Perdenin Arkası Karanlık

Bölüm 2

Yazar:

Perdenin Arkası Karanlık - Çağla Karen Saytan kitap kapağı
Perdenin Arkası Karanlık kitap kapağı

Farah Isla Bir saat sonra abimin favori arabalarından birinin ön koltuğunda oturuyordum. Arkadan ikisinin konuşmalarını dinleyerek bu sürpriz ziyaretin ne kadar süreceğini tahmin etmeye çalışıyordum. Genellikle abim, egosunun ancak el verdiği üzere, gelmeden günler önce haber verir ve kral muamelesi isterdi. Annemden sonra babam her geçen yıl daha da kabuğuna çekilmişti. Zamanla ailemin sahip olduğu şirketlerle olan bağını kesmiş ve CEO pozisyonunu önce yönetim kuruluna sonra da abime bırakmıştı. Son on yıldır ise Fethiye dışına çıktığı zamanları bir elin parmaklarıyla sayabilirdim. Büyükbabam bu işler için o zaman bile yeterince yaşlıydı. Benim göz önünde olma ihtimalinden köşe bucak kaçtığımı da düşünürsek geriye kalan tek varisimiz Darragh McAllan’dı ve 24 gibi yeniyetme sayılacak bir yaşta şirketin çoğu kolunu ele almıştı. Şu aralar Galler-İngiltere-İsveç arası mekik dokuyordu. Şirketin Türkiye’de olan ufak tekstil ve ticaret kolunu yönetim kurulu ve –zahmet ettiği sınırlı zamanlarda– babam yönettiğinden nadiren ziyaret ederdi. Yine de hayatımda kurduğu ezici ağırlık her zaman yerindeydi. Birleştirebildiğim kadarıyla Galler’de girmek istediği yeni inşaat piyasası için Ahmet amca ve Ortaklı Holding’in nüfuzuna ihtiyacı vardı. Ahmet amca ile ilgili hatırladığım tek şey kilolu olduğu, sıkça benimle uğraştığı ve yüksek sesle konuştuğuydu. “Duygusal bir ruh olduğu için…” Abim, alayla karışık tiksintiyle gerçekten kendisinden bu şekilde bahsettiğini belirtti. “…öncelikle sevgili arkadaşının geride kalan çocuklarıyla güzel bir akşam geçirmek istiyormuş. Ne güzel rol kesme ama.” Ortaköy’den Beşiktaş tarafına geçerken araba neredeyse durma noktasına geldi. Resmen milim milim ilerliyorduk. Normal maç günlerinde bile kilit olan Ortaköy Beşiktaş yolu ligin en kritik, ben abimlerin yalancısıyım, maçında tamamen kitlenmişti. Abimin rahat olduğundan kullandığına yemin ettiği ama bence egosu için bindiği absürt derecede büyük A8 Long’unun da bizi hızlandırmadığı açıktı. Şoförümüz ve aynı zamanda abimin kişisel koruması Rahmi ile bakışınca gözlerimi devirdim. Yolun iki tarafından akın akın siyah beyaz formalı taraftarlar ellerinde bira şişeleri, bayraklar ve atkılarla stada doğru ilerliyordu. Aralardan yükselen marşlar ve bayrak satıcılarının çığırtkanlıkları araba kornalarına karışıyor ve süslü arabamızın çift camlarına rağmen içeriyi statik bir gürültüye boğuyordu. Boğulmak derken, Dara’nın varlığı boğazımda bir halatın ilmeği gibiydi. Bacağımı sallamadan duramıyordum. Deniz müzesinin önünde, takılı kaldığımız üçüncü kırmızı ışığın ardından ufak bir yalan ile risk almaya karar verdim. Bu sefer de ışıktan geçemeyeceğimize emin olduktan sonra telefonumdan hızlıca otuz saniye sonrasına bir zamanlayıcı kurdum. Oflayıp puflayarak mesaj yazıyor, sanki sıkılmışım gibi kendi kendime mırıldanıyordum. “Yine mi?” diyerek mırıldandım. Sonra arkaya hafifçe döndüm ve daha yüksek bir sesle “Deren’in dertleri de bitmiyor işte!” diye söylendim. Abim kafasını kaldırıp bana bakmıştı ki ayarladığım alarm çalmaya başladı. Ekrana bakıp çabucak ters çevirdim, sesli ve abartılı bir şekilde ofladım ve tekrar abime döndüm. “Bir süre daha trafik tıkalı görünüyor, Deren’in final ödeviyle ilgili soruları var. Çıkıp onunla konuşsam uygun olur mu senin için? Birkaç kişiyle daha konuşacağım muhtemelen. Yürüyerek sizden önce bile gideceğime eminim.” Abim bana bakıp kaşlarını kaldırdı. Telefonumun çalmaya devam eden sesinden ve ardı arkası kesilmeyen mızırdanmamdan rahatsız olacak ki eliyle savuşturdu. “Geç kalma da ne yaparsan yap. Gelince Rahmi’yi ararsın içeriye girmek için.” Henüz cümlesini bitirmeden tekrar telefonuna dönmüştü neyse ki. Rahmi bana dönüp hafifçe kafasını salladı ve kapının kilidini açtı. Şansımı zorlamadan görüşürüz diye geveledim ve el sallayarak kendimi dışarıya attım. Ana yoldan çekilip telefonu kulağıma götürdüğümde ışık yanmış ve sonunda araba biraz ilerleyebilmişti. Yine de risk almamak için telefonda konuşur gibi yaparak karşı sokağı hızla ge…

Bölümün tamamını WritePad'de oku