10. bölüm
Yazar: Çağla Karen Saytan

Demir Farah’ın güvenlik sistemini devre dışı bırakıp kameralara bağlanmak çok kolay olmuştu. Hatta fazla kolay. En kısa zamanda yeni bir sistem kurmam gerekiyor, nereden buldunuz bu programı ? Dedem yaşında adamlar bile artık daha güvenli sistemler kullanıyordu. Dükkana iki sokak mesafede kiraladığım dairenin rahatsız masasında gerindim ve kamera görüntülerinin yüklenmesini bekledim. Evet, kadınıma yakın olmak için daire kiraladım . Aynı zamanda birkaç gün Merter ve İlbay’ın beni takip etmeyeceğinden emin olmam gerekiyordu yani bir taşla iki kuş vuruyordum. Yanımda getirdiğim güvenli portatif ağ sabit olanlara göre yavaş olduğu için yüklenmesini beklerken çantamdan kot pantolon ve temiz bir tişört çıkararak üzerimdeki takımı değiştirdim. Kulübün boğucu sigara havasının üzerime ypışmış olduğunu hala hissedebiliyordum. Saçlarımda da ellerimi gezdirip şekil vermek ve daha düzgün bir hale getirmek için kullandığım ürünlerden olabildiğince kurtardım fakat yıkayacak zamanım olmadığı için biraz daha idare etmeliydim. Saçımda, yüzümde veya vücudumun herhangi bir yerinde kozmetik ürün kullanmaktan nefret ediyordum. Resmen beni iğrendiriyordu ama dişimi sıkarak rahatsızlık hissini geçiştirmeye çalıştım. İdare etmekten başka çarem yoktu. Sonunda kitapçıdan hacklediğim kameraların görüntüsü ekrana gelmişti. Giriş ve üst katı es geçerek alt kattaki dört kameraya odaklandım. Bugün Isla’nın bir ara provadan çıktığını ama eve gelmediğini biliyordum. Kitapçıda kimsenin olmasını beklemiyordum. En fazla Isla’nın köpeğinin etrafta dolaşacağını biliyordum ama dikkatli olmaktan zarar gelmezdi. Tam da tahmin ettiğim gibi sahaf Skye haricinde bomboştu. Bilgisayarı kapatarak kaskımı attığım koltuktan aldım ve anahtarlarımı da alarak aşağı indim. Motorla kitapçıya varmam beş dakikamı bile almayacaktı. Neredeyse kitapçıya varmıştım ki hemen yan sokakta iki kişi gözüme çarptı. Binanın duvarına dayanmış bir kızın önünde bir adam dikiliyordu. Loş ışıkta iki sevgili gördüğümü düşünüp geçiştireceğim son anda kızın çırpınışı dikkatimi çekti. Siktir, hayatta olmaz. Şerefsizin biri kızı zorluyordu. Sinirimin bir anda sıfırdan yüze vurmasıyla tüm gücümle motoru çevirdim. Yoldaki tabelaya çakılmaktan son anda kurtulmuştum. Tüm hızımla sokağa girerken havada tekerlek sesleri yankılandı. Motoru tekerleği kaydırarak durdurduğumda çocuk kızdan uzaklaştı ve ben olayın masum olmadığına emin oldum. İlk kez kafamı çevirip yere yığılan kıza doğru baktım. Gömleğinin önü açıktı. Yüzünde veya vücudunda bir hasar olup olmadığını anlamaya çalışıyordum ki– Kızıl. Kızıl saçlar. Kaskımın arkasından benimle buluşan korku dolu kocaman kahverengi gözler. Isla? Isla! Isla iç taraftaki genişçe berjerlerin birine yaslanmış, iki büklüm uyuyakalmıştı. Yanında kapağı açık bir şişe ve sigara paketi vardı. Skye ise kafasını dizlerine dayayarak sahibiyle beraber uyuyordu. Ayaklarından biri önündeki pufun üzerine serilmişti. Diğeri yana düşmüştü. Loş odada bembeyaz teni yanındaki lambaderden yayılan hafif ışıkla parlıyordu. Bu hali Cabanel’in Venüs’ün Doğuşu tablosuna benziyordu. Benim kişisel, yıkık Venüs’üm . Dükkana girmeden önce son defa kameraları kontrol ediyordum. Görünüşe göre Isla sızmıştı. Yaşadığını düşünürsek haksız da sayılmazdı. Siktir! Hatırladıkça sinirden gözlerimin önüne perde iniyordu ama şuan bununla uğraşamazdım. Isla’yı kontrol etmek zorundaydım. O herifin ona yaptıkları, çaresiz bakışları. Nefretle kafamı salladım. Çıldırmış hissediyordum. Kafanı işine ver, Sonra sinirlenirsin. Önümde engel olarak geriye sadece Skye kalıyordu. Skye ile daha önce tanışmamıştım. Siyah kırçıllı atletik görünümlü köpek araştırmalarıma göre Hollanda çoban köpeğiydi ve özellikle saldırgan bir ırk falan değildi fakat köpekler hakkında bilgim sıfıra yakındı. Ayrıca buna yakın ırklar terör köpeği olarak kullanılmıyor muydu? En son ne zaman kuduz aşısı olmuştum ki? Saçmalama kızın köpeğinin kuduz olacak hali yok ya . Yaklaşık yirmi dakika süren sonuçsuz bir internet araştırmasının ardından –ki ç…