Oyun Bozan

15| İntikamın Pençesinde

Yazar:

Oyun Bozan - aslı Keleş kitap kapağı
Oyun Bozan kitap kapağı

15. Bölüm : İntikamın Pençesinde “İntikam sandım adını; meğer içimde, sessizce büyüttüğüm bir çaresizlikmiş.” Bediz ellerine bulaşmış kan ve gözlerinden yıllar sonra ilk kez akan yaşlarla baka kalmıştı. Herkesin cerrah diye tanıdığı Bediz Arden’in de bir kalbi vardı tabi ki. Kaç inkar daha saklardı kalbinde ki ateşi Bediz Arden? Kaç oyun daha soğuturdu içinde ki çocuğu? Kaç, kaç ki kimse görmesin öldürdüğün kişinin kirlettiğin mabedini... Kaç, kaç ki kimse görmesin yok ettiğin masumiyetin gölgesini. Kaç ki: kimse görmesin kanatlarını koparttığın meleğin eline bulaşmış kanını... Bediz öylece dona kalmıştı arkalarında ne bir adım ileri gidebilmişti ne de geri. Yüreğin de yanan ateşi ancak Rüya dindirebilirdi lakin ondan geriye ne bırakmıştı ki. Dizlerinin üzerine çökmüş acı acı nefesler alıyordu sadece. İntikamın bedeli ağır gelmişti omuzlarına genç adamın. Saatlerce öylece dizlerinin üzerinde durmuş birinin gelip onu almasını beklemişti. Ne gelen olmuştu ne giden. Kendine her ne kadar itiraf edemese de gururuna yediremese de ailesinin katilinin kızına aşık olmuştu Bediz Arden. Yıllardır yok saydığı kalbinin sıcaklığını ilk kez Rüya’nın gözlerinin içine bakarken fark etmişti. “Demek buradasın.” Öfke ile bağıran sese karşı hiç tepki vermedi genç adam. Mehmet Karalay sert adımlarla yaklaştı yanına, adamlarını onu kaldırması için işaret vermişti. Arkasına geçip kollarından tutan iri yarı adamlara hiç karşı koymadı, istese tek hamlesiyle onları yere serebilirdi ama ruhuna açılan derin yarık buna izin vermiyordu. Mehmet’in ardı ardına geçirdiği yumruklara hiç itiraz etmedi, aksine zevk alıyor gibi kıvrılmıştı genç adamın dudakları. Yaptıklarının bedelini ödemek bu kadar kolay değildi. Her yumrukta canı yansa bile ruhunu hafiflettiğini düşünüyordu genç adam, bunu hak ettiğini düşünüyordu. “Nerede o fahişe söyle!” Hiddetle kükreyen Mehmet’in kahverengi gözleri siyaha bürünmüştü. Ardındaki gerçeği bilmeden yaptığı bu büyük hamle canını çok yakacaktı. “O senin...” Sözü yarıda kalmıştı genç adamın, ağızına dolan kan’ı tükürüp Mehmet’in yüzüne baktı sinsice. Belki masumiyeti katledilmişti bir genç kızın ama intikamını da almıştı bir yandan bu genç adam. “Kızın.” Mehmet duydukları karşısında bir kaç adım geri sendelemişti. “Benim kızım öldü!” Bağırışı boş koridorda yankılanırken adam içinden defalarca kez tekrar etti bu cümleyi. Benim kızım öldü... Benim kızım öldü... Bazı gerçekler yalanlardan daha acı verici olmuştur hep, işte o acı gerçekte buydu. Kızı yaşıyordu ama o bunu daha yeni öğreniyordu. “Benim kızım lösemi oldu ve öldü.” Diye fısıldadı kırklarının sonuna yaklaşmış adam. “Onun adı Bade idi.” Gerçek o kadar ağır gelmişti ki her geri adımın da bildiklerini sıralıyordu adam. “Feraye’yi bu yüzden öldürttüm.” “O yaşıyor Mehmet!” Histerik bir gülüş patlamıştı genç adam. Belki bu adam onu öldürürse kendini hapis ettiği bu kirli oyundan diskalifiye olmuş olurdu. Ama tahmin ettiği gibi olmadı Mehmet sarsak adımlarla o evden çıkıp gitti, korumalar Bediz’in kollarını bıraktı ve genç adam olduğu yere yığıldı. Haftalar geçti aradan genç adamın sakalları uzatmıştı, göz altları uykusuzluk ve yorgunluktan çökmüştü. Doğru düzgün yemek yemiyor, hatta perdeyi bile aralamıyordu. Bir kez daha gitti Cemre’nin kapısına. Hunharca yumrukladı kapıyı. Açan olmadı, haftalardır açan olmuyordu o kapıyı. “Korhan bari şu telefonu aç!” Dedi aramayı başlatırken. Çaldı, çaldı, çaldı. En sonunda mesaj bırakın dedi telesekreter “Aç işte siktiğimin aramasını!” Sinirle duvara fırlattığı telefonun ekranı paramparça olurken yüzünü sıvazlamaya başlamıştı. Ne hissettiğini ne yaptığını kendisi bile bilmiyordu, sadece ayağa kalktı kapıya yöneldi ve arabasına bindi. Son sürat sürdüğü arabayı ilk karşılaştıkları sokağa sürdü. Ardından son durağı Rüya’nın kapısıydı. Sert yumruklarla çaldığı kapıyı kırklı yaşlarında, kendisi zayıf göbeği önde bir adam açtı. Baştan aşağı süzdü bu adamı. Kirli sakalları, birbirine girmiş saçları, ayağında kauçuk siyah terlikler, gri bir eşofman…

Bölümün tamamını WritePad'de oku