PARALEL ENKAZ

ÇALINAN HAYATLAR

Yazar:

PARALEL ENKAZ – Pelisiraa kitap kapağı
PARALEL ENKAZ – Pelisiraa kitap kapağı

PARLA Dışarıdan insanlara sadece gördüklerini yorumlamak ne kadar kolay gelir değil mi? Gerçeği bilmeden öylece ilk aklına gelen kanıya varmak... Tıpkı Uzay'ın benim hakkımda olan düşünceleri gibiydi. Son konuştuğumuzda söylediği cümlelerin her biri kulaklarımda çınlamaya devam ediyordu. Kendi dertlerimi onlarla kıyasladığımı düşünmeleri ne acıydı. Gerçekten bilseydi başıma gelenleri, bitmek bilmeyen öfkemin sadece orada bırakıp gitmelerinden ibaret olmadığını anlasalardı yine beni suçlamaya devam eder miydi? Kaç kez aynı ortamda denk gelmiştik onlarla haberleri bile yoktu. Bir umut, bir çırpınış bekledim beni fark etmelerini. Oysa hepsi boşunaydı hiçbirinde bir el kadar uzaklarında olduğumu anlamayıp kendi mutluluklarını yaşamaya devam etmişlerdi. Bir keresinde arabanın içindeydim. Arka koltukta oturuyordum yanımda bir yanımda ben bağırıp çırpanmayayım diye ellerimi sabit tutmaya çalışan biri diğer yanımda ise silahını zaten korkudan bayılmak üzere olan tüm vücudu buz kesip kaskatı kesilen benim alnıma dayamış haldeydi. Her an ölebileceğimin korkusunu hissederek alıyordum nefeslerimi. O an kırmızı ışıklarda durduğumuzda caddeden karşı karşıya geçen arkadaşlarımı görmüştü gözlerim. Kendi aralarında bir şeyler konuşup gülüştükleri yüzlerindeki neşelerini, üzerlerindeki kıyafetleri her detayıyla hatırlıyorum. Belki beş on saniyelik çok kısaydı ama öylesine zihnime kazınmış ki gözlerimi kapattığımda aynı görüntüyü tekrar tekrar canlandırıyordum. Şuan dönüp baktığımda bile geçmişin acısı bir yumru düğümlenirdi boğazıma. Dışarıdan göründüğünde sanılanın aksine sadece o gece olanlar için suçlu değillerdi. Sonrasında yaşanması mümkün olupta başaramadığım her umudumun katilleriydiler. Çocukluğumun, masumiyetimin, en önemlisi de bir inancımın kalmamasının sorumlusuydular... ** Tüm bu düşüncelerden biraz da olsa zihnimi arındırıp olduğum yerde doğrulmuştum. Her zaman ki yorucu tempo ile geçen günlerden birini yaşıyordum. Az önce yeni bir dersim bitmişti ve bir sonraki dersimin başlamasına yaklaşık kırk dakikalık bir zaman dilimi olduğundan bende hızlı nefes alırken diğer yandan havlumu omzuma atarak dinlenme odalarından birine doğru ilerlemiştim. Kapıdan içeriye girdiğimde ders arası verildiğinden çoğu kişi zaten oradaydı. Bir kısmı kendi aralarında sohbet döndürürken onca kalabalığın içinde ilk fark ettiğim ve bakışlarımızın kesiştiği kişi Uzay olmuştu. Birkaç saniyelik bakışmamızın ardından bu sefer kafasını başka yöne çeviren ben olmamıştım. Geçen gün aramızda geçen konuşmadan sonra bugün böylesine bir yaklaşımda olmasına şaşırmamıştım çünkü bizim iletişimimizin olması gereken mesafe buydu. Onun hemen yakınlarında ise benim gözüm direkt Gamze'ye ilişmişti. Kıvırcık saçlarını tepeden bir toka ile tutturup topuz yapmış bir köşede öylece oturuyordu. Tüm dikkatini telefonuna vermiş bir şekilde birine mesaj yazıyor gibiydi. Yanına doğru ilerlediğimde suratıma içten bir gülümseme yerleştirmiştim. "Burası boşsa oturabilir miyim?" Benim sorumla kafasını telefondan kaldırıp onun da tebessüm etmesi bir olmuştu. "Tabiki sormana bile gerek yok." Sandalyeyi çekip nazik bir şekilde oturduğumda ben arada bir sessizlik olacağını düşünürken konuşmayı sürdüren taraf o olmuştu. "Ne zamandır denk gelemedik seninle sohbet etmeye pek fırsatımız olmadı ama alışmış görünüyorsun." "İlk hafta biraz beklediğimden yorucuydu sonrasında tempoya yavaş yavaş ayak uydurdum diyelim." "Bence şimdiden uyum sağlamışsın gibi görünüyor Parla." Bana verdiği bu destekten sonra gerçekten kendimi biraz olsun iyi hissetmeme neden olmuştu. Emek verdiğim bir işte başkaları tarafından övgü almak yaptıklarımın dışarıdan da görünür olduğunun kanıtıydı. Her ne kadar burada çalışmaya başlamamın asıl amacı farklı olsa da ben işimi yaptığım sürece bunu en iyi şekilde yansıtan tarafta olmak isterdim. Sonuç olarak bu yaptığım meslek de bundan sonra hayatımın büyük bir parçası haline gelecekti. Eski ‘dostlarımın’ karşısına çıkıp her geçen gün yüzlerinde ki bir parça da olsa o pişmanlık d…

Bölümün tamamını WritePad'de oku