3- Günlükte ki anılar
Yazar: zarena

Eve geldiğimden beri tekrar tekrar aynı cümleleri okuyordum. Karıştırıyordum sayfaları ama hala anlayamıyordum. Evdeyken aniden yere düşüp sayfaları açık kalan kitabım, bugün o terk edilmiş evde, pislik ve toz içinde kalmış masanın üzerinde öylece duruyordu. Anlamıyordum neler olduğunu, neden olduğunu. Sadece bildiğim tek şey kitabı orada görünce delicesine korkmam olmuştu. Arkadaşlarımdan başka kimse aklıma gelmiyordu. Sonuçta benden sonra çıkmışlardı odadan. Onları suçlamayı ne kadar istemesemde en mantıklı seçeneğim, bana şaka yapıyor olmalarıydı. Aynada arkamdan geçen sis belkide gözümün kararmasıyla beynimin bana oynadığı bir oyundu. Aniden yere düşen kitaplarım belki de rüzgarın şiddetiyle düşmüştür. Ama kitabımın oraya gelmesinin mantıklı tek açıklaması ikisiydi. Eve dönene kadar onlara tek kelime etmemiştim. Sinirli olduğumu bildikleri için ise onlarda bana bulaşmamışlardı. Direkt odama gidip elimde ki kitabı incelemeye ve her sayfasına göz atmaya başlamıştım. Farklı görünen bir şey yoktu. Hepsi benim çizdiğim yerlerdi. Kalkıp kitabı kitaplığımda ki yerine yerleştirip bu anları unutmaya karar verdiğimde, evde ayağımdan çıkarmadığım pembe süslü terlikleri giymiştim yine. Üzerimde ise siyah düz ve kısa pijamalarım vardı. Belime uzanan saçlarımı tepemde toplayıp ufak bir dağa benzettiğimde ev topuzumda hazırdı. Kitabı her zaman ki yerine yerleştirdiğimde az da olsa rahatlamıştım. O evi ve yaşadığım bu saçma sapan olayların sona erdiğine emindim. Bunun şerefine kendime kahve yapıp balkonda oturmaya karar verdim. Otururken bilgisayardan önceden çekilmiş eski manzara fotoğrafları inceleyip paylaşmaya karar verdim. Fazla boş bırakmış olmuştum hesabı günlerce kovaladığım açılar yüzünden. Ayaklarımı sürüye sürüye mutfağa gittiğimde kahve makinasının yanına geçip favori bardağımı altına koymuştum. Tuşa basıp çalıştırdığımda ses çıkararak bardağı doldurmaya başladı. Enfes koku burnuma geldiğinde huzurlu hissediyordum sonunda. Bardağı koymak için tepsi çıkarmaya karar verdiğimde, tezgahın alt katına eğilip kapağını açtım. Küçük bir tepsi seçip elime aldığımda açık kapağı kapatıp ayağa kalkacakken, bana bakan bir çift göz yüzünden yüksek sesli bir çığlığı ortaya basmıştım. Boğazım hafiften acıdığında karşımda duran kişiye baktım. Attığım çığlık onu etkilememiş gibi bakan arkadaşım Gisell, tam tersi bir şekilde sinirli bakıyordu. Ayağa kalkıp karşısında kaldığımda sorgularcasına ona baktım. Canıma kastı mı vardı bu kızın? “Neden geldiğinde direkt odana kaçtın?” Diye gözlerini kısarak soran ev arkadaşıma baktığımda, kitabı delice incelemek ve her sayfasını kontrol etmek diyemediğim için,”kitabı orda bulmak beni şaşırttı Gisel bende eve gelince odamda biraz yaşadıklarımı düşündüm.”dedim kısaca. yine de olayları unutup her şeyi kenara bırakmak istediğim için uzatmayıp,”Kahve yaptım sende ister misin? Birlikte balkonda oturup içeriz.” Demiştim. Hemen kabul ettiğinde kendine ait olan bardağını alıp o da benim gibi kahvesini yapmaya başladı. Mutfakta işimiz bittiğinde ışığını kapatıp balkona geçmiştik. Şimdi ise günün en güzel saatinde kahvemizi yudumlayıp konuşuyorduk. “Steven’la bu aralar iyi gibisin bakıyorum.” Diye şımarık bir sesle konuştuğumda, Gisell sanki utanmış gibi kafasını diğer tarafa çevirip dudaklarını büzmüştü. Bu hareketi onu sevimli gösterdiğinde bende kıkırdamıştım. Zaten anladığımı az çok tahmin ediyor gibiydi. “Galiba benden hoşlanıyor.” Dediğinde neredeyse tüm dişlerini göstererek sırıttığında kahkahamı tutamamıştım.”Ne demek galiba benden hoşlanıyor? Bence sana sırılsıklam aşık gibi duruyor.” Dediğimde o da gülmüştü. “Bu kadar mutlu durduğuna göre sende boş değilsin anlaşılan.” Karşımda gülümsemesini tutamamasınsan belliydi zaten bu durum. “Biraz hoşlanıyorum sanırım. Aslında daha yeni yeni flörtleşmeye başladık desem yeridir. Biliyorsun ciddi bir şey olsa sana söylerdim ama henüz yeni.” Bunları söylerken saçlarıyla oynayıp bir yandan da bana flört ederken attığı bakışlarını atıyordu. Bir anda aklına kötü bir şey g…