PARALEL ENKAZ

BEKLENMEDİK HAMLE

Yazar:

PARALEL ENKAZ - Pelisiraa kitap kapağı
PARALEL ENKAZ kitap kapağı

Yüreğim bir ağacın dallarında olan yapraklar gini birer birer dökülüyor, nefesim sessizce çırpınıyordu adeta, sanki küçük bir kelebeğin kanat çırpması misaliydi. Şu kısacık yaşamda bugün varız ama belki yarın hiç olmayacağız. Yarına odaklandıkça bugün yaşayacağımız koca bir hayatı ellerimizden kayıp gidercesine kaybediyoruz. Kurduğumuz planlar, içimiz soğusun diye yapmak istediklerimiz var. Günü gelirde yapamazsak kendi içimizde ukde kalacak olayları, gün yüzüne çıkarmak için fırsat kolluyoruz. Tıpkı benim bugün yapmayı düşündüğüm gibi. Oldukça prestijli, çok işlek bir caddede yer alan restorandan içeriye giriş yapmıştım. İstanbul’da yeni açılan ve açıldığı gibi de büyük rehavet gören bir yerdi. Aynı zamanda Ülkü’nün burada mutfak şefi olarak çalıştığını öğrenmemle gitme listemde ilk sıraya koymuştum. Mekan oldukça nezih ve ferah görünüyordu. Tam öğlen saatleri olduğundan yoğunluğu da beklediğimden fazlaydı. Ülkü’yü daha rahat görebilmek için mutfak bölümünün camına yakın masalardan birine oturmuştum. Gözlerim birkaç saniye içinde Ülkü’yü gördüğünde saçlarını yukardan toplamış üzerindeki beyaz önlüğüyle tüm dikkatini önündeki tabağa odaklanmış durumdaydı. Ülkü dışarıdan bakıldığında kariyerinin zirvelerini yaşamakta olan başarılı bir kadındı Garson yanıma gelip menüyü uzattığında içindekilere bile bakmadan ‘‘Şefin özel tabağından istiyorum.’’ diye yanıtladım. ‘‘Tabi efendim başka bir arzunuz var mı?’’ sorusuna ise başımı iki yana sallayarak karşılık vermiştim. Garson yanımdan uzaklaşırken bense Ülkü’yü dikkatle izlemeye devam ediyordum. Çünkü buraya gelmemin asıl nedeni bu günün Ülkü’nün son iş günü olmasıydı ve ben son kez onun mutlu dünyasını ardından da benim zamanında yaşamış olduğum gibi onu da kendi enkazının içinde çırpınışlarını seyredecektim. Buranın müdürü ile daha önceden yaptığım görüşmelerin sonucunda bugün ise önden avans olarak belli bir miktar ücretini verecektim ardından Ülkü’nün buradan ayrılırken o yüz ifadesini görmek için sabırsızlanıyordum. Zalimlik değildi bu. Geç kalınmış bir hesaplaşmanın izleriydi. Benim mutsuzluğumdan beslenip hayatta kalan herkesi kendi cehennemlerini yaratarak yanmalarının sebebi olacaktım. Gram pişmanlık yaşamadan. Çünkü benim kalbim kurumuş, çelikten bir duvar gibi zırh örmüştü kendine. Aklımla kalbim nihayet karara tutunmuşlardı. Kapıdan içeriden hışımla giren Bulut’a gözlerimin kaymasıyla, yüzünden okunan sinirli hali oldukça belirgindi. Her neye öfkelendiyse suratı kıpkırmızı olmuş boynunun oradaki damarı belirginleşmişti. Beni bile gözü görmeden mutfağa Ülkü’nün yanına doğru gitmişti. Ülkü ise onu görünce elindeki işi bir kenara bırakıp Bulut’ dönmüştü. ‘‘Niye buraya kadar giriyorsun? Mutfağa başkalarının girmesinin yasak olduğunu biliyorsun.’’ Ülkü onu uyarırcasına konuştuğunda Bulut ise asla dinlemeyen bir hale bürünmüştü. ‘‘Başlatma şimdi mutfağa!’’ Ses tonu olması gerekenden fazla çıktığında ikisinin arasındaki bu gerginliğin sebebini daha çok merak eder olmuştum. ‘‘Neden yaptın bunu Ülkü? Bana söz vermiştin evdeki kimseye söylemeyeceğine dair.’’ ‘‘Bulut önce sesinin tonunu bir alçalt öyle konuş benimle. Burası iş yerim, sende bağırmaya devam edeceksen bu konuyu evde konuşalım, lütfen.’’ Bulut’un aksine Ülkü daha yapıcı bir tondan bakıyordu olaya. ‘‘Ben soruma cevap almadan gitmeyi düşünmüyorum. Benim aralarından en güvendiğim sen olduğun için gelip anlattım. Sen ne yaptın? Beş dakika bile ağzında tutamadan diğerlerine koşup yetiştirmişsin.’’ ‘‘Boğazına kadar borca batmış haldeydin! Motorunu sattın yine de karşılamadı o para. Bizden de yardım istemiyordun. Benimde aklıma başka bir çözüm yolu gelmedi.’' Ülkü konuştuktan sonra Bulut elleriyle çok sert bir şekilde alkışlayarak Ülkü’yle alay edercesine sözlerine devam etmişti. ‘‘Bravo sana! Yine kahramanlığını yapıp gidip herkese benim nasıl boktan bir herif olduğumu kanıtlamış oldun!’’ ‘’Bulut ne alakası var? Benim tek yaptığım sana yardımcı olmaktı. Uzay’a gidip anlattım çünkü benden yardım kabul etmiyordun. En azından bel…

Bölümün tamamını WritePad'de oku