyan edercesine kükredi. Tar'a yalvarırcasına tutundular. Soytarım bana meydan okurcasına bakıyordu. Sanki az evvel ona bir şeyi ispatlamışım gibi... Ocakbaşı'na emir verdim. "Prensi çıkarın, derhal!" Tar'ın suratı asıldı. "Kaplanların hevesi kursağında kaldı, tüh... Çok da heyecanlanmışlardı." Prens kafesten çıkarılırken kendimi açıklamaya çalıştım. O kadar makul bir adama bunu yaptığımıza inanamıyordum. Babamın buna onay verdiğine inanamıyordum. "Çok üzgünüm, yemin ederim haberim yoktu." Prens cevap veremedi, kusacakmış gibi görünüyordu, beni duyabildiğinden dahi emin değildim. Tar'ın yüzündeki gülümseme adamdan özür dilediğimi görünce tamamen silindi. Ansızın bir kahkaha patlatıp bas bas bağırmaya başladı. "Kafrenin Prensi dağlara çıkmış tepelerden inmiş, en nihayetinde kral olma umuduyla Kanvera'ya varmış. Soytarının kolayca kafese tıktığı prensten bahsediyorum, evet. Kaç yıllık soytarıyım ben de daha komik bir şey duymadım." Babam tekrar kahkaha ile gülmeye başladı. O gülünce diğer iki ülkenin kralı da eğlenmekten geri durmadı. Kafrenin kralı itiraz içinde bağırdı, Kafreninli muhafızlar kılıçlarını çekti, Kanveralılar geri adım atmadı. Arkadaki kalabalıktan önce bir çığlık sonra şangırtı sesi geldi. İnsanlar birbirine girdi. Avluda büyük bir itiş kakış başladı. Prensi ve diğer her şeyi boşverdim. Tar'ı yakasından tuttuğum gibi çıkışa sürükledim. Muhafızlar yolumu açarken Tar aynı babam gibi kahkahalarla gülüyordu. Çıkardığı kargaşadan memnun olduğu o kadar belliydi ki onu şuracıkta boğmak istedim. Avludan uzaklaşınca kahkahaları kesildi. Uslu bir şekilde onu götürmeme izin verdi. Yakasından sürüklerken peşimde mutlulukla sekiyor, sektikçe bileğindeki ziller tıngırdıyordu. Ona ters ters baktım. "Ne diye mutlulukla sekiyorsun? Az önce avlumuzda bir savaş başlattın!" "Kuşu dönmüş kaplan çaresizliği işte, ne yaparsın." dedi Tar keyifli keyifli. Ardından ciddileşti. "Az bile yaptım, yüzsüzce elini istiyorlar ama kılıç kaldırmayı dahi beceremiyorlar. Kafese tıkmam iki dakikamı bile almadı." Odama vardığımızda içeri fırlattım onu. Her yer kostümünden daha kırmızıydı. "O iki dakikan bize savaş içinde iki seneye daha mal oldu! Eserinle gurur duy." O da bana bağırdı. "Duyarım tabii. Ne yapacaktın, savaş çıkmasın diye o beceriksizi yatağına mı alacaktın? Gerçekten mi? Onun için mi kızıyorsun bana?" Derin bir nefes verdim. Şakaklarım zonkluyordu. "Kimseyi yatağıma alacağım yoktu salak herif, beni dinlemiyorsun ki!" "Bana hiçbir şey anlatmıyorsun ki!" Sinirle odanın içinde dönmeye başladı. Benim de ondan aşağı kalır yanım yoktu. Koridordaki şer dolu bakışları geri döndü. "Annene gidip beni azad etmek istediğini söylemek de nereden çıktı?" Üzerine atlamamak için kendimi zor tutuyordum. Yatağıma oturdum ve onun odada delirmiş gibi turlayışı izledim. "İnan bana, o fikir hiç bugünkü kadar cazip gelmemişti." Tar güldü ama bu seferki gülüşünde neşeden eser yoktu. "Dene bakayım bir, önce seni sonra kendimi..." Muhafızdan çaldığım kılıcı önüne attığımda cümlesi yarım kaldı. "Hadi yap bakalım, başbaşayız, başka kimse yok. Aşağısı desen curcuna... Kıy canıma." Tar bakakaldı. Yerdeki kılıca gözü değmedi bile, karşımda dikildiğinde midem bir kez daha kaynıyordu. Hangi duygularla olduğunu çözecek vaktim de sabrım da yoktu. O usulca önümde dizlerinin üstüne çökerken tek bildiğim ona gerçekten kızgın olduğumdu. Prensi kafese tıktığı için ya da savaş başlattığı için değil, beni dinlemediği için. Alnını dizime yasladı. Elleri bacaklarıma sarılmış, şapkasının ponponları kucağıma düşmüştü. "Şayet kuş kaplanın tüm dünyası ise dünya gittiğinde kaplana ne kalır?" diye fısıldadı. Böyle dizlerime geldiğinde parmaklarım yumuşacık saçlarını bulurdu ama şu an elimi atsam o bukleleri yolarcasına çekiştirmekten başka bir şey y…