Perdenin Arkası Karanlık

Bölüm 7

Yazar:

Perdenin Arkası Karanlık – Çağla Karen Saytan kitap kapağı
Perdenin Arkası Karanlık – Çağla Karen Saytan kitap kapağı

Farah Isla “Hayır, hayır bininci defa söylüyorum daha fazla duyguyla!” Noah en sonunda önündeki masayı devirip ayağa kalkmıştı ve omzuna gelen saçlarını çekiştiriyordu. Atkuyruğu on dakika falan önce dağılmıştı. “Beş dakika mola!” Hah, düşündüğümden daha uzun dayandı! Noah Maksim Fransız asıllı bir aileden gelen yönetmenimizdi. Kendisi küçük olsa da dev gibi bir tutkusu vardı ve bilgisine oldukça saygı duyardım. Yine de bazen kendini anlatamaz ve sıkça duygu patlamaları yaşardı. Nitekim bu sefer haklıydı. Sahne bok gibi gidiyordu. Hâlâ ikinci perdeyi prova ediyorduk. Cenker yeterince duygu veremediği gibi diğer karakterlere de sahne geçmiyordu. Sahnenin başında karakterin yalnızlık ve depresyonla buluşmasını anlatan uzun bir monolog vardı. Bu sahnede izleyiciyi karakterin yaşadığı buhranın pençesine alamazsak bütün tiyatro çöptü. İç çekerek geriye yaslandım ve kalemimi çevirirken önümdeki notlara odaklandım. Arka planda oyuncuların atışmasını ve Noah’a sitemlerini işitsem de kulağımı kapatmış bir çözüm bulmaya çalışıyordum. Yardımcı yönetmen olsam da çoğunlukla oyuncular ben yokmuşum gibi davranırdı. Beni kendilerinden biri gibi görmeleri işime geliyordu. Bu sayede hangi sahnelerde sıkıntı çektiklerini, neden moda girmediklerini kolayca öğrenirdim fakat bugün kafam hâlâ bana dün gelen paketteydi. Henüz kimin gönderdiğini bulmaya yaklaşamamıştım bile. Sahneden bana seslenildiğini duyup kafamı kaldırdım fakat aklım yine de başka yerdeydi. “Efendim? Tekrarlar mısın?” “Diyorum ki elimden geleni yapıyorum Ayla, haksız mıyım? Noah mantıksız eleştiriler yapıyor.” Cenker her zamanki üstün havasıyla konuşuyordu. Hayır, sen salaksın. “Bana hak veriyorsun değil mi Ayla? Abartıyor bence. Sahne oldukça iyi, artık ilerlemeliyiz.” Şakaklarımı ovarak yerimden kalktım ve sahneye ilerledim. Orta yolu bulmak maalesef bana düşüyordu. Cenker’in bana bu kadar laubali hitap etmesini ise şu an göz ardı etmem gerekiyordu. “Bu kısımda seyirciye depresyonu sonuna kadar aktarmak zorundayız. Eğer kaçırırsak bittik demek. Oyunun kalanı çöpe gider.” “Ben de onu diyorum Ayla, aktarıyorum işte!” Derin derin nefes alıp gülümsemeye çalıştım. “Hadi benim için bir kez daha tekrarla, beraber bakalım.” “Senin için her şeyi yaparım, güzelim.” Siktir, kendimi kusmamak için zor tutuyordum. Cenker sahneye başladığında daha ikinci cümleye gelmeden onu iki kere durdurdum. En son egosu yeterince darbe almış olacak ki çenesini kaldırıp dişlerini sıkarak cevap verdi. “Madem öyle, buyur sen göster.” Arkadan diğer kızların kıkırdadığını duyabiliyordum. Derin bir nefes aldım ve bir adım öne attım. Gözlerimi kapattım ve beni her yerde takip eden o yaratığı gözümün önüne getirdim. Şu an omuzlarımın üzerindeydi zaten. Hiç gitmeyen bir ağırlık. Omuzlarımı eğdim. Dünyanın yükünü taşıyordum. Gözlerimi kıstım. Onları açmak canımı yakıyordu. Ellerimi gevşettim. Avuçlarıma dikenler batıyordu. “Bana hiçbir şey yapmıyorsun diyorlar, ama ben yaşıyorum bildiğim kadarıyla?” Zorlukla bir adım öne attım. Elimi göğsüme koydum. “Ben buradayım be işte. Nefes alıyorum. Ben buradayım ya yemek yiyorum. Ben buradayım ey ahali! Yürüyorum konuşuyorum hatta ki bazen gülüyorum!” Sesim titrerken yaşlar gözlerime batmaya başladı. Derin derin nefes alıp dişlerimi sıktım. “Ben buradayım be, bir şekilde var oluyorum. Her şeye rağmen yaşıyorum. O göğsümdeki ağırlığa, beni geriye çeken canavara rağmen yaşıyorum. Dişimle tırnağımla her saniye savaşıyorum. Ben hâlâ nefes alıyorum.” Kollarımı hayali seyircilere doğru açtım. “Bakın bana! Paramparça oldum ben. Etlerim kopuyor, dişlerim ufalanıyor, tırnaklarım sökülüyor ama yaşıyorum işte! Yürüyorum, konuşuyorum. Velev ki doğru velev ki yanlış. Doğaçlama yürüyorum bu hayat yolunda, insan gibi hissetmesem de rol yapıyorum. Yalanlarla dolu, duygusuz, sahte, ama ben yaşıyorum be.” Kafamı tutarak saçlarımı çektim. Artık yaşlarımı engelleyemiyordum. “Görün artık, ben yaşıyorum! Eğri de olsa doğru da olsa beni ölü görmek isteyen hayatın yüzüne tükürüyorum!” Göğsüm hızla…

Bölümün tamamını WritePad'de oku