Parçalanmış Geçmiş

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Yazar:

Parçalanmış Geçmiş – Marilyn L. HELL kitap kapağı
Parçalanmış Geçmiş – Marilyn L. HELL kitap kapağı

SEKİZİNCİ BÖLÜM TARANİS Masanın başında otururken tek hissettiğim, şakaklarımda patlamaya hazır bir basınçtı. Elena, gece teninde bıraktığım o hırpalanmış izleri saklamaya çalışıyordu. Yakasından taşan o morluklar, boynundaki o taze diş izleri... Hepsi benim dün geceki istilamın sessiz tanıklarıydı. Dudaklarım birden yukarı doğru kıvrıldı Benim... Bir şeyler canımı sıkıyordu... Zayıflamıştı ve acilen ona kilo aldırmam gerektiğine karar verdim kemikleri çıkıyordu resmen .. Bakışlarını benden kaçırıyordu ama güzel gök yüzü gözlerindeki o hırçın, pes etmeyen ışığı görebiliyordum. Marco’nun Triad ya da Meksika karteliyle ilgili gevelediği hiçbir saçmalık umurumda değildi. Benim kanım, benim oğlum yıllardır o piç Ali’nin elinde büyümüştü ve bu kadın bunu benden saklamıştı. Bu, öfke değil; bu, her şeyi yakıp yıkma isteğiydi. “ Elena,” dedim, sesimdeki o boğuk hırıltıyı gizleme gereği duymadan. Elena yavaşça yerine oturduğunda, masanın altından dizimi onun bacağına sertçe yasladım. Temas ettiğimiz an vücudunun gerildiğini, nefesinin tekleşeni izledim. Dün gece bacaklarını belime dolayıp o piercingin yarattığı sızıyla inlediği o anlar, ikimizin arasında görünmez bir sis gibi asılıydı. “Alexander... Benim oğlum,” dedim, her kelimeyi onun yüzüne tokat gibi çarparak. “Ve Ali, her şeyi en başından beri biliyordu. Yıllardır benim yerime o oturuyormuş, öyle mi? Benim kanıma o babalık yapıyormuş.” Elena aniden dikleşti. O çekingen hali bir anda buharlaştı ve gözlerinde zehirli bir kafa tutuş belirdi. Deli kadın bunu seviyordum işte. Bu hırçın hallerini . “Sesini alçalt Taranis!” diye tısladı. “Çocuklar yukarıda, dadılarla birlikteler. Alex’in senin bu sahiplenme krizlerine şahit olmasını istemiyorum.” “Sesimi mi alçaltayım?” Masanın üzerine doğru öyle bir hamle yaptım ki, aramızdaki mesafe yok oldu. “Kendi kanımı benden çalan bir kadına karşı fısıldamamı mı bekliyorsun!!?” “Senin bunda zerre kadar hakkın yok!” diye bağırdı. Elena, elini masaya vurarak. “Yıllardır yoktun! Ben o cehennemin ortasında tek başıma nefes almaya çalışırken,” Parmağını gözüme sokar gibi salladı. “Sen başka yataktaydın. Şimdi gelip de ‘babayım’ diye ortaya çıkamazsın. Senin soyadını asla almayacak Taranis! O çocuk Alexander. McKenzie. Olmayacak, bunu o kalın kafana sok!” “McKenzie doğdu, McKenzie ölecek!” diye kükredim. “Senin ne istediğin sikimde bile değil Elena. O çocuk benim” Yumruğumu göğsüme vurarak, “Sen de benimsin!” Tam o anda Helen, sanki bir yangının ortasında piknik yapmaya çalışıyormuş gibi, titreyen elleriyle kahve potunu havaya kaldırdı. “Ee... Kimler taze kahve istiyor? Şef harika bir karışım hazırlamış...” İkimiz de aynı anda, sanki tek bir ağızdan çıkan hayvani bir hırıltıyla başımızı Helen’e çevirdik. Aynı anda “Kes sesini!” dedik. “Şu an siktiğimin kahvesini içecek halimiz yok Helen, git şuradan!” diye gürledik aynı anda. Helen korkuyla geri çekilirken, bakışlarımı tekrar Elena’ya çevirdim. Elimi saçlarının arasına daldırıp başını sertçe geriye çektim. Gözleri acıyla kısıldı ama bakışlarındaki o hırçınlık sönmedi. “Bak bana Elena,” diye fısıldadım kulağına, sesim bir bıçak kadar keskin ve tehlikeliydi. “Dün gece bacaklarımın arasında canını yaktığımda adımı sayıklıyordun. Şimdi istediğin kadar hırçınlaş, istediğin kadar ‘hakkın yok’ diye o güzel kıçını yırt. Alexander bugün babasıyla tanışacak. Ve sen... Sen benim sözümden çıkarsan, o piçin sana verdiği uyuşturuculardan çok daha ağır bir bağımlılıkla tanıştırırım seni. Beni anladın mı?” Elena’nın dudakları titredi ama bakışlarını çekmedi. “Benden nefret etmeni sağlayacağım Taranis,” diye fısıldadı. “Senden kurtulmak için her şeyi yapacağım.” “Dene,” dedim, saçlarını daha sert çekerek. “Ama unutma; ben hiçbir işi yarım bırakmam. Hele ki o şey benim kanımsa.” Yemek odasındaki mermer masanın etrafına çöken o ağır sessizlik, az önceki fırtınanın yorgun bir yankısı gibiydi. Marco tabağındaki yemeği didikliyor, Helen ise kahve fincanının arkasına saklanmış, nefes bile almaktan çekiniyordu. Ben ise bakış…

Bölümün tamamını WritePad'de oku