ÖZGÜRLÜĞE BİR İMZA

Geçmişle gelecek arasındaki o araf

Yazar:

ÖZGÜRLÜĞE BİR İMZA - Zahide irem Zahit kitap kapağı
ÖZGÜRLÜĞE BİR İMZA kitap kapağı

BÖLÜM 1; Altı yıl geçti, Bazı yaralar kapandı, bazılarıysa sadece kabuk bağladı… Alarm her sabah olduğu gibi saat altıda çaldı. Üçüncü kez ertelememe rağmen odanın sessizliği alarm sesinden daha rahatsız ediciydi. Eski yatağımdan doğrulup tavana baktım. Tavanın sağ köşesindeki rutubet lekesi hâlâ aynı yerdeydi. Altı yıl önce nasılsa bugünde öyleydi. Belki ben büyümüştüm. Ama ev büyümemişti. Ayağım zemine bastığında evden gelen tek ses mutfakta çalışan buzdolabının uğultusuydu. Artık kimse bana kahvaltı hazırlamıyordu. Kimse ‘geç kalacaksın’ demiyordu. Zaten bende bir yerlere geç kalmıyordum… Yada… Kimse artık limonlu kek yapmıyordu… Dolabın kapağını açtım. Yarım paket kahve, bir şişe su ve ay sonuna kadar yetmesi gereken zeytin, peynir ve bir kaç yumurta. Hemen hızlıca bir fincan kahvemi yapıp tekrardan odama geçtim. Yaz ayında olduğumuz için Ankara feci halde sıcaktı. Üzerime siyah bir crop altıma ise siyah bir şort geçirdim. Kahvemi de bitirdikten sonra evden çıkıp işyerime doğru yürüdüm. Kablolu olan kulaklığımı takıp Altındağ’ın dar sokaklarında kulağımda Candan Erçetinden/ Şehir şarkısını dinleyerek iş yerime doğru yürümeye başladım. İş yerim evime yürüme mesafesindeydi. Kafede çalışıyordum. Mahalle arasında sıkışıp kalmış dış cephesindeki boyaları çoktan dökülmeye başlamış küçük bir kafede dört yıldır çalışıyordum. Sabahları emekliler eksik olmazdı öğlen ve öğleden sonra ise üniversite öğrencileri eksik olmazdı. Dört yıldır çalıştığım için artık müşterileri tanıyordum kimin nerede oturduğunu, kiminin nasıl kahve içtiğini, kiminin üniversiteli, kiminin emekli kiminin ise yoldan geçip uğrayan bir müşter, olduğunu hepsini bilirdim. Kafeye geldiğimde kulaklığımı çantama atıp hemen kasa tarafında bulunan önlüğümü alıp güler yüzümle kasa tarafına Cemal amcanın yerine geçtim. Yazılı olmayan bir kural vardı o da Celal amca kasa tarafında yoksa benim oraya geçmemdi. Cemal amcanın oğlu Arda bile geçmezdi. Kafede benimle birlikte 4 çalışan vardı. Ben, Belgin, Cenk ve hakan vardı. Bizim dışımızda Celal amca ve oğlu Arda vardı yani toplamda altı kişiydik. ‘Günaydın Mira’ dedi belgin yanıma gelerek ‘Günaydın’ dedim bende gülümseyerek. Belgin, 163 boylarında, hafif kilolu, koyu kumral, kahve gözlü bir kızdı. Benimle aynı yaşta 20 yaşındaydı. İkimizinde çalışmaya ihtiyacı olduğundan üniversite düşünmemiştik. Gerçi bana nazaran Belgin üniversiteye gitmeyi çok isterdi. Kafeye gelen her üniversiteli gençlere özenerek bakıyordu ama annesi ve erkek kardeşine bakabilmek için çalışmak zorundaydı. Belgin o eve para götürmek zorundaydı. Hayat böyle bir şeydi işte birileri için fedakarlık yapılırdı her zaman… ‘sana diyorum kız, abinin açık görüşü ne zaman’ belginin konuşmasıyla ona döndüm. Abim. Evet bir abim vardı, altı yıldır hapisteydi ama vardı. Mert Efe Vural. Bu hayattaki tek varlığım. Tek yaşama sebebim… ‘Ne açık görüşü ya, durmuyor ki bir türlü’ dedim kaşlarımı çatarak ‘yine ne yaptı?’ diye sordu ‘Her zaman yaptıkları işte bir türlü durmuyor. Her gittiğimde diyorum ona biraz kendine sahip çık artık kavga etme yok ama paşamız dikine gidiyor’ sinirlenmiştim yine ‘hayır anlamadığı tek şey kavga çıkarttıkça açık görüşememe cezası alıyor ve ben abime sarılamıyorum ya’ dedim sitem ederek. Abim sinir hastasının tekiydi. Özellikle de hapishaneye girdiğindendir kendini kontrol edmiyordu kafasına öyle bir kodlamıştı ki sanıyordu hiç bir zaman çıkamayacak oradan. En büyük korkumda oydu ya çıkamazsa? ‘hayda bu eskiden böyle değildi niye böyle oldu anlamadım ki?’ dedi belgin kendi kendine konuşarak. Telefonumu elime alarak tarihe baktım 29 Temmuzdu. İki gün sonra maaşım yatıyordu. 18 yaşıma girdikten sonra her ay abime düzenli bir şekilde para gönderiyordum. Abim rahat olsun diye iki işte çalışıyordum. Fakat abim bunu bilmiyordu… Ben, Mira Vural. Abisinin kızıydım ben… 17 yaşımdan beridir çalışıyordum ben. 18 yaşıma girdiğimde ise elimde olan paranın bir miktarını abime göndermiştim. Abim ben 14 yaşındayken hapise girmişti bende o zamanlar yetiştirme…

Bölümün tamamını WritePad'de oku