PİYON

PROLOG

Yazar:

PİYON - Aleyna K. kitap kapağı
PİYON kitap kapağı

Yağmurun sesi çevreyi maskelerken, elimdeki telefonun kamerasını üzerimdeki sweatshirt’ün ucuyla sildim ve görüntüyü netleştirdim. Islak saçlarım yüzüme yapışırken dikkatimi hedefe verdim. Önümdeki siyah sedanın arkasına daha da sinerken, eski bir apartmana doğru ilerleyen adamın fotoğraflarını çektim. Birkaç saniye sonra kapı açılıp da içeriden uzun boylu bir adam çıktığında olduğum yere iyice sindim. Bulunduğum yerden ne konuştuklarını duyamasam bile, konuşmanın pek de iyi yerlere gitmediğinden emindim. İkisinin de aynı karede olduğu resimleri çektikten sonra telefonu deri ceketimin cebine koydum ve botlarımın ses çıkarmamasını umarak arabanın arkasından gizlice çekildim. Konuşmalarını daha rahat duyabileceğim bir yere ilerleyerek sırtımı duvara yasladım. “Ne demek o heriften hala bir iz yok, Sefer?” dedi adamlardan biri. Ardından ise bir oflama sesi yükseldi. “En güvendiğim adamım sensin ama sen bile artık işime yaramamaya başladın.” “Özür dilerim ama bahsettiğimiz kişi Pençe . Bu kadar kolay bulunan bir adam olsaydı bunu yıllar önce yapardık zaten.” “Yani bana ne kadar beceriksiz insanları işe aldığımı mı söylemek istiyorsun?” “Hayır, elbette hayır. Fakat kendisinin ne kadar harika bir kaçış ustası olduğunu hatırlaman gerekiyor, Arda. Ben ve ekibim elimizden gelen her şeyi yapıyoruz, bize biraz daha zaman tanı. Bu sandığın kadar kolay bir iş değil.” Bu Sefer denilen adama gerçekten de hak vermiştim. Uzun yıllardır Pençe’nin izini sürüyor ama asla bir sonuca varamıyordum. Resmen yer yarılıp da içine giriyordu. Ne Büro bu konuda başarılıydı, ne de ben bir şeyler yapabiliyordum. Pençe hakkında bulabildiğimiz en büyük ipucu ise bu adam olmuştu. Arda Yalçın. Ülkedeki en büyük teknoloji şirketinin tek varisi. Peki Pençe ile alakası mı? Kendisinin değil ama babasının Pençe ile bağlantısı olduğu ortaya çıktı. Tabii henüz oğlunun bunu bildiğinden emin değildim. Öyle olsaydı Sefer denilen adama hesap soracağına, gider babasının şirketteki ofisini basardı. “Size 24 saat veriyorum,” dedi hırslı varis. “Bu süre zarfında o heriften herhangi bir iz bulamazsanız, ekibinin ölümü benim elimden olur.” Adım seslerini duymamla birlikte olduğum yerden hızlı adımlarla uzaklaştım. Henüz böyle bir zamanda yakalanma riskini göze alamazdım. Görmem ve duymam gereken her şeyi öğrenmiştim. Haki rengi arabanın önüne geldiğimde ıslanan saçlarımı yüzümden çektim ve bagaja doğru adımladım. Bagajdaki spor çantamın fermuarını açıp içinden yeni bir sweatshirt çıkardım ve üzerimdekini çıkarıp yenisini giydim. Çıkardığımı çantaya koyup fermuarını yeniden çekerek kapattım ve geri çekilerek bagaj kapısını indirdim. Ön tarafa doğru ilerleyip sürücü tarafının kapısını açtım ve kendimi içeri attım. Serin hava anında içeriye dolarken kapıyı ardımdan kapattım. Tam o anda telefonum çalıp da arabanın içinde müzik sesi yankılanmaya başladığında aramayı kabul edip telefonu kulağıma götürdüm. Kalın ve tok bir erkek sesi kulağıma ulaştığında arayan kişinin kim olduğunu anlamıştım. Ne yazık ki kimliklerimizi ifşa etmemek adına birbirimizi her defasında farklı bir numaradan arardık. “Umarım benim için güzel haberlerin vardır, Umut.” dedim sesimin sert çıkmasını umarak. “Ne kadar güzel oldukları tartışılır ama geçen gün sorduğun adamla ilgili bir bilgiye ulaştım.” Derin bir nefes aldı. “Fakat bunu telefonda söyleyemem. Buluşmamız gerek.” Telefonu kulağım ve omzumun arasına sıkıştırıp anahtarı kontağa takarak arabayı çalıştırdım. “Tamam, buluşacağımız yerin konumunu at, bir saate orada olurum.” Telefonu sıkıştırdığım yerden aldım ve aramayı sonlandırdım. Gaza yüklenerek arabayı park halinden çıkardım. Yeni bir arama yapmak için rehbere kısa bir gözderip aradığım kişiyi bulduğumda üzerine tıkladım. Telefonu hoparlöre alırken bileğimdeki saate baktım. Telefon kısa bir çalışın ardından açıldığında “Ben, Dusk . Yetkili’yle görüşmek istiyorum.” dedim. Kısa bir sessizliğin ardından konuşmam için gereken komut geldiğinde, “Her şey planlandığı gibi gidiyor,” dedim. “Bu hızda ve veriml…

Bölümün tamamını WritePad'de oku