Prenses Gülüşünü Soytarı Düşüşünü Saklar

2: Kuş Kafese Girmiş, Kaplan Delirmiş

Yazar:

Prenses Gülüşünü Soytarı Düşüşünü Saklar - Bet ✨ kitap kapağı
Prenses Gülüşünü Soytarı Düşüşünü Saklar kitap kapağı

Annem babama köle olarak verildiğinde ikisi de gençti. Babamın tahtı gasp etmeden evvel de Kanvera'daki ünü pek iyi sayılmazdı: fevri ve deli prensti o. Ahlaken noksandı, cesareti kılıcından keskindi, aklı dolunaydaki gitgellerden dalgalıydı. Annemden önceki kölelerin hepsi kılıç tutmayı bilmediğinden kovulmuş ya da öldürülmüştü. Annem ailesinin demirocağından kaçırıldığından olsa gerek silahlar konusunda hatırı sayılır pratiği vardı. Babama annemi tutmaya karar verdiği anı sorduğumda diğerlerinin aksine ona yaşamak ister gibi baktığını söylemişti. Anneme sorduğumda ise "umudunu kaybetmiş olsam kendi canımı kendim alırdım, babana o zevki bırakmazdım" demişti. "Yaşamak istiyorsam benden istenileni yapmak zorundaydım," diye de devam etmişti. Babam kılıç kaldır dediğinde kaldırmış, kal dediğinde kalmıştı. O dokunduğunda hayır deme hakkı olduğunu düşünmemişti, hür bırakılana dek hiçbir şeyin kendi arzusu olmadığını söylerdi. Tar'a bu yüzden dokunmadım. Ondan keyifli anlar çaldım, sınırı aşmadan tenimde oyalanmasında izin verdim. Yorgun kaslarımı ovmak için uzandığında reddetmedim. Bileğimin içini öperek veda ettiğinde kızmadım. Giyinip soyunmama yardım etmeye başladığında onu göndermedim. Çıplak bedenimi izlemesine izin verdim, gözlerindeki ihtiras ile beslendim. Önüme her diz çöktüğünde daha fazlasını istedim ama bana hayır diyemeyecek bir adamı arzularıma tam anlamıyla sürüklemedim. Annemin Tar'da kendini gördüğünü anlamak bu yüzden zor değildi, bu Tar ile saraya döndüğümüz andan beri ortadaydı. Onu İlbaylan'dan aldığımız ilk gece ailesini sormuş, hiç kimsesi olmadığını öğrenmiştim. İsmini sorduğumda sen ne istersen o demişti. Saçımı yine okşayacak mısın? diye sorduğunda elimi ondan esirgememiştim. Gece diğer esirlerin yanına götürülmesine de izin vermemiştim. Çünkü ayakucumda uyuyakaldığında ondan ayrı kalmak istemediğimi fark etmiştim. Benimle yemiş benimle içmişti. Kediyi andıran kapkara gözleri her hareketimi takip ediyordu. Annem ona soytarı kıyafetlerini getirdiğinde ve bunun itibarımı korumanın tek yolu olduğunu söylediğinde hiç düşünmeden o kimliği sahiplenmişti. İşim seni güldürmek, demişti. Gülüşlerini çalan ben olacağım. Babam çocuğu böyle köpek gibi yanımda dolaştıracaksam en azından ısırmayı öğrenmesi gerektiğini söylediğinde Tar'ı eğitime göndermiştim. Böylelikle hançer tutuşu sağlamlaşmış, bedeni güçlenmiş, çelimsiz görüntüsü çekici bir gence evrilmişti. Beraber geçirdiğimiz altı yılın sonunda o genç, kanımı kaynatan bir adama dönüşmüştü. Yatağı paylaşmanın artık tehlike arz ettiği, giyinik görmektense bilmecelerini tenime fısıldamasına ihtiyaç duyduğum bir adama... Yatakları ayırmaya karar verişim de bu duyguların karnımı tekmelemesi ile olmuştu. Onun sıcaklığını daha yakında istemekten kafayı yiyeceğimi sanmıştım. Şu an bile karşımda konuşan Harvenna Prensi yerine onu düşünüyordum. Babamın kıtaya yaydığı korku sağ olsun, bana iltifat etmekten başka bir şey yapamayan birine nasıl odaklanabilirim ki? Karnım yine öyle tekmelensin isterdim. Görünce omuzlarımdaki her şey önemini yitirsin, aklım karışsın, kelimelerimi boğazıma dizecek kadar heyecanlandırsın. Her şey daha kolay olurdu. Bunları yaşatan biriyle tanıştıktan sonra başkasına tahammülüm kalmamıştı sanırım. Harvenna Prensi ilgimi azıcık bile çekmediğini fark edince, gururunu toparlamak için zannedersem, kibar bir bahane ile uzaklaştı. Ailesinin yanına döndüğünü, her ne anlatıyorsa kız kardeşi ile babasının kaşlarının çatıldığını görebiliyordum. Kızgın oldukları bile söylenebilirdi. Belki de piç doğmuş köle dölü prensesin, biricik oğlunu reddedişine öfkelenmişti, kim bilir. Kalabalık dans pisti, tokuşturulan kadehler, herkesin kendi sohbetinden doğan uğultu... Elimdeki tek bir yudum dahi almaya niyetli olmadığım şaraba baktım. Biri bardağa görmeden bir şey atar diye rahat rahat su bile içemiyordum. Kutlamalardan en az babam kadar nefret ediyordum. Yanıma yaklaşan Kafrenin Prensini gördüğümde başım daha konuşmadan zonklamaya başlamıştı. Ancak bu seferki Prens…

Bölümün tamamını WritePad'de oku