Parçalanmış Geçmiş

YEDİNCİ BÖLÜM

Yazar:

Parçalanmış Geçmiş – Marilyn L. HELL kitap kapağı
Parçalanmış Geçmiş – Marilyn L. HELL kitap kapağı

YEDİNCİ BÖLÜM ELENA Araba durduğunda derin bir nefes aldım. Arkamda bıraktığım o kanlı kaos, amcalarımın infazı ve babamın buz gibi otoritesi... Hepsi o kapıların ardında kalmıştı. Karşımda duran bu görkemli ama zarif malikane, benim için sadece bir bina değildi. Helen ile genç birer kızken koridorlarında kıkırdayarak koştuğumuz, pembe hayaller kurduğumuz, ilk aşklarımızı fısıldaştığımız yerdi. Şimdi ise buraya yıkılmış bir kadın, yaralı bir anne olarak dönüyordum. "Geldik bebeğim," diye mırıldandım. Helen’in ikizleri arabadan fırlar fırlamaz her zamanki gibi birbirlerine girmişlerdi. Biri diğerinin saçına asılırken, öteki ona minik bir tekme savuruyordu. Onların bu hayat dolu yaramazlığı içimi sızlattı. Alexander ise tam tersine, çekinerek elbisemin eteklerine yapıştı. Bir elinde eski robotuna sımsıkı sarılmış, kocaman korkulu gözlerle etrafı yokluyordu. Eğilip onun ipek gibi saçlarını okşadım. "Korkma canım, buraya tatil için geldik. Bak, Helen teyzen ve Marco amcanla çok eğleneceğiz. Parka gideceğiz, arkadaşlarınla oynayacaksın. Burayı kocaman bir oyun alanı gibi düşün, tamam mı?" Dudakları hafifçe yukarı kıvrıldı, cam gibi gözlerinde bir parıltı belirdi. "Çikolatalı dondurma da yiyebilir miyiz anne?" Gülümsemeye çalıştım ama boğazımdaki o yumru izin vermedi. Daha yeni atlattığı boğaz enfeksiyonunu hatırlayıp iç geçirdim. "Gidişata göre bakarız ama söz vermiyorum, tamam mı?" Sözümü duyar duymaz bir zafer edasıyla zıplayıp bacaklarıma sarıldı. Onun bu küçük mutluluğu, kalbimdeki o ağır yükü bir anlığına hafifletti. Malikaneye girdiğimizde o tanıdık zenginim lan ben diyen hava beni karşıladı. Marco’nun İtalyan kökenlerinden gelen o gösterişli, mermer ve altın varaklı dokunuşlar; Helen’in Rus ruhundan gelen tarihi ve zarif detaylarla harmanlanmıştı. Her yer mi altın varaklı olur? Devasa şömineler, yüksek tavanlar ve modern mobilyaların bu tuhaf ama büyüleyici birleşimi... Tam da onların evliliği gibiydi; zıt ama birbirine ait. "Tatlım, kıyafetleri yerleştirme işini yardımcılar halleder," dedi Helen, koluma girerek. Sesi her zamanki gibi yumuşacıktı. "Hadi bahçeye çıkalım. İlkbahar yaklaşıyor, havanın tadını çıkaralım. Sen yokken neler yaptık, bahçede neler değiştirdik hepsini anlatırım sana. Temiz hava sana iyi gelecek." Birlikte bahçeye çıktık. Toprak kokusu ve yeni açan çiçeklerin esintisi yüzüme çarptığında gerçekten de arındığımı hissettim. Helen heyecanla yeni diktiği güllerden bahsederken, gözlerim istemsizce malikanenin dış cephesine kaydı. Kuzey tarafındaki camlardan birinde, hayali bir bulanıklık içinde tanıdık bir siluet görür gibi oldum. Geniş omuzlar, dik bir duruş... Kahrolası yırtıcı gözler ne? Hah yok artık sanırım ilaçların verdiği bir bulanıklıktı... Onun Taranis olacağından değildi sanırım? Kahrolası ilaçlar... Kalbim hızla çarpmaya başladı. Ama hemen kafamı iki yana salladım. "Hayal görüyorum," diye fısıldadım kendi kendime. "Kullandığım o ağır ilaçlar zihnimi oyun oynuyor olmalı. Taranis’in burada ne işi olur?" Kendimi zorlayarak Helen’in anlattıklarına odaklandım. Akşam olduğunda evin aşçısı Greta’nın hazırladığı muhteşem yiyecekler ve dışarıdan getirilen dünyaca ünlü İtalyan şefin yaptığı sunumlarla donatılmış masaya oturduk. Gerçek bir kutlama yemeği gibiydi. Benim dünyam ise Alexander’ın etrafında dönüyordu. Onun tabağındaki yemeklerle oynamasını izledim, onunla fısıldaşarak sohbet ettim. Masanın diğer ucunda Marco ve Helen’in birbirlerine olan o tutkulu, aşk dolu bakışlarını gördüğümde içimi buruk bir özlem kapladı. Bir zamanlar ben de böyle sevileceğimi sanmıştım. Ali’nin o sahte cennetinde, aslında bir yalanın içinde boğulduğumu bilmeden... Şimdi ise bu muazzam sofrada, etrafım sevdiklerimle çevriliyken bile damarlarımda bir şeylerin eksildiğini, okyanusun dibine doğru çekildiğimi hissediyordum. Camda gördüğüm o gölge sanki hala oradaydı; beni izliyor, bekliyor ve en zayıf anımda üzerime çökmek için pusuda yatıyordu. Yemekten sonra odama çekildiğimde, malikanenin o görkemli havası üzerime çökmeye ba…

Bölümün tamamını WritePad'de oku