3|Cennetin Yasak Elması
Yazar: aslı Keleş

Beni Instagramdan takip edebilir misiniz? @palvinlerdenkitap İyi okumalar... 🖋️🖋️🖋️ 3. bölüm adı;Cennetin yasak elması "Yasaklar cazip gelirdi insanlara ve ben ilk kez bir günahı bu kadar arzuluyordum." Her insan büyürken biraz biraz eksiktir,belki de tüm çabamız bundandır,içimizde ki eksikliği görür ve tamamlamaya çalışırız. Zaman zaman kayboluruz, kendimizi, kim olduğumuzu, hangi amaç uğruna savaştığımızı unuturuz. En önemlisi neyi aradığımızı unuturuz, öyle ki adım attığımız sokaklar bizim sonumuz olur,adım atarız gözlerimizi kapatırız ve başka bir adımla gözlerimizi araladığımızda bambaşka bir yerde buluruz kendimizi. Kaybolmuşuzdur aslında ama en başından beri olmamız gereken yerdeymiş,evimizdeymiş gibi hissederiz ya. Ben evimdeydim,hiç tanımadığım bir adamın boyun girintisine başımı yaslamış,avuçlarım omuzlarındaydı ve ben burada hiç olmadığım kadar evimde hissediyordum. Kâbus görmüştüm,yaşadığım anları, acıları bir bir tekrar yaşamıştım, öyle ki uykumda sayıklamış üstüne çığlık atarak uyanmıştım. Bana onca hakareti edip gittiğini sandığım Bediz ise bir anda ortada belirip beni kendine çekmiş,kafamı boyun girintisine yaslamış,kollarını onun yanında minicik kalan bedenime sarmıştı. Doğduğumdan beri tek amacım nefes almak olan ben,ilk kez huzuru bu adamın kollarında bulmuştum. Yanlışın eşiğindeydim, bu adam yanlıştı, bulunduğumuz konum yanlıştı ama her şey bi' o kadar doğruydu. Sanki bu adamın kollarında olmam gerekiyordu,sanki bulunduğumuz noktada olmam gerekiyordu ve sanki bu adam benim doğrumdu. Bir adam nasıl yanlış kelimesinin vücut bulmuş haliyken,tüm doğrular ona sığınabilirdi ki? Kollarının arasından çıkmadım,aksine kaburgalarını ellerimle açıp kalbinin köşesine kıvrılmak istercesine daha sindim göğüsüne. "Amacın ne?" dedim, sesimdeki huzur ona da yansıyordu,kafamı kaldırmak yüzüne bakmak istedim. Mimiklerini görmek, gerçekten söylediği kelimenin hissini yüzünde taşıyormuydu bilmek istedim. İzin vermedi, daha çok bastırdı kafamı göğüsüne. "Zamanı gelince öğreneceksin Anka," dedi, sesini ilk kez bu tonda duyuyordum. Naif'ti, bir bebeği kucağına almış onu uyutmak ister gibiydi sesi. Yüzünü görmek isterdim, hissediyordum çünkü onunda mimikleri, duyguları vardı. O da hissedebiliyordu herkes gibi,sadece gizliyordu. Geçmişteki acılarından kaçabilmek için duvarlar örmüştü kendine,kimseyi o sınırlar içine almıyordu bunu görebiliyordum. Bu sert görünümünün,ruhsuz bakan gözlerinin altında dipsiz bir acı vardı. Yaralarını sarmak istedim o an,ruhuna yara bandı olmak istedim, tüm acıları kabuk bağlayıp yok olana kadar sarılmak istedim. "Neren acıyor Bediz?" diye sordum fısıltıyla, elim kalbinin üzerinde,kafam göğüsünde yaslıydı. Kalp atışları,nefes alışları kadar yavaş ve düzenliydi. Sıcak nefesini saçlarımın üzerinde hissettim o an, dudakları aralandı geri kapandı. Merak içindeydim,yangının nerede olduğunu, neden başladığı bilmek istiyordum. "Göremeyeceğin kadar derinde Anka, dokunamayacağın kadar yanıyor." Dudaklarını saçlarımdan çekti,geri çekildim biraz,Mavi irislerinde ilk kez acıyı hissettim. Paramparça bir adam vardı karşımdı, derinde diyordu acım, ne kadar derindeydi? Ya yanmak istiyorsam? Parmaklarımla hafifçe göğüsüne dokundum,derin bir nefes çekti ciğlerine odada ki tüm havayı ciğerlerine hapsedercesine. Sanki yanlış bir yeş yapmışçasına göz kapaklarını mavi irislerinin üzerine örttü, açtığındaysa yine aynı kişiydi. Örmüştü duvarlarını, açmıştı aramızdaki mesafesini,hüzünlü gözlerin yerini nefret dolu bakışları almıştı. Belimde ki kollarını çekip ayağı kalkmış arkasına dahi bakmadan çıkmıştı odadan. Acı paylaştıkça hafifler derdi annem, paylaş ki hafiflesin acın,öyle bir paylaş ki sana kalmasın acından geriye bir şey. Peki sen neden paylaşmıyorsun acını? Kaybedeceğin acın değil mi yoksa, ne saklı kalbinde,acından başka ne saklı bedeninde. Durma paylaş acını,sen acı değilsin çünkü, sadece acıya alışıksın, bir bağımlı gibi yaşamayı öğrenmişsin sadece. Korhan elinde kıyafet ve ayakkabılarla içeri girdiğinde anlamaya…