Oyun Bozan

21| Biyolojik Unsur

Yazar:

Oyun Bozan - aslı Keleş kitap kapağı
Oyun Bozan kitap kapağı

21. Bölüm: Biyolojik Unsur "Kimsesizliği mesken tutmuş bu yüreğim, onun sancıyan kalbini ağırlamak istedi." Saatlerdir dizlerimin üzerinde oturuyordum. Annemin günlüğü önümde açıktı. Mürekkep dağılmış, kelimeler gözyaşlarımla bulanmıştı. Bazen bir insanı öldürmek için silaha gerek olmadığını o gece öğrendim. Bazen susmak yeterdi. Bazen gözlerini kapamak, kulaklarını sağır etmek; bir tetiği çekmekten daha kanlıydı. Annem bizi seçmişti, suskunluğunun bedelini bile bile. Anneme artık masum diyemiyorum çünkü annem o eşiği geçmişti. Onun suskunluğu bir aileyi toprağa gömmüştü. Ellerim titrerken aynadaki yansımama baktım. Orada kim vardı? Feraye’nin korkaklığı mı? Mehmet’in kanlı mirası mı? Yoksa hâlâ yanmamış bir tarafım mı? Bediz’in sesi kulaklarımda yankılandı. “Göremeyeceğin kadar derinde Anka, dokunamayacağın kadar yanıyor." Yanıyordum ama onun acısına değil; Gözlerinde şefkati bulduğum kadının göremediğim vicdansız tarafına. Artık yanmak bile umurum da değildi, ben sadece dönüşmekten korkuyordum. Porselen bebeğin dönüşebileceği o canavardan korkuyordum ve ben tamda o eşikte durmuş parçalanmış yanıma bakıyordum aynada. Belki de tüm mesele buydu, o eşiği geçip geçmeyeceğim. Bediz belki de haklıydı, benim içimde ki karanlığı aydınlatan tarafım zamanla umutsuzluğa yenik düşecekti. Bediz’in yanında maskesizdim. İçimdeki acınası yanımı gören tek kişi oydu. Yargılamıyordu, korkmuyordu. Hatta hoşuna gidiyordu. İçimde sakladığım karanlık, onun gözlerinde çiçek açıyordu ve bu beni dehşete düşürüyordu çünkü onunla birlikte yanmak istiyordum. Lakin isteyeceğim son şey tekrardan küle dönüşmekti. Yatağın kenarından kalktım. Ayaklarım beni camın önüne götürdü. Gece koyu bir mürekkep gibi şehri örtmüştü. Gökyüzü karanlık değildi sadece; ağırdı. Sanki her yıldız işlenmiş bir günahın tanığıydı. Onlarda susturulmuştu, üzerine örtülen bulutlar sayesinde. Onun yanına gitmek istedim. Kapısını çalıp, “Korkuyorum ama yine de buradayım,” demek istedim. Kollarına girip o ateşe teslim olmak istedim. Şöyle ki o kapıyı bir kez çalarsam, bir daha kapanmayacaktı çünkü Bediz kurtarılabilir değildi, karanlığı bir kapan misaliydi. O cinayetlerini çiçekler ile süslemeyi öğrenmiş bir katildi ve ben çiçek kokusuna aldanacak kadar saf değildim artık. Ona karşı hissettiğim duygunun bir adı yoktu. Ne aşıktım ona, ne de nefret besliyordum içten içe ama nedenini anlamadığım bir şekilde o yanımda iken Dünya yavaşlıyor, insanların sesi kısılıyordu ve en önemlisi herkesin ona baktığında korktuğu karanlık bana bakınca duruluyor. Gözlerimi kapadım. Derin bir nefes aldım ve ilk defa dürüst oldum kendime karşı. Ben karanlık değildim ama ışık da değildim. Ben ateştim ve ateş yakmak zorunda değildi. Bazı anlar vardır kaderin ortasına bir düğüm atar, işte tam o andaydım. Ona gitmek kendimden vazgeçmek demekti. Belki kaderimiz aynı çizginin üzerine yazılmıştı ama elimde bir makas ben o düğümü kesiyordum şu an. Çaresizce göz yaşlarımı silip ayağa kalktım, zorda olsa elbisenin fermuarını açıp elbisenin yere süzülüşünü izledim aynadan. Ardından sıcak bir duşa girip üzerime pijamalarımı geçirdim ve kendimi soğuk yorganın altına bıraktım. Küçülebildiğim kadar küçülüp cenin pozisyonu aldım yorganın altında. Gözlerimi kapatıp zor da olsa uyumaya çalıştım üzerimde ki karabasana rağmen. Hızla çıktığım kapıdan arkama bakmadan koşmaya başladım. "Nereye gittiğini zannediyorsun dur!" Arkamdan gürleyen adama aldırış etmeden koşmaya devam ettim. Ayağımın altına batan taşlar canımı yakmaya başlamışlardı, hatta belki kanıyor bile olabilirdi tabanlarım ama aldırış etmedim. Durmak benim için bir felaket olurdu. "Sende katilsin!" Katil değildim ben. Olamazdım. Sokaktaki lögar kapağına takılıp dizlerimin üzerine düştüm. Ayağa kalkmak istedim ama yapamadım. Ayaklarım kirlenmişti adeta. "Değilim," dedim. "Ben katil değilim!" Diye bağırdım son gücümle. Gözlerimden akan yaşları silmek için ellerimi yüzüme götürdüm ama ıslaktı. Herhalde düştüğümde sıyrılmıştı avuçlarım. "Kalk ayağa!" Beha beni saçımdan…

Bölümün tamamını WritePad'de oku