Perdenin Arkası Karanlık

PROLOG

Yazar:

Perdenin Arkası Karanlık - Çağla Karen Saytan kitap kapağı
Perdenin Arkası Karanlık kitap kapağı

Demir Stada özel otopark kısmından girip güvenlikten geçerken beynim durmak bilmiyordu. Siktir , gecikmiştim. Görevi tehlikeye atacak kadar olmasa da acele etmemi gerektirecekti. Bu daha önce asla yapmadığım bir şeydi. Kulaklıktan sesi gelen Tugay başımın etini yiyordu. Anladık amına koyayım, tamam, bir kere bir kızla konuştuk. Gerçi konuştuğum şey bir kız değildi, ben onun bir melek olduğuna emindim. Farah demişti ismine. Farah . Ne kadar güzel ve melodikti. “Sen beni dinliyor musun acaba? Bak bunlar önemli Demir!” Tugay kulağımda bağırıyordu. Elimde olmadan gözlerimi devirdim. Tamam, biraz da olsa hakkı vardı. Nihayetinde Uzakdoğu’dan Türkiye’ye uyuşturucu kaçıran en büyük isimlerden birini indirmeye gelmiştim, başkaları için biraz, azıcık, mini minnacık dikkat gerektiren bir görev olabilirdi. Ben ise şişman yaşlı ve sağlıksız bir adamı, satın aldığı premium locasında maç izlerken rüyamda bile indireceğimi söylüyordum. Ayrıca o plan olmazsa otoparktan çıkmadan önce arabasına bir takip cihazı yerleştirmiştim. Ama beni dinleyen var mı? Yok. Keşke bana bıraksalardı. Ben güvenilir bir adamım. Hele ki yaptığım şey benim de işime geliyorsa. Ahmet Ortaklı’yı indirip sonra da altında çalışan iki şerefsize ulaşmak işime öyle bir geliyordu ki. Tabii Tugay da bunu bilse bile onun genel olarak gergin bir yapısı vardı. “Tamam, tamam Tugay, sakin ol bir sıkıntı olmayacak. Dikkatliyim biliyorsun. Yerleşiyorum bile.” “Tamam, evet sakinim.” Sesi asla sakin gibi değildi ama yüzüne vurmadım. “Sen öyle yap. Şimdi kapatıyorum. Önemli bir şey olmazsa arama. Ben seni arayacağım müsait olunca,” diye geçiştirdim. Benim için işime odaklanma zamanıydı. “Tamamdır. Gittim ben,” diyerek sonunda telefonu kapattı. Çantamı yan tarafa indirdim ve en üst sıranın da arkasında, geçen hafta belirlediğim yeri aldım. Çatıdan sallandırılan flamaların arkasından geçerek bu noktaya gelmiştim. Daha önce de tatbikatını yapmıştık. Ateşleyeceğim açıklığı, zamanı, açıyı, her boku biliyordum. Sonunda bitecekti bu iş. Sunay, bu senin için olacak. Silahımı kurup zaman kaybetmeden dürbünüyle doğru locayı buldum. İşte, orada Ahmet şerefsizi yanında iki kişiyle locanın merdivenlerinden iniyordu. Tam zamanında gelmiştim. Nereye oturacağını bulmak için izlemeye devam ettim. Eliyle misafirlerini buyur etmesiyle yanındaki adam ve kadın ortaya çıktı. Kadın adama doğru baktığından yüzünü göremiyordum ama kızıl-turuncu saçları tekdüze renklerin arasında alev gibiydi. Adam uzundu. Yapılı olduğu belliydi ve resmen var gücüyle kadının kolunu tutuyordu. Elimde olmadan dişlerimi sıktığımı hissettim, canı yanıyor olmalıydı. İkili en ön sırada yerlerine geçerken nefesimi tuttum resmen. Sonunda kadın bana doğru dönerek yerine oturduğunda bir küfür savurdum. Karşımda Ahmet Ortaklı’nın locasında, onun yanına oturan kadın Farah’tı. Ne yapacağımı bilmeden şaşkınlıkla bakakaldım. Bu locada oturan kimseyi suçsuz siviller olarak eleyemezdim fakat Farah onlar gibi görünmüyordu. Yanındaki adam, abisi miydi veya sevgilisi? Babası olacak yaşta değildi. Adam her yaklaştığında kaskatı oluyordu. Korkar gibi bir hali vardı. Şansımı sikeyim, o herifi de mi öldürmem gerekecek? Silahlarımın son kontrollerini yaptım ve beklemeye başladım. Görevimi öyle veya böyle bitirecektim ama bu nasıl bir tesadüftü? Bu kadar büyük bir tesadüfe inanabileceğimi sanmıyordum. Bir yandan da Farah’ı izliyordum. Melek gibiydi. Hareketleri uhrevi, yavaş ve narindi. Sanki üzerinde de bir kırılganlık var gibiydi. Bunları konuşurken de fark etmiştim. Kırıktı Farah. Yırtılmış ve doğru tamir edilemediği için asla düzgün gözükmeyecek mükemmel bir tablo, kırılıp yapıştırılsa da su tutamayacak bir vazo gibiydi. Kırıklarının sivri uçlarında parmaklarımı gezdirmek istiyordum. Onun kırıkları benimkilere uyuyor mu görmek istiyordum. Siktir , bu kızı takıntı mı yapıyordum? Ben bunları düşünürken maç başlamıştı. Farah biraz daha rahatlamış gibi görünüyordu. Yanındaki adam ve Ortaklı maçı izliyor, doğru yerlerde beraber tepkiler veriyorlardı ama…

Bölümün tamamını WritePad'de oku