ALTINCI BÖLÜM
Yazar: Marilyn L. HELL

ALTINCI BÖLÜM TARANİS Elimdeki kehribar rengi viskiyi çalkalarken, karşımda oturan iki canavarı —Pakhan Vadim ve müstakbel Pakhan Boris’i— izliyordum. Masadaki o ağır sessizlik, sadece dökülen kandan değil, benden saklanan o leş kokulu sırlardan geliyordu. Dört gün önce bu odada yaşananlar, bir infazdan çok daha fazlasıydı. Vadim, öz kardeşleri Yuri ve Viktor’un önüne o tabakları koyduğunda, masada ölümün soğuk nefesi geziyordu. Dayım Hanley Mullen ’in sorguda eksilen parmaklarını kendi kardeşlerine yedirmek... Bu, Vadim ’in sadakatsizliğe vurduğu en ağır mühürdü. Kardeşleri o “özel tarifi” iştahla bitirip ihanetlerinin bedelini midelerinde taşırken, Vadim’ in onları oracıkta indirmesi İskoçya’daki en vahşi kabile savaşlarından bile daha etkileyiciydi. Dayım ölmüştü. Babamın beni zincirlemek için kullandığı o zayıf halka, parmaklarını yiyen amcaların kanıyla beraber bu odanın zeminine akıp gitmişti. Artık özgürdüm. “Uyuşturucu yok!” dedi Vadim, sesi bir mezar taşı kadar sertti. “Amerika’daki kulüpler yenilenecek. Ama o zehri Karpenkov topraklarına sokan olursa, kardeşlerimin yanına, cehennemin en dibine yollarım!” Boris, yanında buz gibi bir ifadeyle başını salladı. “Sevkiyatlar yolda Baba. İskoçya’dan gelecek olan yeni mühimmatlar hazır. Yasal olmayan her işi yapıyoruz ama uyuşturucu... O sınır bizim kırmızı çizgimiz.” Bakışlarımı camdan dışarı çevirdim. Elena, kucağında okyanus mavisi gözlerimin karbon kopyası olan o küçük çocukla —Alexander ile— gitmeye hazırlanıyordu. “Meksika işi ne alemde, Taranis?” Vadim’in sorusu beni o karanlık kuyudan çekti. “Hanley’nin ölümüyle o dosya kapandı Vadim,” dedim, sesimdeki bariton tını buz gibiydi. “Babamın beni Cara ile evlenmeye zorladığı o ‘ittifak’ artık bir cesetten ibaret. Birlik’in kontrolü bende. Amerika’daki gece kulüplerinin dekorasyonu için İtalyanlarla anlaştık. ‘Gece Siyahı’... Kanı en iyi o gizler.” Tam o sırada adamım içeri girdi ve o uğursuz dosyayı masaya bıraktı. Elena’nın Ali ile geçirdiği o sahte cennetin gerçek yüzü... Dosyayı açtığım an, parmaklarımın arasındaki kristal kadeh un ufak oldu. Viski, parmaklarımdaki kesiklere dolarken acıyı hissetmedim bile. Yoksunluk krizleri. Antidepresan süsü verilmiş sentetik zehirler. “O siktir boktan piç...” diye gürledim, sesim duvarlarda yankılandı. “Ali... Elena’ya antidepresan diye uyuşturucu vermiş. Onu kendine mahkûm etmek için, krizlerle boğuşsun ve diz çöksün diye karısını zehirlemiş” Vadim ve Boris yerlerinden kıpırdamadılar bile. Vadim sakince purosunu ateşlerken, Boris buz gibi bir bakışla beni süzdü. Onların bu tepkisizliği, mideme bir yumruk gibi oturdu. “Biliyordunuz,” dedim, sesim bir iblisin hırıltısına dönüştü. “Kızının o herif tarafından bir bağımlıya dönüştürüldüğünü, Cara ile Ali’nin Birlik’in arkasından iş çevirip yatağa girdiğini zaten biliyordunuz!” Boris hafifçe arkasına yaslandı. “Bratva her zaman izler Taranis. Ali’nin ihaneti yeni bir haber değil, sadece temizlenmesi gereken bir kirden ibaretti.” Bir kahkaha attım; bu, cehennemin kapılarının gıcırtısı gibi, sinir bozucu ve karanlık bir sesti. “Demek öyle... Babam beni Cara ile tehdit edip evlendirirken, o sürtük Elena’nın kocasıyla yatağa giriyormuş. Hanley de muhtemelen bu pisliğin başındaydı ama parmaklarını yerken bunları anlatacak vakti olmamıştır.” Hışımla ayağa kalktım, masanın üzerindeki her şeyi bir kenara iterek Vadim’in üzerine doğru eğildim. “O orman evi bir tatil yeri değil, bir rehabilitasyon merkezi olacak Vadim. Ve gardiyanı da benim. Elena’yı o bataklıktan ben çıkaracağım. Her krizinde, her titremesinde ona kimin sahibi olduğunu hatırlatacağım. Arınma süreci o zehri damarlarından tamamen çıktığında... Onu karım yapacağım.” Vadim, bu sözlerimin üzerine sert ve sinir dolu bir kahkaha attı. Bakışları birer cellat ilmeği gibi yüzüme kilitlendi. “Sen önce Cara’dan boşanıp karşıma çık Taranis. Karısı olan bir adamın, kızımı istemeye yüzü mü olur sanıyorsun?” Yüzümde karanlık, çarpık bir gülümseme belirdi. “Birlik’in yüzde yetmişi benim ağzımda…