PARALEL ENKAZ

AYNALAR VE MASKELER

Yazar:

PARALEL ENKAZ - Pelisiraa kitap kapağı
PARALEL ENKAZ kitap kapağı

UZAY Hava karardığında her zaman gittiğimiz mekanda buluşup hep beraber toplanmıştık. Bugünün anlamı aslında sadece Ülkü’nün doğum gününden ibaret değildi. Her birimiz için derin anlamlar taşıyan acı bir gündü ama biz yaşadığımız o günlerin geride kalması ve atlatabileceğimiz en az hasarlarla bu zamana gelebilmek için elimizden gelen tüm çabayı vermiştik. Ülkü defalarca intihar girişiminde bulunup her şeyi gözden çıkarmıştı. Biz elimizden geldiğince bunu değiştirmek için uğraşmıştık. Tıpkı bugün hep bir araya geldiğimiz ve bu doğum gününü kutluyor olmamız gibi. Kendini yeniden hayata bağlayabilmesi için tüm bu yaşananlarda bir suçu olmadığını kabul etmeliydi. Hepimizin yapmaya çalıştığı gibi. Artık kendimize yüklenmek yerine bize acı veren her anıyla savaşmayı, günü geldiğinde eskisinden bile güçlü olup dimdik ayakta durabilmeyi başaralım istedik. ‘’Aramızdaki en nazik prensesimize özel muhteşem bir pasta hazırladık!’’ Bulut elinde sallayarak getirmek üzere olduğu pastayı masanın üzerine bıraktığında hepimizin bakışları Ülkü'de kilitlenmişti. Yüzünde acıyla karışık bir gülümseme vardı. Sanki gülmeye çalışıyor ama bunun için kendini zorluyor gibiydi. "Tüm bunları hazırladığınız için hepinize çok teşekkür ederim. Gerçekten beni çok mutlu ettiniz." Bir yandan gülümsese de gözlerinden süzülen yaşı hepimiz fark etmiştik. Ada ise hızlıca onun gözlerinden akan damlaları elleriyle silip "Bugün ağlamak yok, insan kendi doğum gününde mutsuz olmaz dimi?" demişti. "Ama kendi doğum gününde tüm ailesini kaybettiyse, mutlu olması o zaman tuhaf olmaz mı?" Ülkü bu cümleleri söylerken bile sesinin titremesi aslında ne hissettiğini bize gösteriyordu. "Haklısın ama konuştuk bunları.. Biz ne kadar üzgün olursak olalım, başımıza gelen şeylerin bizi içine hapsetmesine izin vermeyecektik." Ada'nın ses tonu daha kendinden emin bir tınıdaydı. "Hem ben eminim ki Parla da bizimle olsaydı, o da senin kendini suçlamanı değil mutlu olmanı tercih ederdi." "Ben sizin kadar olaylara toz pembe tarafından bakamıyorum malesef." Eren uzun süren sessizliğini bozup konuştuğunda her seferinde olduğu gibi ortamdaki farklı fikiri söyleyen kişi olmuştu. "Geçmişi ne çabuk unuttunuz bilmiyorum ama biz o gün Parla'yı arkamızda bıraktık! Biz kaçarken yanımızda olmadığını bile fark etmedik. Kendimizi kandırmak yerine gerçekten olanları yorumlayalım. O kız bizim yüzümüzden öldü..." "Eren bence tamam artık! Ülkü'yü tanımıyormuş gibi konuşuyorsun. Kızı zaten doğum günlerini kutlamaya zar zor ikna ettik. Sen böyle konuştuğunda kendimizi suçladık diyelim. Elimize ne geçecek? Geçmişi değiştirebilecek miyiz?" Ellerimi göğsümde kavuşturmuşken olaya kendi açımdan yorumumu yapmıştım. Ne kadar geçmişi kurcalarsak her defasında bizi daha fazla içine çekerdi. Geçmişte yaşanlardan dolayı hepimiz kendimizi eksik hissetmiştik. Aramızda belkide en çok olmayı hak edenlerden biri olan dostumuz şuan yoktu. Biz ise onun öldürüleceğini bildiğimiz halde kurtaramamıştık. Ama kurtarmak için çabalamıştık. Bu bile isteye yaptığımız bir terk ediş değildi. Eğer değiştirme şansımız olsa tekrardan aynı güne dönmek isterdik ama artık yaşanan yaşanmıştı. Geçmişi değiştirmek için istesemde bir şey yapamazdım ama bir dostumuzu kaybettiğimiz gibi, birbirimizi de kaybetmemek bizim elimizdeydi. "Yine mi başladık bu mevzuya?" Bulut huzursuzca derin bir nefes alıp kaşlarını çatmıştı. "Uzay haklı abi! Geçmiş geçmişte kaldı! Biz elimizden geleni yaptık. O gün o şartlarda başka şansımız yoktu. Önümüze bakmamız gerekiyor." "Elimizden geleni yaptığımızı mı düşünüyorsun gerçekten Bulut? Bu mu yani kendini teselli etme şeklin?!" Eren bu sözleri söylemesinin hemen ardından siniri bozulmuşcasına gülmüştü. "Teselli etmiyorum! Ben önümüze bakmayı tercih ediyorum kardeşim. Sanada aynısını tavsiye ederim Eren!" "Sen yok sayınca tüm bu olanlar hiç yaşanmamış olmuyorlar! Kendini bir yalana inandırıp gerçeğin gölgesinde bırakıyorsun o kadar." Eren ve Bulut'un anlaşmazlığından çıkan tartışma ile ortam hiç olmayacak bir günde yine…

Bölümün tamamını WritePad'de oku