Porselen bebek

5-Kurtar bu ruhu ihanetten

Yazar:

Porselen bebek – zarena kitap kapağı
Porselen bebek – zarena kitap kapağı

Bölüm görselleri

Porselen bebek - 5-Kurtar bu ruhu ihanetten bölüm görseli 1
Porselen bebek - 5-Kurtar bu ruhu ihanetten bölüm görseli 1

Her şeyin başladığı o yer. Elimde korkumdan başka hiçbir şey yoktu karşımda ki araziye bakarken. Bu yaşadığım olayların son bulmasınını istiyordum artık. Nasıl olacaktı bilmiyordum fakat denilen her şeyi harfi harfine yapmaya hazırdım. Etrafa bakındığımda sadece derin bir sessizlik hakimdi. Benim yerimde belki bir başkası olsaydı soluk soluğa kaçardı belki de bu gerici yerden. Elimde yapacak daha iyi bir planım yoktu ama eve gittiğimde tekrar böyle olaylar yaşamak istemiyordum. Elimi çantama atıp sabah bulduğum notu çıkardığımda tekrar okuyup içinde yazan gizemi çözmeye çalışmıştım. Ne demeye çalışmıştı bunu yazan kişi? Tek kelimesini bile anlamamıştım kesinlikle. Sadece içeri girip göz gezdirecektim beni ne bekliyor olabilirdi ki içeride en fazla? İstenmeyen bir şekilde atılan adımlar beni yine o mide bulandırıcı şekilde tozlu ve yıkık olan bu evin kapısına getirdiğinde çaresizlikle ilerledim. Evin girişinde ki tahta merdiven her zaman ki gibi gıcırdayarak eve birinin gireceğini belli ederken midem sabah ki yine bulanmaya başlamıştı şimdiden. Artık ezbere biliyordum evin içini ve bu trajikomik bir olaydı bana göre. İçeri ilk adımımı attığımda telefonumu elimde sıkıca tutuyordum. Olurda biri karşıma çıkarsa sertçe onunla vurup kaçabilirdim. Yolda gelirken arkadaşlarımı arayıp aramamak konusunda baya kararsızdım ama şuan pişmandım. Cesaretim ilk adımı atmamla domino taşları gibi tamamen yıkılmıştı. Erken vakitte gelmem bir tık daha iyiydi en azından etrafı görmekte zorluk çekmiyordum. “Hadi Veres sen korkak bir kız değilsin, yapabilirsin.” Sessizce kendi kendime konuşup cesaret vermeye çalışıyordum, kimse yoksa ben vardım. “Hem küçükken, gece tuvalete giderkende koşmak yerine yavaş yürürdün hiç korkmazdın ve arkana bakmazdın.” Söylediğim cümleler beni inanılmaz cesaretlendirmişti. Küçüklüğüm bana cesaret vermişti, onunla ne kadar anlaşamasakta. ikinci adımımı atmaya tamamen hazır hissettiğimde gözlerimi sıkıca yumup derin bir nefes çektim içime ve o zorlandığım ikinci adımıda atmış bulundum. İlk görüş açıma mutfak girdiğinde, son gelişimde orada kitabımı bulduğum gelmişti aklıma. Kötü şeyleri düşünmeyi bırakıp incelemeye başladım ama mutfak boştu hiç bir iz yoktu. Sırada koridor vardı en can alıcı nokta çünkü sonuna vardığında tüm ev neredeyse karşında oluyordu. Devam ettim her adım attığımda tahta gıcırtısı sesi yankılanıyordu evde. Eğer biri olsaydı ve yürüseydi bunu duyardım kesinlikle. Bu benim için bir artıydı. Koridorun sonuna geldiğimde derin bir nefes alıp verdim yine. Bakışlarım üstten bir süzüş yaptığında etrafta beni ürkütecek herhangi bir olay varmış gibi durmuyordu. Gözlerim önce televizyonun orada durdu, temizdi. Koltuğu inceledim ardından duvarlara baktım. Her şey olması gereken gibiydi. Tek bakmadığım yer orasıydı ve deli gibi tırstığım yerdi. Köşede ki tuhaf oda… “Hadi Veres, ne olabilir ki?” Diye söylendim kendi kendime. Artık sesli konuşuyordum kendi sesim bana iyi gelmişti şu anlık. Tam kapı kolunu indirecekken telefonuma gelen bildirim sesiyle bir adım geri gidecek kadar sıçramıştım. Resmen aklım çıkmıştı. Gözlerimi elimde duran telefonuma indirdiğimde mesaj atan kişi Gisell’di. Üzerine tıkladığımda mesaj karşıma çıkmıştı. Gönderen-Gisell Veres sabah sana sert çıkıştıysam özür dilerim. Uykuluyken ne kadar sinirli biri olduğumu biliyorsun. Uyanır uyanmaz evde seni aradım ama göremedim… Umarım bana kızıp gitmemişsindir. yoksa kıyafetlerine çökeceğim bebeğim! Mesajı görünce beni ara lütfen Stevan kalktığından beri beynimi yedi kiliseye gideceğiz diye. Tanrı aşkı tuttu çocuğu bir anda. Mesajı okuduğumda onu aramayı sonraya bırakmaya karar vermiştim. Önce evi kontrol edip yakamı kurtarmam gerekiyordu bu lanet olası yerden. Zaten kilise işini kendi kendime halletmiştim. Stevan ne kadar yanımda olmak istesede en azından onu sürüklememiş olmuştum. Elim tekrar kapıya gittiğinde her zaman olanın aksine kilitli değildi. Yavaşça ittirdiğimde açılan kapı gıcırdayarak bana rahatsızlık veriyordu. İçeri sadece kafamı uzat…

Bölümün tamamını WritePad'de oku